13 Kasım 2016 Pazar

BABAMIN CENAZESİ

Çoçukluk Yıllarımı  annemin evde gelinliği'nin eteklerini sürttüğü o eski kırımızı halının üzerinde tv karşısında geçirdim. En azından okuldan ve dışar da arkadaşlarımla geçirdiğim vaktin kalanında evdeki babamla olan ilişkimin özeti bu. Ben halıda oyun oynar, yemek yer, babam ise haberleri izledikten hemen sonra sosyal hayatını oluşturan kahve masaları, okey, pişti gibi oyunlarla vakit geçirirdi. Benım butun çoçukluğumu ve ergenlik sürecimde anılarıma bu şekilde kazındı. 22 Yıllık aile hayatımda beraber aynı masada ne yemek yedik nede beraber bir oyunda karakter olabildik. birbirimize bir o kadar tanıdık bir o kadar yabancıydık. 23 yaşıma geldiğimde cinsel kimliğimi keşfetmeye başladım. evde kendime ait bir odam olmadığı için salonu kendime bir yer edindim. babama göre evde ayrı odalar olamaz,ev onun ve hepimiz ona aittik. Okulum bitmiş ve ben geri kalan yıllarmı ailemın evinde kalıp çalışarak geçirmeye başlamıştım. akşamları ise geç'de olsa sahip olduğum odamda pc başında eşcinselliğin ne olduğunu  anlamdırmakla geçiriyor, kendimi ve benim gibi olan insanları aramaya başmıştım. Sevgiyi, aşkı en çok da gerçekten benımle gurur duyacak, benı sevecek ve benı bağrına basacak birini aradım. Babamdan duymadığım sözleri belkide duyacağım rol modelım olacak o adamı aslında bakarsanız babamı arıyordum. Ona her yakınlaşmaya çalıştığımda baba dediğim her kelime boğazımda ba hecesinde ıslanıyor arsıdnan ''ne istiyorsun''? diye yanıt verdiğind gözlerimden yaş olarak düşüyordu. ona göre babalık ailesinin karnını doyrumak. Belli bir yaşa kadar çoçuklarını büyütmekti. Sevgiyi anlamlandıramıyordum. dokunmaktan ziyade sözcüklerin sevgiyle anlam bulmasından ziyade sadece poşette duran 4 yumurta 2 ekmek den ibaretti sevgi.
Babamla 23 yaşımın son aylarında çok tartıştık sürekli ona sevgiyi anlatmaya çalıştım sürekli ona başımı hiç okşamadığını söyledim her seferinde o 4 yumurta 2 ekmek ile cevap verip kapıyı yüzüme vururdu.
geceleri pc başında geçirdiğim sürede bir adamla tanıştım, babacan, olgun,44 yaş ve dudaklarından beni çok seveceği, korkmam gerektiği gibi bir çok kelime düşüyor, benim ne kadar güzel olduğumu devamlı söyleyip bana kendimi çok özel hissettiriyordu. artık herşey daha zordu. babamdan sevgi ummayı bırakıp ondan nasıl uzaklaşabilirim soruları kafamı kurcalıyordu. izmirde ayrı bir eve çıkıp üniversite yıllarıma kadar o adamla yazıştım babamdan koptum aılemden çoçuklugumdan herşeyimden. o benden hep uzaktı ama kalbimden de uzaklaştı artık. yıllar geçti derken üniversiteyi kazandım aşk yaşadım blogumu takıp edenler bilir. çok kişi hayatımdan geldi geçti babamla sadece telefonda ettiğimiz sıradan  diyalogların dışında özel bir kelime zaten hiç duymadım.
ilişkilerimin hepsi sadece olgun karakterlı ve yaş ortalaması olgun kişileri kapsayan insanlardan oluşuyordu. şuan 31 yaşımdayım 6 ay önce yaşadığımız bir tartışmadan sonra babamla artık hiç konuşmuyor hiç görüşmüyorduk. bazı geceler beni arardı ama grurumdan belkide beni daha çok sever, sesimi uzun süre duymassa diye telefonlarını hiç açamadım. Burnu sürtsünde aklı başına gelsin istiyordum. ama benı her aradıgında yok sana şu belge geldi yok bankadan ihbarname geldi diye şikayette bulunurdu. bende her zaman o yuzden aradığında yine bişe oldu aq yoksa bu benı aramaz diyordum. neyse 6 ay oldu, bir sabah iş yerinde, sabah telefon geldi babamın ölüm haberini aldım. Zaten yıllardır ayrı oldugum için şaşkınlık ama yabancı birini kaybetmişim gibi tamam geliyorum deyip metanetli bir durumda telefonu kapattım. en yakın dostumu aradım. beni gelip aldı sarıldık biraz gözlerim doldu sonra onunla yola koyuldum. yolda ağladım güldüm uğurladım içimden ama vicdanımda içimi yakan şey onu çok özlemiştim biliyorum görsem yine hemen kaçmak ondan uzaklaşmak istiycektim ama işte sesini duymak isterdim. en çokda morgda onu kefene sarılı gördüğümde ağlamıştım. kendimi çoçukluğumu kaybetmiş sanki muhteşem babamı kaybetmiştim. herşey ellerimle onu tutup mezarına koyana kadar sürdü gözyaşlarımı ara ara kimi zamanda içime akıtıyordum. bu en zor zamanımda can dostum öz kardeşimden ayırt etmediğim hakan hep yanımda oldu. eger o olmasa bu süreci daha zor atlatırdım.
Ona içimde nefret değil ama yaşadığım bu boktan hayatın sebebi olduğu için hep kızıyordum. kendi hayatımı hep beni sevecek biri aramak yada hayatımın en önemli yıllarını değmicek adamlar için harcadıgımdan, içimde eksik kalan o sevgiyi aramakla geçirdiğimden babama karşı bir soğukluk bıraktım kalbimde, öldüğünde yasını tutamayacak kadar yabancılaşmıştı bana.
İşte böyle hiç inanmadım gerçekten bir gün öleceğine ölüm kelimesinin yanına insan sevdiği kişileri yakıştıramıyor. ama kaçınızlamaz son sizi buluyor ne kadar sevmesenizde ne kadar onlardan kaçsanızda asla bir telefonu çok görmeyin sonra boşlukta bir ses babanızın sesini kulağınıza fısıldıyor duruyor iki hafta geçti ama neredeyse her gece onu görüyor onu daha çok özlüyorum.