21 Mart 2016 Pazartesi

(KUTSAL KİTABIM) OLMAK İSTEDİĞİM VE OLAMADIĞIM HER ŞEYİM BEN...

1/1 Bütün hayatım metro istasyonları ve evime giden yolların üzerinden iş yerinde kesişip, akşamın karanlığı bastırdığında tıpkı bir bant kaydı gibi geri sarıyor. doğum ve ölüm gibi yaşam.Uyanmaksa dirilmek gibi. uyumaksa ölüm.
1/2 aşk yok sevgi yok ailem yok dostlarım yok arkadaşlarım yok herşey çok uzak dahada uzaklaşıyor gitgide kısalıyor ağzımda sözcükler görünen herşey gibi. daha az insanla  konuşuyor daha çok kendimle yüzleşiyorum. yalnızlığımla benliğimle sürekli konuşuyorum.aslına bakarssanız o hiç susmak bilmiyor. fısıldıyor geceleri, olmak istediğim ve olamadığım herşey o. herşeyi fısıldıyor kulaklarıma. dokunuyor bana sözcükleriyle.
1/3merhametiminden yararlanıyor.üzülüyorum ona. acıyorum yalnızlığına... sonra bir ayna ile geliyor bana. kafamı kaldırıp aynaya baktığımda onu görüyorum. kendimi görüyorum. olmak istediğim ve olamadığım her şeyim ben. SÖYLEMEK isteyipte içime gömdüğüm işte onun fısıldadığı o sözcükler kelimeler cümleler her hecesine aitim ben.

21 Mayıs 2015 Perşembe

Annem

Annem den biraz bahsetmek istiyorum size. 54 yaşında 3 çoçuk büyütüp birini toprağa vermiş, eğitimi olmayan doğu anadolunun bir köyünde dünyaya gelmiş, 8 çoçuklu bir ailenın kızıydı o. evlendıkten sonra babam olcak öküz kadını akıl hastası etti.tam 35 yıldır aynı evde kirada  insan ilişkileri istese de akıl sağlığını yitirdikten sonra kuramamış bir kadındı o. sevgi dolu, çok masum kimseye zararı olmayan, kimsenin onu anlamadığı, derdini bir türülü anlatamadığı bir dünyada aslında çok yalnızdı. kendi yarattığı hayali kahramanlar vardı. belkide bu yüzden, yalnızlıgından dolayı şizofren oldu. ona bakıyorum da içim parçalanıyor. bir ömrü bir evin içerisinde geçirdi ölümü bekliyor gibi hiç bir şey yapmadan sadece bizi büyütüp kendi köşesine çekildi. sonra elini her şeyden çekti. küstü hayata. şimdi ablam evleniyor. annem iyice yalnız kalıcak ve ben kendımı çok kötü hissediyorum. 30 yaşıma geldim annemı o evden kurtaramadım. gözlerim doluyor bilmiyorum anlıyabilirmisiniz bunları...

hayattan gerçekten çok soğudum inancımdan dolayı yaşamıma son veremıyorum ama gerçekten yaşam artık hiç bana tat vermiyor. sevdiğim değer verdiğim her şeyi kaybedıyorum herkes herşey gidiyor. annem bu  olan biten her şeyin ortasında duruyor öylece izliyor  ve ben kendi götümü kurtarma derdinde istanbul da mücadele ediyorum. bu yüzden aslında eve gelmek ıstemıyorum. kaçıyorum sureklı başka şehirler başka hayatlar çünkü canım yanıyor çok üzülüyorum onu bu halde gördükçe ben daha çok üzülüyorum.

28 Nisan 2015 Salı

Uzun Vadeli Yalnızlıklarımıza Kısa Vadeli Çözümler

Mutsuzluk sakız gibi ağzımın içinde debeleniyor. Kelimelerimde yalnızlık, akıllı telefonun aptal insanlarina atılan mesajlar, biraz alkol, bir kaç sigara ve sex. Uzun vadeli yalnızlıklarımıza kısa süreli çözümler... 
Odamda son ödenme tarihi geçmiş günahlarimla başbaşa otururken saksıda duran Yaseminlerin kokusunu bastırıyor sigaramın dumanı. Uzamış tırnaklarıma bakıyorken perdelerime vuran üst komşunun çamaşırlarının gölgesine takılıyor gözlerim. Aklıma kocasınin döllü boxerları geliyor. Canım yine seks istiyor ve yine aptal insanlara aptalca mesajlar atiyorum. Elim sikimde. Araniyorum. Hayat dediğin git gellerden ibaret.  Bazen bir şarkıda gidersin bazen bir vedayla bazense sadece gitmek icin gelirsin. Kısa süreli çözümlerim yada düğümlerim...

21 Şubat 2015 Cumartesi

Ilgisizlikten Çürüyorum.

Yazıma başlamadan önce belirtmek istiyorum. İnternet cafeden yazıyorum birazdan işe geçicem yazım hataları ve noktalama işaretlerini düzeltmeye vaktim olmadı. Eskiz olarak yazdım daha sonra düzelticeğim özür diliyorum sizlerden sevgiler.

Dün gece yine biriyle duygusal bir ilişki için buluştum ama götümde patladı. Kibar medeni kültürlü biriydi Sedat. Yüksek tahsilini tamamlamış 180 boylarında 93 kilo bir şirkette müdür olarak çalışıyor. Sanata, edebiyata düşkün bir kedisi olan adam. Kadıköyde izin günümü geçirmeye çalışıyordum. Ben kırk küp şarap içmişçesine dolaşırken  hornetten ‘’slm’’ diye seslendi.  Özelden yüz fotosu istedim. Yolladı. Çok sevimli güzel yüzlü biriydi. Hemen cevap verdim az sohbet ettikten sonra beni akşam 6 gibi iş çıkışında çay içmeye davet etti. Tamam dedim. Daha sonra Okuldan arkadaşlarla buluşup goy goy yaptık. Akşam 5 gibi pera müzesinde Giacometti’ nin sergisini gezdik. Telefon ettim ona saat 7 gibi geleceğimi söyledim. Ve hiçbir planımın tutmadığı gibi bundada randevuma 1,5 saat geciktim.  Fuck your plan.  Daha sonra karşıya geçtim. Evine davet etmişti orada kalıcaktım ertesi gün saat 12 de işe gidicektim. Buluştuk yerinden hiç kalkmadan bana 2 km lik sağlı sollu girişleri olan sokakları tarif etti evin kapısına sanki bir fast food gibi geldim. Adrese teslim gay. Aslında kulağa çok hoş geliyor böyle bir sosyal ağ adı oluşturabilirim.kapıdan içeri girdiğimde loş bir ortamda karşıladı beni evi renkli güzel döşenmiş mütavazı ama incik boncuk bir sürü ıvır zıvırla doluydu. Girergirmez onunda benım gıbı eşyaların manevı degerınden dolayı saklıyabılecegını dusundum.  Öyleki ilerleyen konuşmalarada bana bunu kendisi zaten dillendirdi. Gözlemimde yanılmamıştım. İçeri girdiğimde ayakta öyle bekledim. Askılık olmadığı için üzerimi nereye çıkaracagımı da bılemedım. Oda mesafeli gibi duruyordu. Bakışları beni küçümser gibi geldi. Üzerinde müthiş bir ego hisettim. Mimikleri gerçekten benı çok rahatsız etmişti. İlk defa buluştugum birinin yanında bu kadar kasıldım. Bu kadar kendimi huzursuz oraya ait olmayan biri gibi hissettim.  Köşede gördüğüm koltuğa attım kendimi. Farkettim ki insan rahatsızlık duydugunda, orada olmak istemedğinde en köşe, en sığınak yere kendini atıyor.
Evi uzun bir süre gözlemledim. Yanıma oturdu kültablasını gördum yarım kalmış bir sigara duruyordu üzerinde. Sormaya gerek duymadan bir tütün çıkardım cebimden. Oda tütün içiyormuş sarmaya başladık ikimizde. Çay getirdi önüme. Sohbet etmeye başladık ama ben oldukça gergin rahatsız sürekli gözlerimi kaçırıp evi izler haldeyim. Okadar gergin bir ortam var ki içeride plazmada cazz çalıyor. Radyo açık.kedisinin gözleri üzerimde arada ona bakıyorum sanki adam beni bayıltıp siktikten sonra kedide etimi parçalayarak beni yicekmiş hissediyorum. Duvarda asılı olan birkaç afiş ve resim hakkında sohbet ettik. O gergin hal sürerken hayat hikayelerimizden konustuk. Ben içtiği tütünün kokusunun esrar gibi olduğunu söyledim. Ve bunuda paket sigara içemiyorum agır kokuyor dediği için söyleme gereği duydum. Duman kokusundan rahatsızlık duymuyorum. Sadece belkide gergin olduğüum için ortaya bir şey attım. O bunu eleştiri olarak algıladı ve başladı nasihatlara. Her 4 kelimesinin bir tanesi süslü, eski türkçe yada yabancı kökenliydi. Adamın kelime haznesi benimkinin 2 katı orası kesin çünkü adam konuşunca alt yazı film izlerken arada yazanları kaçırırsınız ama bütünlükten anlarsınız ya aynen öyle bir durumdaydım. Sanki alt yazı okuyorum amk. Neyse birde böyle kıl biriyle oldugumdan dolayı iyice gerildim. Bana aç oldugum için dışardan bir şeyler söyledik.  Şimdi ayıp olur diye kalkmakda istemiyorum. Sonuçta yemek söyledik ve adam aç degıl bana gelecek olan yemegın parasını ona odetmek ıstemedıgımden barı dedım yemek gelince alırım kapıdan parasını öder ayakabılarımı gıyer kendı evıme geçerim orda yerım dıye dusundum. ama bir an önce oradan çıkmak ıstıyordum. Hatta hornetı ve diğer uygulamaları sılıp ulkeyı terk etmeyı düşündüm.

O konuştukça  istemeden cinayete ortak olmuş zanlı gibi hissediyor. Boğazıma kadar hecelerim düğümleniyor. Her söylediğim kelimeyi tartıp öyle veriyordum. Masada duran çayım bitmişti. Bir çay daha varsa alabilirmiyim dedim. O sıraa karşıda koltugun yanında bir şey alıcaktı. Öyle  pis bir bakış attı bardağıma var diyip kafasını çevirdi. İstediğime söylediğime bin pişman oldum. Allahım ben nereye geldim diye içimden söyleniyordum. Çayımı tazeledi ve tekrar sohbete başladık bu sefer
Dışarıdan apartmanda bir kadın komşusuna kahkaha attı sanrm. Bu gene suratını ekşitip ne kadar kaba ama hiç olmuyor apartmanda bunlar dedi. İçimden dedimki yarağa yedin olum arkana bakmadan kaç. Aslında bu kibarlık değil ben kendımı onun yanında çok kaba olarak  hissettim. Ama sonradan adamın hal durumunun medenı degıl kıllık olduğunu anladım. Neyse artık dayanamadım bir anda azımdan çıkıverdi. Ben burda bu akşam kalmıcam dedım.  Çünkü kendımı çok gergin rahatsız  hissediyorum. Sana bir şey söylerken 2 kere düşünüyorum. Koltuğa sırıtmı dahi yaslamadım geldiğimden beri dik duruyorum ayağımı uzatsam kabalık olarak anlar diye uzatamıyorum dedim. Çünkü ben kaba biriyim sen çok kibarsın yanı ben rahatsızlık duruyorum bu durumdan dedım. Tabi daha sonra adamın durumununda kıbarlık degıl kıllık oldugunu anladım. Yoksa ben hep gerektiği yerde çok kibar olmuşumdur. Ama dozunda ve gerektiği yerde. Asla apartmanda kahkaha attı dıye bırını kotu eleştirmem aksıne tanımadıgım bırı bıle olsa mutlu  komşularım var ne guzel der geçerım. Zaten 10 sanıye surdu surmedı kadınların dıyalogu belliki kapıdan mısafırını ugurluyordu.   Neyse bı zbunla konusunca bu başladı zart zurt anlatmaya. Sonra göhsumu sıvazladı rahatlamam ıcım yuzune bır tebessum koydu  sırtımı koltuga yasladı.  Daha iyi misin dedi Evet saol dedim ama. Suda yumuşamış odun gibiydim aq. Sonra dudaklarımı öptü. Bunun olmasını ıstemıyordum. Mala bağlamıştım. Çünkü zaten onla kesınlıkle bir ilişkim olcagını dusunmuyordum tebessum edıyordum ama hemen çıkıp gitmek istiyordum sonrakı sohbetlerımız bırazdaha ılımlı yumuşaktı bu benı bıraz da olsa rahatlattı ama ona duygusal bır ilişki yaşamayı dusundugum bırıyle ılk geceden seks yapmak ıstemıyorum, uzun sure flört edip harika vakit geçirip yattıktan sonra benı aramayan adamlar oldu. Ve böle olunca çok buyuk hayal kırıklıgı yasadıgımı ona anlatmaya açıklamıştım. O burdan gene ukela bir tavırla şunu çıkardı bana söylemeye başladı ; ya şimdi böyle muhafazakar gibi bazı kişiler kendilerini sunuyorlar yada bana sunduklarını sanıyolar ama bunlara hiç gerek yok. Yanı bunlar böle şeyler hiç inandırıcı değil. Elbette herkes tek gecelik şeyler yaşıyor yaşamıyorum dıyenede ınanmıyorum. Misal adam ben duygusal ilişki arıyorum dıyor ama hornette götunu çekıp koymus ben bugune kadar hiçbir zaman oramı buramı çekıp koymadım buda bır çelışkı. ( bunu sölemesinin nedeni benım hayatımda ilkez 4 gun once hornet ozel resımlere kalçamı çekıp koymamdı. Onu gördugu için bunu soyluyor.)yanı böyle bir saldırıya geçti aşalar gibi konuşmalar o bu içimden ne küfürler ettimde dedimki onuda zaten yuzune soylesem iltifat anlar diye sustum. Ben adama dedim ki: bende tek gecelık ılıskıler yasıyorum yasamıyor degılım ama ben demek ıstıyorum kı bneım duygusal ılıskı yasıycagım adamla hemen bır seks bırlıktelıgım olsun ıstemıyorum.  Adam bana öyle giydirki bir sürü zırvalık ucuz fahişe herkesle yatıp kalkan duyugsallık aşk aramayan kalbi olamyan gay muamelsi yaptı hanı şu tekyonde tuvalettlerden hiç çıkmayan hayattakı tek amacı sikişmek olan içi boş insan muamelesi yaptı. Okadar rahatsız oldumki hemen gece hornette koydugum kalça resmını ozelden kaldırdım. Hatta hornetı sildim aq.

Bu konusmanın uzerıne kapı çaldı. Dışarıdan söyledıgımız yemek sonunda geldi.  Hemen fırladım parasını odedım paketi aldım admaı yolladım. O cuzdanını almadan ben halletmısıtm. Ona mınnet duymak ıstemıyorum. Neyse biz bunla yemekten sonra tv karşısında film izlerken bu oramı buramı mıncırmaya başladı. Ben içimden inşallalh bir şey olmazda sabah kalkar hemen giderim dedim. Gitmeyi çok istedim hatta içimden burda durmak zorunda değilsin git hadi müsaade al dedim ama yapamadım korkttum lan.

Ben çok terli oldugum için duşa girdim. Yıkanıp çıktıktan sonra koltuk ustunde gene sevişmeye başladık. Tabi ben ıstemeye istemeye ama hanı hemen olsun bıtsınde bu aşamayı geçelım artık yarın sabahta gideyim burdan dıye hadi yatağa gidelim dedim.  Geçttik yatağa hissiz bir birliktelikti ereksiyon olamadım hemen boşalması için içine girmeye bile yeltendim ama ereksiyon olamıyordum. O an kafamın ıcınde hep gitmek vardı. Tam iç sesi susturuyorum  ereksiyon oluyorum hemen boşalalım diye acele ediyorum olmuyor abi  berbat bir gece geçirdim. İlişkinin sonunda  sigara içerken azımın çok koktugunu söyledi. O konuda ona hak veriyorum zaten dişim çürük. Dişçiye gitmiyorum ben hastalandıgımda doktora gitmem dişim çürür kopar kendı düşer acısını çekerim. Çünkü ben hep çoçuk kaldım hep biri elimden tutsun beni götürsün kafaları yaşıyorum. Ama bunu bana bu adamdan önce birlikte oldugum adamda söylemişti  oyuzden en kısa zamanda dişçiye gidip dişimi çektiricem ağız spreyim var onu kullanıyorum dişlerimi fırçalıyorum ama bir şeyler yiyip içip sevişmeye başlayınca spreyinde macununda kokusu geçiyor.  Şimdilik şu gargaralardan alıp onlarla idare edicem. Sabah oldugunda evden kaçarmışçasına çıktım. Gözlüğüm unuttum evde ama azaten 10 tl lik bir gözlüktü değeri yok benım ıcın. Hayatımda buluşup ereksıyon olamayıp yanında çok rahatsız oldugum 2. Kişiydi. Ama ilk sırada hep kalıcak ona emınım.
Birde sabah kalktigimda goz altlarim cok koyu oldugu icin kapatici suruyorum goz altlarima. Bu tuvalette. Beni gorunce aaaaaa makyaj mi yapiyorsun diye alayci ve yine kucumser bir halde konustu aslinda her lafina vericek bir cevabim vardi. Ama onun kadar dusmek istemedim yapimda ole degil. Orda icimden dedimki lan sen örgü öruyorsun. Escinselsin gotunu siktiriyorsun benim gozaltima kapatici surmem mi sana tuhaf geldi. Adamin beyni sulanmis kendini bir bok sanan bir tip gereksiz kastirdi bana kendimi.

10 Ocak 2015 Cumartesi

Bir Öpücük İçin Defalarca Önünde Diz Çöktüm

Kültablası kokan parmaklarını yüzümde gezdirip alnımın çatısında durakladı. Karnıma ağrılar giriyordu. Ben titrerken o kendinden  o kadar emindiki korktuğumu saklayamıyordum. Çarşaflar üzerinde titrerken dudaklarımda durakladı zaman. Sefildik, buz gibi bir odada yasak olan herşeyin ortasında bir sınır çizmiştik kendimize. İstiyordum, çıldırıyordum her dokunuşunda, aşıktım delirmiş gibiydim. Sesi içimi titretiyor daha çok tahrik oluyordum. Benim bir parçam olmalıydı. İçimden geçip hançer gibi saplanmasını canımı yakmasını istiyordum. O kadar çok korkuyordum ki bir an önce canım yansın istiyordum. O beni sevdikçe sonunda canımı yakacak gibi hissediyor kendimi daha çok sıkıyordum. Hep öyle olmadı mı? hayatım boyunca başımı okşayan herkes canımı yaktı. Şartlandım, sırtımı sıvazlayanın nereden vuracağını arar oldum.

İlyas adı. evli ve İşinden, karısından, hayatından her şeyden şikayetçi. Sadece daşşakları dölle dolunca onları içime boşaltarak mutlu olacağına kendini inandırmış aptal bir adam o.
Onun dudaklarında ömrümün son bulmasını istiyorum. Ama o dudaklarını her zaman benden kaçırıyor. Gözleri mıh gibi üzerimdeyken ne zaman ona yaklaşsam kafasını çeviriyor, eliyle başımı aletine indiriyor. Ben aşk isterken o sadece rahatlamak istiyor. Nerden çıktı bu orospu çocuğu karşıma, bir öpücüğü için defalarca önünde diz çöktüm. 

Yanından ne zaman ayrılsam tamam bu sondu artık uraşmıcam bu piç ile kendimi kullandırmayacağım diyorum. 2 gün ne o arıyor ne ben aradan 4 gün geçiyor hergün onu düşünmeye başlıyorum. Özlüyorum esmer ellerini, kalın parmaklarını, kıllı kollarını, sürmeli gözleri, sivri burnu, kalem gibi dudağı, geniş omuzları, kıllı sert gövdesi Allahım çıldırıyorum onun için. Kırmızı boğazlı kazağı öyle yakışıyor ki ona. Gerçek ile hayal arasında aşmam gereken bir dağ gibi önümde duruyor. Ben onun hayali ile savaşırken ondan bir telefon geliyor açmamayı aklımdan bile geçirmiyorum.  Hemen cevap veriyorum ‘’ çiçeğim nerelerdesin sen ya hiç arayıp sormuyorsun yavrum benim?’’
Offfff of al işte yine 2 kelimesi kulaklarımda yankı yapıyor; ‘’çiçeğim, yavrum benim’’ daha savaşmadan teslim oldum.  Beni gelip arabasıyla almasına izni verdim bu seferde sonkezlerimden biri, bu seferde dudakları için önünde diz çökecektim. Boyunumu  önüme eğip yanından uzaklaşırken bu sefer gerçekten son olması için inandığım her şeye yalvardım. İçim acıyor, dilime vuruyor susuyorum.  Sustukça daha çok içim kanıyor, ağlamamak için gözlerimi kaçırıyor her şeye küsüyordum. Yapmam gereken hiçbir şeyi yapmıyor sadece onun beni araması ve yine teslim olmak için bekliyordum.

Ben sadece onun bir masturbasyonuydum. Defalarca pes ettim defalarca diz çöktüm o savaşmaktan vazgeçmedi.  Oda bu hayattaki diğer götçüler gibi sadece sikip geçer. Libidosu diline vurduğunda başkalarının ne hissettiğinin bir önemi yoktur.


Artık açmıyorum telefonlarını, artık onunla bir hayatımın olacağını, bir gün daha yanında olmak için bu sefilliğe katlamayı düşünmüyorum bile. Yine sevilmeyi düşünüp sikilmenin rahatlığı ile eve gidiyorum. Albert Einsten derki; delilik bir şeyi tekrar tekrar yapmak ve sonucunun değişmesini beklemektir.

4 Ocak 2015 Pazar

MONOTON TV



Bu aralar Hayat akışım bir televizyon kanalı olsa adı monoton tv olurdu. Akşam 17:00 İzmir de kordonda çayımı içip  o civarda amaçsızca elleri cebimde turluyorum. Ailemin yanında kalıyorum 2 haftadır. Çok depresif bir haldeyim. Sanki standı daha açılmadan polis tarafından dağıtılmış bdp liler gibi. Sanki eyleme koşa koşa gidip gruba girer girmez daha slogan atmadan polis tarafından coplanıp gözaltına alınan eylemci gibi. Sanki cem Adriana Lima esprisini duyar gibi.

Neyse işte canım fena sıkkın içimde kötü bir his var. 2 haftadır boğazlarımı üşüttüm, yumurtalıklarımı üşüttüm, midemi üşüttüm Ve ne kadar en son üşümesi gereken uzuvum varsa oraları üşüttüm.  Bunlar yetmiyormuş gibi seks hayatımda kimse yok görüşmüyorum bir tane komutan vardı platonik aşığım ama reel sikiyor adam beni. Sadece ona âşık olduğumu bilmiyor. Adam götçü, gidiyorum sakso çekiyorum, öpüşme sevişme yok bu tarz kıllı tüylü yerlerin ona değmesi, hatta suratımı görmeye tahammülü yok. Paso sakso çekerken köklüyor ya da domaltıp sert sikip hemen boşalıyor. En uzun süreni 2dk 30 saniye aq. En kısa tv reklamından daha kısa, porno nun daha giriş jenerik yazısı bitmeden, sen duşa girip suyun ılışmasısını beklerken bu adam boşalıyor.

Tip, fizik kariyer ve de ten rengi her şeyi hayalimdeki erkek. Birde boşalmadan önce görsen sanki bana âşık, boşalınca da heterolaşıyor ama dediğim gibi sevişme o bu yok. Tam bir götçü. Kadın bulsa yüzüme bakmaz, alette ufak bunun. Serçe parmağımla yarışır halde aleti.

Biliyorum kendimi kullandırıyordum. o yüzden de 2 haftadır gitmiyorum. Görüşmüyorum. Sonu yok yani adam bana âşık olup, karıyı boşayıp, çocukları yakıp beni alıp evlenemez.  O yüzden siktir et…


İstanbul’da yeni bir ev arıyorum. Buldum gibi ilan verdim nete cevap geldi. ocak ortaları nasipse gidip taşınacağım.. Okulumun son dönemi ama okuldu da uzatacağım sanırım.  Ya yazmadığım süre zarfında çok sikiş yaptım. Tek gecelik şeyler aşk iş güç hiçbir bok yok.  Ay tadımda yok  hadi ii geceler hastayım ben az dinlencem. 

4 Ekim 2014 Cumartesi

Eskilerden Adı Tadı Bende Saklı

Sabah olup güneşin ilk ışıkları odamın duvarına perdemin desenlerini vururken ne kadar boktan bir zevke sahip olduğumu fark ettim. Sikimtırak perdeyi eski sevgilimle sikiştiğimiz evden söküp getirmiştim.  Ona ait bir şey olsun istedim bende. neden bilmiyorum şuan  adam çokta sikimde değil ama perdeyi  atasım gelmiyor işte. O evde çok sıkıntı çektik ıstırap yaşadık, kira için kapıya gelen adama beyim yok akşam gel diyemedim ama öle işte.  gerçi biz o gecekonduya kira ödüyor muyduk onu da hatırlamıyorum. Neyse öyle bir anlattım ki acı yuvası sanki, güzel günlerimizde oldu ne kadar aklımda kalmasa da oldu. Ben o evde öğrendim yemek yapmayı, koltukların minderlerini kaldırıp elektirik süpürgesini tutmayı hatta beyazları 90 da renklileri 45 de yıkamayı da o evde öğrendim. Güvercin besledim birde bir keresinde otogarın orda tavuk bulup bavula sokup eve bahçeye koyduğum günlerde oldu..


Eşcinsellik yasaklansın die bekliyorum evde. canım sıkıldı, yasa çıkarsa bende sokağa çıkıcam. bekliyoz işte çoluk çocuk evde. ne zaman yasaklıcaklar bizi die. Az önce bir video izledim eşcinsellik yasaklansın mı die. bizim halkımıza soruyorlar. Adamın birine mikrofonu uzattılar. Adam da parkta oturan bir amca.’’ yok yok ya yasaklanmasın, oğlanları diyon demi’’ diyo. Amcanın aklı çıktı yasaklanacak diye. yemın ederim günde kaç posta sikiyor yada siktiriyorsa artık halinden çok memnun. 

15 Eylül 2014 Pazartesi

Tarla Başında Köpek Siken Veletler

Dolapdere daha dik bu gün daha çok istiyor istanbul hepsi istiyor tek dertleri seks yaşamak ve nefes almak vazife   programlanmış monoton hayatın dışında sikişlerde özgürlük arayan  pala bıyıklar, kıllar, kilot giymiş apış araları ve ter kokusu.
kahve dumanı siktir etmiş bu sokakları çay demlenir çay içilir burda. üzerinde git gel  2 dakikaya boşalır yiğidim. hemen çıkması gerekir aklına karısı gelir. çoçukları gelir. ilk sikiş değilse kalkınca arar. özlemek bahane burada.

Kusucak gibi hissediyorum. beni istanbul tutuyor. yüksek kaldırımda kadınlığını sergileyen ipne.
metronun merdivenleri hep işleyen kapitalist çarklar gibi işçileri taşır mal gibi. gözlerim geçen adamların fermuarlarında penislerinin kabartıları göz kamaştırıyor. işte seks seks seks duygular yozlaşmış işte seks metro geliyor işte seks tünele girdi içeri doğru ilerliyor tıpkı koca bir penis gibi işte seks.
ayakta dikiliyorum yarak gibi işte seks. oturan adamın kabarık daşşakları sakalları dudakları işte seks fermuarım hizasında dudaklarını yalayan sakallı adam azına vermeliyim işte seks.

Fahişe ses tonuyla yer bildirimi kapılar açılıyor içeri bir sürü insan giriyor. sperm gibiler istanbul boşalıyor işte seks. metrodan çıkıyorum. taksimden aşağı istiklale giriyorum. seks işçileri her yerde gündüz bakire gece fahişe. para sıcak para pütürlü para deste deste parmakları arasında akıyor tıpkı bir cambaz gibi çeviriyor. işte seks ödemesi yapılmamış fahişe gibi bekliyor esnaf işte seks.kendini pazarlar maldan önce önce fahişe gibi işte seks. kozaya yatmış tırtıl gibi, yırtıyorum libidomu. kiliselere günah çıkarmaya gidiyorlar. günahtan sonra. dükkanlar dükkanlar istiklalde ara sokaklara giriyorum vücudumun diğer yerleri gibi yalanıyor. arş arş sokaklar geziyorum istanbul un vücudunda. işte seks seks seks.

Not: taslak.

Yağmur'un Götürdükleri

sabah 5:00 uyumak üzere sarhoş bir halde yatağıma giriyorum.
öğlen 13:16 gözümü açtım.penceremin karşısındaki masmavi gökyüzü ve beyaz kabartılı bulutlar beni uyanmam için teşvik ediyordu. direnmedim direnmekten yorulmuştum.
Öğlen 13:33 duş alamıyacak kadar miskinim. salatalık ve çeyrek ekmek yedim. sigaramı arkasından yakarak hayata yeniden merhaba dedim.
14:11 bugün istanbul'a doğru yola çıkmam gerekiyordu. makina da çamaşırlar dünden beri onları asmam için gözümün içine bakıyor. direnmedim astım.
14:40 çamaşırlarım kuruduğunda çantamı da  alıp yola çıkacağım. otobüs yada otostop özünde yolcu.
15:10 Ben Howard dinledikçe toplumun şekillendirdiği içimdeki tüm modern yaşamdan modern insandan kopup birey olarak yaşama isteğim alevleniyor. özüme direniyorum.




31 Ağustos 2014 Pazar

Eylül de aşk başskçncjenfksldjdnıeodk

Sonbahar geldi diye sabah 5 den beri ayaktayım dün gece son duygusuz sikişimi yaptım.  bekaret yemini vermiyorum. hayvani duygularım mantığımı her zaman yenmişti. özetle orospu'nun yemini dalgayı görene kadarmış.

Sıradan arayışlar, her biri  birbirine çok benzeyen yatak hikayeleri, kıçımda ki sızı...  oysa İstanbul  da eski bir binada kiraladığımız odanın içinde  şair bir adamın, yataktan onun sıcaklığı gittiği için uyanmam ve gözlerimi açtığımda içeri giren güneşin dahi içimizi ısıtmadığı odamızda, dağınık saçlarının, çıplak ayaklarının ahşap parkelere basmasını,  uzun paltolu bir adamın sobayı yakmak için için odun dolduruşunu, izlerken ben nerede hata yaptım diyorum. Villa da  sıcak kahvemi  plazmamda sabah haberleri ile izlemek dururken benim bu hayalde ne işim var diyorum. sonbaharın son olmadığı gibi doğanın koca bir yalanına daha merhaba diyorum.

Dürüstlük döngüden ibaret. Yaşam gibi koca bir yalanın arkasında saklanır ölüm ve sevgi ayrılıktan ibaret. İşte böyle gelgitlerim var benim bol köpüklü, kıyılarımı aşındıran.

Tanışınca kanka, arkadaş, seks partnerim, sıradan biri gibi vasıfların dışında anlam yükleyebileceğim biri olsun istiyorum. kalçalarımı tokatlamayan okşayan, ''fahişem'' değilde; ''hayatımın anlamı'' gibi fısıltılar kulağımda yer alsın. yatakta üşüyen ayaklarımı uyanıp ısıtmak için elleriyle ovalayan adam nerdesin amın evladı.

Bu pornolar acayip zararlı bir şey. Sabahları boşa attırıyorum tanımadığım adamların pornosuna kendimi  yerleştirip kilodumu ıslatıyorum. sonra o pornolarda ki gibi kendimi siktiremeyince az sikilmiş teyze modunda gezip duruyorum.

hayatımdan aşkı, işi, aileyi her şeyi çıkartsam ben olsam ve sonra yeniden doğsam. Boğa burcu olmak çok zor. duygularıma gem vuramıyorum.

Sonbahara koca bir merhaba diyorum. kahvaltı yapmam lazım şimdilik byby

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Kimliksiz Orospular

Daha Dün ilk blog yazdığım gün, hissettiğim ne varsa içimde ki yalnızlığa dair bende kalan değişmeyen tek şeydir.  İlk ilişkim de ilk içtiğim sigara gibiydi başımı döndürmüştü.

Güven, Sevgi, ilgi; mükemmel karışımın orgazmı, Afrika orman kurbasının ölümcül bir o kadarda çekici cırtlak  pembe zehri gibi. Damarlarınızdan içeri aksa tek dozu yeter bu üç karışımın, kafası hiçbir şeye benzemez. En sağlam uyuşturucunun bağımlılığı yanında bu 3 lü sizi mutluluktan uçururken kendisinin bir parçası haline getirir.  Damarlarınızda ilerlerken beyninizi değil kalbinizi uyuşturur. Hiç acı hissi vermez. Bağımlısı haline geldiğinizde önce kalbinizin ritmi bozulur. Bu 3 lü yerine alkol yada daha sert, onun yerinin tutacak uyuşturucuları denemeye başlarsınız. Lakin hiç birisi uzun süreli etki vermez. İsterik krizleriniz tutar, terlersiniz, kusmaya başlar avını saran bir yılan gibi debelenmeye başlarsınız. Kendinizi sağa sola vururken iç organlarınız azınızdan çıkacak gibi hissedersiniz.Kalbinizin IQ su benimki gibi çok yüksekse sizde bu 3 karışımı zamanında tatmışsınız demektir.  

Aşkın unutulan tarafını hatırlamak;  tamamen iyileştiğinizi sandığınız anda bir gün bir çift göz karışınıza çıkar ve size o unuttuğunuz tarafı yeniden hatırlatır. Canınız bu 3 karışımı öyle istemektedir ki bir doz almak için deli gibi arayışa başlarsınız.  Köşe bucak ararsınız ama kimsede bu 3 karışım kalmamıştır. Kimisinin elinde güven, kimisinin sevgi, kimisinde de ilgi vardır.  Tüm zamanınızı, paranızı, gücünüzü onu yeniden bulmaya adarsınız… Varlığı da yokluğu da bağımlılık yaratan bu uyuşturucunun adı Aşktır.

Koy götüne gitsin dediğiniz an olay bitmiştir. Sonra gerçekten önünüze gelen bütün götlere koymaya başlarsınız. Belli süre sonra size de koyarlar. Gittiğiniz yol yol değildir ama zirvedeki manzarayı izlemek için sürekli tırmanırsınız. Bütün o zorlu tırmanışın ardından bir keyif sigarası yakıp manzaranın keyfini çıkarırsınız. Manzaradan uzaklaşıp tüm o kentin karmaşasında tek başına kaldığınızda Bana yeni bir kalp lazım bu sadece pompalamaya yarıyor diye düşünürsünüz.

Kimliksiz orospular; mastürbasyonlarım kendi kendime iyi geldikten sonra, başkasının nasıl geldiğinin bir önemi yoktur. Taki uykunun en tatlı yerinde ereksiyon halinde uyanıp 31 çekip boşaldığınızda asıl istediğinizin sarılacak ve sikinizi yaslayacak birinin yatakta olmasıdır.

Bu güne kadar bütün ilişkilerimin tanımını yapmam gerekirse Yeni deftere başlarken ilk birkaç sayfaya özen gösterirsin,  sonra yavaş yavaş boka sararsın ya. İlişkilerimin özeti de böyle işte…

Hiçbir zaman dertlerimiz bitmez. hepimizi biliyoruz ki dertler çük gibidir herkes kendininkini büyük sanır. Şimdi hepinizi tüm dertleriyle baş başa bırakıyorum. lütfen yeni sakso çekmiş gibi dudaklarınızı büküp poz vermekten vazgeçin amk ve unutmayın ki En uzun, en çaresiz gecenizi düşünün  yine sabah olmadı mı?

İşte aşk, işte hayat, işte gerçek…

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Ren Geyikleri ve Noel Daddy

-Başliğa bakinca egzantirik bi boklar yazcakmişim gibi gelebilir. Ama başlik ile metinin alakasi yok. Yuksek lisans ile uğraşiyorum. Günlerim kitap okumakla geçiyor. Düzenli bir hayat istedigim icin düzenli 31 çekip şu ambalaji cafcafli tuvalet kagitlarini kullaniyorum. Yurttan ayrildim eve çiktim. Hatta hayatim düzenli olsun diye yada öyle gözuksun diye evin her yerine danteller koydum. Her eşyanin uzerine danteller yerlestirdim. Dantel olunca duzenli bir hayatim var gibi hissediyorum. Porno izlemiyorum. Bu kadar radikal kararlar almamin sebebi aslinda internetimin ve bilgisayarimin olmayişi, bu yuzdende uzun zamandir blog yazmiyorum. Bu sayede arayis yapmiyor, kitap okuyor hatta tam bir kitap okuyan aseksüel birey konumundayim. Birisi anladim desinde uzatmayim.

-Neyse veteriner ile dostane bir iliskim var. Yani sevgiliyiz diyemiyorum ama hayatimdaki en mantikli ve dogru insan o oldugu icin, bana guven, mutluk, Huzur  verdiginden dolayi...   vergi memurlari gibi konustum sonunda 100 tl borcunuz bulunmaktadira baglicam gibi oldu.

-Oyunculuk egitimi aliyorum yani her boka el attim. Hic gay arkadasim yok istanbul da yasiyorum ama cok yalnizim yalnizca heteroseksuel arkadaslarimla takiliyorum. Eskiden derdim sevgili bulmakti simdi arkadas ariyorum. Aslinda cok sey yasadim ama suan cep telefonundan yaziyorum. Tekrar bir duzen oturtabilirsem bunlari size anlatacagim. Simdilik umarim hepiniz iyi durumdasinizdir. Sikistiginiz her dakikanin kiymetini bilin. Cunku benim icime memeleri sarkmis etegini sirtina kadar cekmis kaldirimda oturan bir teyze çöktü.

12 Şubat 2014 Çarşamba

Geri Dönüş Zamanı

Kadıköy de  güneşli geçen bir günün akşamında yaşadığının farkında olmayan insanların eskimiş adımları arasında tahta iskemble de oturup bir küçük devirip sikik hayatımın daha ne kadar sikik duruma sokabilirim diye düşünüp içiyorum. Okul çok iyi gidiyor. Lakin İstanbul da görüştüğüm hiç gay arkdaşım yok bu şehir benim libidomu gömdü. Köpek gibi sikişen ben romantik duygusal güven arayan ne istediğini bilmeyen ama en azından arayışta olup aramayan ruh haline büründüm, kısacası allak bullak bir haldeyim. Nerede olduğumu biliyorum lakin nerede durduğumun farkında değilim. yeşil ışık yandığında ''geçiyor muyduk lan'' kafası bu...

Devreleri yakmak üzere Tarabya Altı sahilde derin düşüncelerde kaybolmuş kendimi dalgalara bırakıp bir aşağı bir yukarı  yürüyorum. Kadıköy de içtiğim rakı dan eser yok.  Balık tutmak için zoka atan adamların arasından hoş biri gözüme ilişti.  Depar atarak yanından uzaklaştım. kafam zaten allak bullak gereksiz yere birde o adamın üzerine hayal kurup 2 saat kafa sikemem.manyak gibiyim kendimle sürekli içimden konuşuyorum. bir ara denize atlamayı düşündüm. geberip gitsem ya diyorum. sonra büyük bir geminin selamına kulak veriyorum. koca denizde bir avuç abaza bir oraya bir buraya benim gibi sürükleniyorlar. sex yapmak için köpek gibi sikişip içmek için karaya ulaşmaya çalışıyorlar. işte bunlar hep seks sloganı ile yürüdüm geçtim. manzara beni alıp götürüyor. aklıma ayrıldığım Benim veteriner geldi. sık sık yazışıyoruz arkadaşça. açıkcası onun değerini daha iyi anladım. adam çok mantıklı  olgun kültürlü. yılbaşına bir kaç gün kaldı ve öğrenci yurdunda 5 tane öküzle beraber ne bok yicem ben diye düşünüyordum. Veteriner durduk yere yılbaşın da bana gelsen dedi.bende kabul ettim. şimdi Onunla birlikteyim. yeniden başladık.o günden bugüne çok güzel gidiyor. Şubat tatilimi onunla geçiriyorum. sevgililer gününde onunlayım darısı herkesin başına şimdi siktirin gidin...

23 Aralık 2013 Pazartesi

Hayalbozan

Ptt den yaziyorum. Iki aydir bilgisayarim ve sahsi butun esyalarimdan yoksunum. Istanbula yerlestim. Mastir yapiyorum. Bu sehre gelmeden once tanistigim bir adamin evinde kaldim yaklasik olarak 3 hafta ve bana sefalet icindeyken cok yardimci oldu. Kisitli zamanda cok detayli anlatamiyorum ama bu siktigim sehrinde ask mesk hikaye aq. Ogrenci yurdunda 6 tane hanzoyla kaliyorum. Yok 5 tane kendimi nie saydim neyse. 2 ayda basima gelmeyen kalmadi. En kisa zamanda bir eve cikmam lazim...

25 Ağustos 2013 Pazar

Kuşadası Gay Beach Tatildeyim...

Eşyalarımı taşıdım. İstanbul'a yerleştim ama 3 gün durduğum gibi Kuşadası'na geldim. Uzun zamandır burada arkadaşımın ailesinin yazlığında kalıyorum ve ne lanet bir yerse bir kişiyle bile sikişmedim. Şu meşhur adanın kayalık gay mekanına gittim. Şimdi somon balıkları çiftleşmek için akan nehrin ters yönüne doğru yüzer ya, çocukluğumdan beri belgeseller bunu çok büyük bir olay gibi gösteriyorlar ya bende BBC den bir arkadaşla yakında o çalıların arasından Gaylerin sikişmek için verdiklerine azmi görüntülüyeceğim. Bu ne ya  2 tane dağ aşıp o kayalıklara gelene kadar sarf ettiğiniz etaplar, kaybolmalar, ayaklarınıza batan dikenler, fena bir sıcak ve bu yolda giderken bu ne ya diyeceğiniz tipte insanlar, ben on numara bir adamla karşılaştım. 40 yaşında, kaslı, kıllı ama kılları  kısaltmış, esmer, kır saçlı çok hoş bir adam buldum yani. O kadar yolu sarf ettik, birbirimize uzaktan çiftleşme dansı yapıp yakınlaştık, sonunda azına aldı sakso çekti boşaldım. Sonra ben sakso çektim boşaldı. Toplasanız 5 dk lık bir olay. Dahası olmuyor neden mi? Abi o nasıl bir ter??? Nasıl bir koku? Herkes böyle, oraya çıkana kadar amcık gibi yanıyorsunuz,terliyorsunuz e doğal olarak millet birbirine sarılmaktan bile kaçıyor. Yani anlayacağınız o kadar ızdırabı 5 dk lık bir sakso için çekmek somon balıkları belgeselini gölgede bırakır...Etraf genç lubunya gayler le dolu. Lakin gençlerde benim ilgimi çekmiyor. Herhalde bütün tatilimi tek sakso ile noktalıyorum. 2 gün sonra  İstanbul'a döndüğümde sıfırdan bir hayata başlamak istiyorum. Zaten sıfırlaya sıfırlaya bir hayata başalayamadım. Böyle giderse ölmicemde aq... Okulum bitti, Yeni dostluklar, arkadaşlıklar önceleri yaptığım hataları bu şehirde tekrarlamak da istemiyorum...

3 Ağustos 2013 Cumartesi

‘’Çalsın çalsın sazlar bu gece, Alaturka başlasın, Vurun İstanbul’un tellerine’’…

İnanıyorum Ben varsam Aşk var. Ben varsam Umut var. Ama durmuyor sabredemiyor kalbim çaresiz kalıyorum çaresiz bekliyorum gelmesini O adamın. Yalnızlığımı Bazen bir şarkı tetikliyor bazen de el ele gördüğüm çiftler. Görüyorum ya iyice deliriyorum. Hem adama hem kadına tekme tokat dalasım geliyor, azını burnunu tipini siktiklerim durmak bilmiyor üzerime üzerime, yılış yılış, sarmaş dolaş geliyorlar.
Ben yalnızlıktan isyana bağlamışken doğa bile sanki bana inatcasına sevişiyor. Kediler, köpekler, eşekler, sikişen sikişene sivrisinekler bile ürüyor ya bu nasıl bir yalnızlık arkadaş… Duvarda duran sivrisinek gelip bana sokacak diye seviniyorum bazen. Gözlerini üzerime dikmiş Tam şahlanıp bana uçacakken diğer sivri bunun tepesine bir biniyor offf ver küsküyü enişte verr. Gözümün önünde azına, burnuna sokuyor. Tam yandım diyor yandığı yerden çekiyor bana mısın demeden gene sokuyor. Bana nispet yaparcasına yiyşiyorlar. Birde işleri bitince sanki ‘’sana sokacağımı mı sandın? İnandın mı la yarrağım’’ der gibi, üzerime doğru uçarken birden gökyüzünün sikik maviliğine karışıyorlar. Her şey ne kadarda toz toprak…
Temmuz 1;
 Diplomayı aldım, öğrenci vasfını yitirdim. En azından öğrenciyim diyordum ya artık o da yok.  Hem yalnız, hem işsiz, hem de Vasıfsız biriyim, kabus gibi... Ailemin yanına dönmeyi düşünmüyorum bile. Kariyer yapmam lazım diyerekten İstanbul’da büyük bir üniversitenin yüksek lisans sınavlarını kazandım. Eylül Ekim gibi Mastır yapacağım. Boşluğa düşmeden, ben ne yapacağım ya demeden bunu hallettim çok şükür. Ama gerçekçi olmak gerekirse hayattan kaçıyor gibiyim, yalnız başaramamaktan korkuyorum. Zaten hayatta her şeyi hallediyorum da şu yalnızlığımı sikeyim bir kişi bile çıkmıyor karşıma, Çıkanları da ben siktim attım, Sanki Duygusal ilişki yaşayacağımız adam bolluğu var da gelenlerinde hayatımdan def ettim. hele ki son 3 ayda aşk, duygusallık, flört edeceğim kimse olmadı. Sürekli pastavillaaa hoppp buluş sikiş anca ona yarıyorlar.
Temmuz 15;
Tuhaf giden bir şeyler var. Kör Lakaplı eski ama çok eski, ilk ilişkimden hemen sonra tanıştığım, benim o bunalımlı,  az sikilmiş teyze modundan çıkana kadar yalnız bırakmayan, sonrada sadece telefonla ara sıra arayıp dostça konuştuğum alkolik adam 3 aydır aramıyor… İçime bir Kurt düştü. En son aradığında alkol den dolayı hastaydı. Benim yerime kimseyi koyamadığını, unutamadığını, çok sevdiğini söyleyip durdu.. Ala ala bende sarhoş gene bilinci kapalı diyerekten pek siklemedim. Bunları diyen adam bir daha aramadı bana da yeni dank etti aq. Akşam üzeri 21:00 gibi bir merhaba demek için ben aradım.
-Alo
-(tok, gür bir ses, titrek ve yitik duyguların esiriymiş gibi….amannn yaşlı bir amca işte olayı dramatizme etmeye gerek yok.)
-Efendim
-(emin olamadım o yüzden) Ömer….abi
-S.a
-???? A.S Ömer abiyi aramıştım ben.
-Abim Haberiniz yok sanırım….. Ömer abi birkaç aydır rahatsızdı başımız sağ olsun vefat etti…   
Yazarken bile o ana gidiyorum tüylerim şuan diken diken, gözlerimde yaş, ben ne yaptım ya?  Nasıl onu yalnız bıraktım… Bana karşı o kadar iyi davrandık ki o berbat günlerimde omzuna başımı yaslayıp ağladığım tek kişiydi. Hatta hayatım boyunca kötü günümde başımı yasladığım tek adama sırtımı çevirdim ben nasıl bir orospu çocuğuyum ha… Tarifi yok bu acının da, tırnağınız çekiliyor sanki sanki uyuşturmadan dişlerinizi söküyorlar. Birisi gelip kalbinizin oraya gıcırdayan bir yatak atıyor ve günlerce üzerinde dönüp dönüp duruyor işte. ne bileyim ya hayat çok boktan, hem de çok boktan dediğin anlar bunlar…

3 Ağustos;
Evi topladım. Birkaç güne her şeyin başladığı bu şehre, acılarıma sevdiklerime veda ederek gideceğim. İçim Çok buruk beni ne bekliyor bilmiyorum ama Sezen’in dediği gibi ‘’çalsın çalsın sazlar bu gece, alaturka başlasın, vurun İstanbul’un tellerine’’…


24 Nisan 2013 Çarşamba

Kaderde Varsa Düzülmek Neye Yarar Üzülmek

Şok ŞOKşoK şoK, Bir Sohbet sitesinde 40 yaş,esmer, kıllı bir adamla tanıştım. Cam açmadık. Görmeden buluşmazdım ama bu sefer kabul ettim. Telefonları birbirimize verdik. Gece 1 de geldi. Asansörden bir çıktı  TESADÜFÜN bu kadarı olmaz, adam beni görünce ŞoKşlOkŞokŞoK BENDE aynı şekilde bir süre mala bağladım. Bunun muhabbetini yaptık. ''Sen ha, hiç aklımdan geçmezdi,'' aynı şekilde bende onun çıkacağını asla düşünmedim. ikizde aptala dönük. Çünkü gelen adam bizim ''Yumurtacı'',  Adam resmen benim ayağıma geldi. Demek ki kaderde varsa düzülmek neye yarar üzülmek...vücut kılları, göğüs kasları baldırları her şey mükemmeldi, Esmer güzeli, aleti ufaktı ama performansı mükemmeldi. Am salağın teki çıktı. Sevişmişyor ama her pozisyona girdi benimle. Yemin ederim Allah'tan başka bir şey isteseymişim kabul olacakmış demek ki. Detayları anlatacağım ama İstanbul'a gidiyorum Acelem var....

20 Nisan 2013 Cumartesi

Bir Bardak Çayın Bir Sikim Hatırı Yok!


Pazar alışverişi için Arkadaşım ile evden çıktığımız sıradan bir gündü. Hava içimi titretecek kadar soğuktu. Pazar yeri oldukça kalabalık her tipten insanı içinde barındırıyordu. Geçen insanların yüzüne bakıyorum da arada birkaç tanesi paranın amını yolunu sikmiş ama pazardan vazgeçememiş köy peynirinin, ekmeğinin yerini iyi bilen insanlardı. Sebze meyve ağırlıklı alışverişimizi yaptıktan sonra sırf hoş birileri var mı diye birkaç kez daha dolanıp pazardan çıkıyorduk ki yumurtacının önünde durduk.  

Şuana kadar gayet sıradan bir gün, bir Pazar alışverişi oldu. Takı adamın o varoş görüntüsü altında gözlerinin içindeki ben hayatın ta kendisiyim ama ne çektik be ifadesi beni çarpana kadar. Kısık bakan gözleri konuşuyor adam susuyordu. Ben gözlerimi kaçırmaya çalışsam da bir şey onun gözlerine kilitliyor, Her defasında dönüp dönüp tekrar bakmama sebep oluyordu. Ve ben bu ıstıraba bir son verip koyuverdim kendimi daldım gözlerine. Bu sırada arkadaşımın ‘’ içimdeki gay,  alooo hangisinden alalım?’’ demesi ile kendime geldim. Soruyu algılayıp cevap vermem 3 saniye ‘’fark etmez’ ’. Normal şartlarda jetonu geç düşüp ‘’ onu alma bunu al, banane banane’’ derken İdrak kabiliyetinde son noktayı koymuştum.

Arkadaşımsa bir kırıtmalar, bir cıvıtmalar, bir yavşamalar anlatamam. Baktım adam elden gidiyor hemen olaya el attım.  Esprilerine girip bende az yavşayınca tekrar bu bana döndü. Alışveriş bitip paramızı verince adam ‘’çay içermişiniz dedi’’. Ben o kadar mala bağladım ki cevap veremedim. Veremediğim gibi arkadaşıma bakıp istemiyor edasında bilmem ki modun da davranınca oda haliyle ‘’hayır teşekkürler gidelim biz’’ dedi. İçimden senin ben amına koyayım cilvelenmeyede gelmiyor arkadaş diye söylendim. Giderken bile gözlerimi alamadım dönüp dönüp bakıyordum tabi oda bakıyordu. Belki de ne bakıyor lan bu götoş diyordu.
Aradan tam 1 hafta geçti ve ben yine yumurta almak için evden çıktım.  Yine ona gidiyordum giderkende toz pembe hayaller kuruyorum. Hani admaın ilki olcam, beraber yaşarız, o akşamları kahveye gider eve geldiğinde yemek yeriz oturur kitap okur, maço ama kültürlü maço style yani nasıl olcaksa artık işte öyle hayal dünyam içinde saçmalıyorum bende.

Neyse geldim bu bana ‘’Merhaba hoş geldin nasılsın abicim?’’ dedi.  Abicim kelimesinin altını çiziyorum… ‘’İyiyim teşekkürler siz nasılsınız? geçen hafta aldığımız yumurtalar çok güzeldi aynısından alabilir miyim?’’ dedim.  Maksat adam beni hatırlıyor mu anlamak. ‘’Vereyim abicim dedi ‘’sonra çay içer misin? diye sordu.   Sorarken gözlerini kısıp duruyor ya hipnoz oluyorum yemin ederim. Bende valla Para olsa adamdan bütün yumurtaları hatta kümesi de alırım o derece etkiliyor. Çayımız geldi birer sigara yaktık sohbete koyulduk. Ottan boktan şeyleri konuştuktan sonra bu başladı hayatını anlatmaya. 3 kez evlenmiş, şimdi 5 aylık çocuğu varmış, çok karı sikmiş, geçen günde masaj salonuna gitmiş. Karıya ‘’seni sikerim ama’’ demiş, karı ‘’yavaş gel olmaz’’ demiş.  Buda ‘’amına dil atayım o zaman’’ demiş.  Sohbetimizi gör işte o kadar sıkı fıkı olduk yani. 

Ben bu adam hakkında ne hayaller kuruyordum o ise bana neleri anlatıyor. İçim paramparça boynum önümde mp3 çalarımdan Sezen Aksu açıp evin yolunu tuttum. Artık yumurtaları ondan almayacağım, bana önce ümit sonra yol verdi.  Birde salak gibi üzülüyorum ya bir türlü vazgeçemedim şu huyumdan… 

3 Mart 2013 Pazar

İSMİ HAYAT OLAN BİRİNİ ÇATIR ÇATIR SİKMEK İSTİYORUM


00,56 zaman hiçbir şey ifade etmiyor.  Önce sakallarımı sonrada uzatmaya çalıştığım saçlarımı makasla kırptım. Aynaya baktıkça tiksiniyorum kendimden. Yaşıyorum her şeye inat, tadı tuzu olmayan yemek gibi hayat ölmemek için besleniyorum. Herhangi birinin ''seni seviyorum'' demesine o kadar çok ihtiyacım var ki ve bir omuza ihtiyacım var fazlasıyla. Aslında sandığınız kadar üzgün değilim. 
Köpek gibi yalvarmak istiyorum ''gitme'' diye ama iç sesim;  ''lan mal zaten yalnızsın, neyin tribini kime atıyorsun'' diye söylenip duruyor. Her şeye rağmen gülüyorum ya gözlerim dolu dolu oluyor ve ben yine gülüyorum ya Allahım seni çok seviyorum ya Depresyona giriyorum çıkınca dönerim... (Sakallar Felan ölürsem hakkını helal et, Toparlıyamıyorum kendimi parça parçayım)

11 Ocak 2013 Cuma

Namuslu Olacağım Derken Orospu Oldum Çıktım


Unutmuşum en son ne zaman Blogger’a girdim ve ne yazdım? Aman neyse ne,  Geri dönüp okumaya hiç niyetim de yok. Yemeği henüz bitirmiş dinlenirken, kafamın üzerinde bir ışık belirdi. Sonra söndü. Sevap borçlarımdan dolayı fikirlerim ve hayallerimi Tanrı kesti. İlham alamıyorum. İyice Ahlaktan, Dinden uzaklaştım. Hiç bu konulara girmeyeceğim. Şeytanla okey’e Dördüncü arar durumdayım. İlişki durumum da bok gibi.

En yakın gay arkadaşım askere gitti. Onu çok özlüyorum.  Kıçımda ki sivilcelere çare bulamıyorum. Bir gay arkadaşım Salatalık kabuğu koy dedi yaptım, diğeri Yoğurtla yapılan bir harç önerdi götüm bildiğin cacık oldu. Zaten Gaylar arasındaki diyaloğun yüzde sekseni kulaktan duyma yanlış bilgiler;

-Ahmet’in siki xl mış,
-Biliyor musun Ahmet’in siki iksir gibi miş,
-Ahmet’in sikinden ilaç yapıyorlarmış,
-Ahmet’in sikini götüne sürünce sivilcelerin geçiyormuş. He aq oldu…

Bizim burada bir hamam var. Gayler oraya gidiyormuş, arkadaşım içeri bir girmiş Altı kişi bir oğlanı sikiyor. Ulan fanteziye bak,  daha ben hayatımda İki kişilik gruplara giremedim millet altı kişinin hakkından geliyor. Ama nasıl? O kadar yarrak nereye gitti? Nasıl aldın yo yo nome consete solisyone koy göte Bence gayler çok abartıyor. Bizde şu hamamı merak edip bir bakalım dedik. Heyecan arıyoruz kendimize. Ama hani hoş biri çıkarsa da hamamda yapmasam da eve götürürüm. Nasılsa yerim var aq. Akşamüzeri saat Beş gibi çıktık yola. Öyle tenha,  öyle varoş, kuytu bir yerde ki;  Hamamda siken olmazsa O yolda siken biri çıkar emin olun. Yolda yürürken sürekli sağımdaki solumdaki ara sokaklara bakıyorum her an biri sikini uzatıp ağzımın ortasına vuracakmış gibi geliyor. Benim içime bir kuruntu düştü. Kendimi kötü hissetmeye başladım. Dedim ki; ‘dönsek mi’’? Hiç de sevmem böyle sonradan mıy mıy yapmayı. Ama çok huzursuz oldum. Bir yandan da içerisini merak ediyorum. Zaten yanımdaki arkadaş bana gazı veriyor. Sonra O cayacak gibi oluyor, ben gazı veriyorum. Vere vere o gazla sonunda hamamı bulduk.
 Pasajın içinde zemin katta bir yer. İçeri girdik, adamın birisi eşyaları koymak için anahtar verdi. Ben direk içeride ana holde oturan adamları şöyle bir süzdüm. Fena değiller hani. 2. Sınıf varoş bir hamam göre tipler iyi sayılacak cinsten. Üzerlerimizi değiştirip içeri doğru yürümeye başladık. İlk kapıdan sonra içeride küçük bir alana geldik. Burada kimse yok, aha dedim herhalde bom boş. Az daha yürüdük bir kapıdan daha geçtikten sonra hobaaaaaa partiye hoş geldin. İçerisi oluk oluk adam kaynıyor. Ona bakıyorum, buna bakıyorum, sağa bakıyorum, sola bakıyorum, göbek taşına bakıyorum her yer erkek. Göbek taşına oturduk. Başladı akbabalar etrafımızda dönmeye. Lakin şöyle alıcı gözüyle bakıyorum da;  bıyıklı, göbekli, iğrenç amcalar lan bunlar. Hele birisi götünde ki kıllar kadayıf olmuş, Allah’ın buruşuk muşambası bana bakıp bıyıklarını burkar. Hemen kankam kendine kese attırdı.   Yirmi dakika baş başa sohbet, kakara kikiri derken toz olduk oradan. Ama az daha 6 değil 9 kişi bizi sikecekti. Sonra gazetelere manşet olurduk Zeytinyağlı sabunlarda düşüş yaşandı sabun piyasası bir gecede battı diye. Çünkü bu adamlar biz olmasak paso kalıp sabun asılıp asılıp dururlardı… Bir hamam sefası böylece sona erdi…
Bunun dışında sakarlığım tavan yaptı. Evde elimi nereye sürsem kırıyorum. Tabağı ben kırsam sakar, doktor arkadaş kırsa nazar, Müdür arkadaş kırsa Bunu buraya kim koydu? Fedon kırsa telenta kunata kunata kunata tolesssssssssssss… En son tuvaletin çeşmesini kırdım.  O değil ev arkadaşlarım üzerine oturdum sandılar. Valla yapmadım etraf yarrak doluyken deli miyim kış günü buz gibi çeşmelere oturayım.  

Ayrıca Kampüsün kapısında duran güvenlikçi ortalıkta yok. Sanırım diğer kapıların birine verdiler adamı ya da Götüne tekmeyi vurmuşlardır bilemiyorum. Onun yasını tutamayacağım içimde.  Netten sürekli birileri ile tanışıyorum. Konuşuyorum lakin o kadar bezmişim ki İki çift kelamdan sonra hemen bırakıyorum, bazen de;
   - slm
   -slm, çok affedersin. Kedim ishal olmuş evin her yerine attırıyor. Hemen çıkmam lazım özür by…

 Böyle işte. Murat diye Kırk yaşında, kıllı, esmer ve yakışıklı bir adam ile tanıştım.
amaç seks;
- düzenli görüşebileceğim arkadaş arayışı.
-Tamam, bana uyar.
-Yer yok sende
-var canım.
-Ok cam açalım o zaman
-ok  msn ne ?

siktimdikinekoşturbenimkine ile görüntülü arama başlatılıyor......
Aramayı bitir (alt+q)
   
-Tekrar merhaba,
-Mrb çok hoşssun,
- sende öyle, mimiklerin hareketlerin tam benim aradığım gibi.
-Ok  görüşelim o zaman
-yer ……..
-tel: 0854545054956246  
-ok 30-35 dk. ya oradayım.  

Adam geldi bir şeyler içtik falan derken hemen yakınlaştık. Voltaj yüksek hacı çekiyor anla işte. Sonra soyundu, aman Allah’ım muhteşem bir fizik. Kıllar falan harika. Aleti hiç sormayın. Yazın xl yedim xl yedim diye ortalıkta dört dönüyordum ya, O xlarge değil large miş.  Özür diliyor yanlışımı düzeltiyorum Ablalar Abiler.  Ondan önce yediklerim de Medium muş zaten. Bu adam gittikten sonra hayatımda ilk defa biri beni sikti diyebilirim. Sonrasında adam İki saat hiç durmadan makine gibi çalıştı. Lakin sevişmiyormuş geri zekâlı. Ben adamı görünce camda sormayı falan unuttum aq. Neyse sevişme olmayınca bende her şey bitiyor. Ben bu adamı bir daha aramadım. Gerzek çok ısrar etti, bende çok Abaza’ydım.  Kimse ile Üç hafta takılmadım. Masturbasyonda sadece  Beş kez yaptım yapmadım.  Dedim ‘’gel ‘’ zaten düzenli seks partneri arıyordum. Bulamadım diye başkada bakmak istemiyorum.  Hemen sımsıkı sarıldım gene bunun sikine. Adam inanılmaz tecrübeli beni yerden yere vurdu. Tavana koydu, aldı masaya koydu, sanki odadaki eşyaların yerini değiştiriyor. Alıyor beni o köşeye koyuyor, beğenmiyor diğer köşeye koyuyor, yok olmadı deyip ortaya yere yatırıyor. O değil evde götümün değmediği eşya kalmadı aq… Bu adam ile gündelikçi gibi temizliklere gitsek benim göt çok eskir ama paranın amını yolunu sikeriz…

Dördüncü buluşmadan sonra bir daha görüşmemek için hep işim var deyip başımdan saldım. Artık aramıyor.  Adam iyi, hoş,  tam âşık olacağım bir tip. Hatta sohbeti de çok keyifli. Lakin ne sevişiyor, ne dalgayı elliyor, nede pasif oluyor.  Bildiğin sikip sikip gidiyor. Hakkını yemeyeyim o yaşta o performans yok arkadaş, gerçekten yok. . Her neyse iyice orospuluğun dibine vurdum.  Aşk aşk diye ölen benim hayatım, bu aralar delik-penis ilişkisinden ibaret. En son aradığım partneri buldum. Ankara’da son yılım gidene kadar yalnızca onunla görüşeceğim. Benim çok beğendiğim biriydi.  Hem de ap  +sevişme duygusallık olamaz aramızda. Aşka inancı yok. Lakin haftada Bir onunla görüşüyorum. Şimdi vicdan olarak da kendimi çok rahat hissediyorum. Kesin karar aldım gidene kadar arayış yapmıyorum. Çünkü okul bittikten sonra nereye yerleşeceğim ve ne yapacağım? Bunlar belli olmadan bir ilişkiye başlayamam.

Bu gün çift kişilik yatağım gene kırıldı.  Bu son adamla ap olan ile bu gün yatağın bacağını kırdık. Ona dedim ki ‘’bana yatak borcun var’’ oda tamam yenisini alırım affedersin dedi. Hâlbuki yatağı ondan önceki adam kırmıştı. O nada söyledim ‘’bana yatak borcun var’’ diye oda alırım demişti.  Halbuki yatağı ben ve diğer ev arkadaşım üzerinde tepişirken kırmıştık. Anlayacağınız yakında İki tane çift kişilik yatak sahibi olup ‘’siktikbal’’ diye shop center açabilirim. Sakıp Sabancı’da çorap satarak başlamıştı zaten…

28 Kasım 2012 Çarşamba

ŞANS TOPU


Kampüste, sınavımdan çıktıktan sonra akşama program yaptık. lezbiyen arkadaşlarla görüşmek için evin yolunu tuttum. Sezen dinleyerek aheste aheste yürüyordum. Girişteki güvenlik adamla çok sık kesişiyoruz. Şöyle uzun boylu, esmer, atletik giydiği o siyah pantolon iri baldır ve kalçasını ortaya çıkarıyor, onu her gördüğümde iştahım kabarıyordu. Birde gözlerini kısıp bakması yok mu?  Bugün yanında arkadaşı vardı. Onunla lak lak ediyor, bir yandan gözünün ucu ile beni kesiyordu. Benimde baktığımı fark etti olsa gerek, gözlerimin içine içine on saniye baktıktan sonra tebessüm etti. Kafamı çevirdim. Hıh der gibi bende bir eda, bir naz, bir götü kalkıklık elimde mendilim olsa Üsküdar’a gider iken misali…  Adamın bakışlarını daha önce önemsemedim ama bu oyunlar beni ona karşı aşırı düşünmeye sevk etti.
Duşumu alıp evde oyalandıktan sonra akşam 18.00 gibi çıktım. Bizim lezbiyen dünya tatlısı Üç öğretmen arkadaşla bir mekâna gittik. Daha sonra Ev arkadaşlarımda geldi. Eski dostlardan İki gay daha çağırdık, biraları söyledik, hep beraber hoş, güzel bir sohbete koyulduk. Uzun zamandır böyle bir şeyde yapmıyordum. Sınav üstü bana iyi moral oldu…

Bu arada Kapıdaki güvenliği tavlamayı düşünüyorum, deneyeceğim bakalım neler olacak. Bunun dışında gelen eski dostlardan birisi benim ilk ilişki yaşadığım, ilk aşkım, bana çok acı çektiren adama denk gelmiş konuşmuşlar. Beni sormuş beyefendi; ‘’İcimdeki gay neler yapıyor? Ona karşı çok mahcup oldum. Çok haksızlık ettim. Benim için Ankara ya geldi, onu burada tek başına bıraktım. Nasıl ulaşabilirim acaba’’? Arkadaşımda; ‘’O çok iyi, sevgilisi var. Çok mutlu o yüzden facebook v.s kullanmıyor. Hattını da değiştirmiş ulaşılamıyor kendisine ve sana karşı içinde bir kırıntı, öfke de yok zaten.  Unuttu seni demiş’’. Ohhhhhhhhhh nasıl rahatladım anlatamam. Ben 5 yıldır bunları o şeytan suratlı şeyden duymayı beklemiştim. Değerimi sonunda anladı godoş herif. Benim onun için yaptıklarımı nasılsa bir başka salak yapmaz. Herkes bu kadar gözü kara değil. Arkadaşımla da çok uzun zamandır görüşmüyordum. Onu çok takdir ettim. ‘’Ağzına sağlık iyi ki böyle dedin’’ diye söyledim. Nasıl mutlu oldum anlatamam…

O değil uzun vade yaşadığım adamlar tek tek arıyor, hepsi pişman, hepsi bir şans istiyor. Siz benim gecelerimi gündüzlerimi alt üst edin, benim gözyaşlarım süzülürken siz gününüzü gün edin, sonra bir şans deyin. Bu kadar basit mi bu?  Ben ilişkimiz bitmesin diye mücadele ederken, kendimi parçalarken yüzüme bakmadınız. Siz gayet iyi bir şekilde sadece’’ bir şans veriri misin’’? Şans topu muyum lan ben?  Orospu çocukları…

25 Kasım 2012 Pazar

LAR

Sınavlar, Sınavlar, Sınavlar... Başkada bir bok yok... Ha birde aylık Beşyüz TL iş buldum. Ama anamdan emdiğim süt burnumdan geliyor. Buz gibi bir alanda  çalışıyorum. Kardan adam olsa sikerim böyle yeri deyip istifa eder o derece soğuk. Buzhane leyn...

13 Kasım 2012 Salı

AYNI PERDE


Bu gece Gabile den biriyle tanıştım, Ankara’dan bir öğretmen, az laflayıp hemen msn’e geçtik. O kadar kafa bir adam ki,  sohbet esnasında yaşanan gülme krizleri, aynı zevkler ve tercihler…  , ne olduysa geleceğe dair planlardan bahsettikten sonra, gerçek adıma kadar söyleyip markete sigara alamaya gittim. Geri döndüğümde kankam işten gelmişti. Sevgilisine cam açacaktı. Benimde kameram güzel gösterdiği için odama daldı. Bende tam o sırada Ankaralıya cam açacaktım beni birde en paspal halimle görsün istedim. '' iki dk cam açayım kamerayı sana vereceğim'' dedim ,  Kankam msn’de ki fotoyu görünce ‘’aa ben bu adamı tanıyorum, çok ukala ama çok hoş’’ dedi. Bende cam açmadan onun bu söylediğini Ankaralıya söyledim. Hatta ev arkadaşımın da kankası bu adamla reelde buluşmuş.  Ankaralıda bana ‘’sen yalancısın’’ dedi. Bir dünya zırvaladı. Neymiş söylediğim her şey yalanmış. ‘’sen ne saçmalıyorsun ya’’  ‘’neyse kalsın bol şans’’ dedi ve sildi.

Şuan bu yazıyı da öyle nefret ve sinirle yazıyorum ki, aslında öfkem ona değil kendime. Defalarca darbe yememe rağmen güzel şeyler olabilir diye o kadar ümit bağladım ki. İnanılmaz hayal kırıklığına uğradım. Birde o ‘’yalan söyledin’’ demesi anama bacıma sövmüş gibi geldi. Öyle ki tek kelime bile yalan konuşmadım. Hayatımızı birbirimize tüm çıplaklığı ile anlatmıştık. Kırıldım, hem de çok, kuyruğuna basılmış köpekler gibiyim canım çok yanıyor. Hayatta böyle orospu çocukları varken ben daha çok kırılırım. Kaç kere dedim’’ akıllandım bir daha asla kanmayacağım, hemen ümitlenmeyeceğim ama ne oldu gene salak gibi hemen mutluluğun hayaline sımsıkı sarıldım ve yine aynı perde. Acayip üzgünüm, sanki 40 yıllık sevgilimden ayrıldım. Kendime çok kızıyorum hem de çok.

 Aslında Onu elde etmesini çok iyi bilirim, orospuluğun dibine vurur, yalan konuşur sikişimi yapar evime dönerdim. Ama ben bu değilim, tüm çıplaklığım ile karşındaydım, en masum, en savunmasız halimle durdum, beni çok kötü yakaladın coni, senin hayatını sikeyim ben amcık suratlı, çocuk katili piç, sana ne kadar sövsem azdır… Ağlıyorum götoş herif ama göz yaşlarım sana değil kendime akıyor...


5 Kasım 2012 Pazartesi

SAKLI AŞK


Acının boğazımda düğümlendiği her an yitip gitmekte ömür. Sere serpe çarşaflar üzerinde tükenmekte aşk. Temizlikten uzakta, en batak kuytularda anlık zevklere esir düşmüş aşk, kurumuş göz pınarlarında, duyguların köreldiği muhitlerde, varoş kelimeler arasında aşk. Yasak sevdalarda oluk oluk kanayan yaralarda aşk. Bir koğuşun duvarında ve bir gardiyanın elindeki zarfta saklı, Dalgalanmış denize bakan gözlerde, üşümüş ellerde, bir ağacın kuru, çatlak kabuğunda,   çiftçinin ekininde, ananın yavrusunda, çobanın türküsünde saklı aşk. Göç yollarında tükenmiş bir ömürde, bayram sabahında çocukların mendillerinde saklı aşk. Dervişin diline düşmüş, hakkın sevdasına adanmış aşk. Dikenleri güle döndüren, gülleri bülbüle düşüren aşk;   benimde yüreğimi çöz, esaretinin bedeli ödemekle bitmiyor…


3 Kasım 2012 Cumartesi

ADI HAYATMIŞ



Hepimizin hayat ile iniş çıkışları oluyor. Hatta bazen inişlerden çıkışlara fırsat kalmıyor. Ama hayat öyle bir içine alıyor, öyle bir sarıyor ki, hani sevdikleriniz ile ayrılıp, köşe bir yerde tek başınıza bol köpüklü bir kahve içersiniz ya işte o kahveyi aslında siz hayata ısmarlamışsınızdır. İlk buluşmanız hayat ile ilk tanışmanızdır… O kahvenin 40 yıllık hatırına hayat da sizi sımsıkı sarar sinesine çeker siker de siker…

Yâda Bazen toplu taşıma araçlarına binmek için paranız çıkmazda evin yolunu elleriniz cebinizde melankolik bir halde yürüyerek geçmeye çalışırsınız ya, işte o yol hayat ile ilk randevunuzdur. O hiç bitmeyecek gibi olan yol, aslında hayat ile sonunu kestirmediğin, bir gün diye başlayan tozpembe hayallerin yoludur…

Kimisinin bir yakının vefatının cenazesinde ilk kez karşısına çıkar. Bizi yasa boğan çok sevdiğimiz kişi tahtalı köyü boylamışken hayat oradadır. Tam karşınızda durur, herkes size başsağlığı dilerken O, herkesin bir gün öleceğini, güçlü olman gerektiğini söyler. Büyük ve derin bir acı içindeyken ona sımsıkı sarılırsın gözyaşlarına boğulur ve isyan etmeye başlarsın.  Hayat ile tanışmamız hepimizin farklı şekillerde olmuştur.

Bundan sonra siz ve hayat  başbaşasınızdır. Kocaman bir şehide kafanızdaki birçok soruya takılarak yönünüzü bulmanız gerekmektedir. Aslında defalarca karşınıza çıkan lakin yakından hiç tanımadığınız hayat ile yüzleşmek yerine Bu aşamada yapacağınız şey içinizdeki gay'ı dinleyip, koku alma duyusu olarak kullandığınız, bazen ’de stres atmak için karıştırmaya yarayan burnunuzu devreye sokarak en yakınınızdaki daşşak kokusunu alıp bulduğunuz 2 top bir sike sımsıkı sarılmak olacak. . Oysa tutunmak gerekliydi hayata hemde sımsıkı bir şekilde…O iyi bir dost iyi bir arkadaştı bize, sevgisizlere, görebilen gözlere…

İyi anılar zamanda kötü anılar ise yürekte derin izler bırakır. İşte o derin izleri yaşarken hayat ile karşılaşırız. Bazen randevumuza geç kalırız ama hayat hep orada, siz daha gelmeden beklemeye koyulmuştur…


30 Ekim 2012 Salı

BEN KÖŞE LAMBASI DEĞİL, SEVGİ İSTİYORUM...


Merhamet, bir kere içinize işledi mi çıkmıyor.  İhtiyacınız olan şey sevgi ve aşk ise bütün dünya nimetleri boş gelir size..  İyi insan yüreği ile düşünür  ona aptal denir. kötü insan aklı ile düşünür ona zeki denir, her ikisini kullananlara ise biz aptallar ve zekiler dahi diyoruz.   
Bedenin nasıl suya ve oksijene ihtiyacı varsa bazı insanlarında kalplerinin sevgiye öyle ihtiyacı vardır. Antalyalı ile bayrama Üç gün kala görüştük. Adam hafta sonu yanıma geldi. Beraber güzel bir gece geçirdik. Ertesi gün gez dolaş yapacak bir şey bulamayınca alışveriş merkezlerine gidelim diye tutturdu. Her girdiğimiz mağazadan kendine bir şey aldı. Aynı şekilde benimde bir şeyler almamı istedi. Lakin benim için parasını çarçur etmesini istemiyordum.  Bir mağazada köşe lambası beğendim. Fiyatı ikiyüz küsürdü. Tutturdu alalım diye, içimden geçirdim ‘’alsın aq sana ne’’, sonra adamın gözlerinin içine baktım, yüreğini gördüm. Beni mutlu etmek için çırpınıyordu. Hemen kolundan tutup çektim ‘’yürü gidelim, benim odama bu çok büyük’’ deyip zar zor da olsa caydırdım. Beni mutlu etmek isteyen insanları kullanamam. Onların bu çabası zaten beni çok mutlu ediyor, ben köşe lambası değil sevgi istiyorum. İşte diyeceğim o ki; eğer ruhunuza fahişelik işlemediyse ve merhametliyseniz sizden bir bok olmaz.

Antalyalı ile bir dünya bayram tatili planı yaptık. Sözde bayramı beraber geçirecektik ama yanımdan gittikten sonra bir daha ne aradı ne sordu. Ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Belki Antalya Ankara yolu arasınada TEMA’ nın ağaç dikim seferberliğine katıldı. Sonrada ayağına takılan taş yüzünden yuvarlanıp uçuruma düştü. AKUT kurtarma ekiplerinin tüm çabalarına rağmen parçalanmış cesedine ulaşılamadı.  En masum düşüncem şuan için böyle. Onun yüzünden Bütün bayramı evde bekleyerek geçirdim. Ardından kendime ya biri yoksa dedim, ya tüm hayatın boyunca yaşarsan ve kimse beklemiyor olursa, bunun gibi piçler yüzünden her bayramı ya böyle bekleyerek geçirirsem.  Anlayacağınız ‘’deveye diken insana siken’’…O değil de ölmeden abajuru alaydı iyiydi…
Sırf o abajura para verip benim için masraf yaptı diye belki bu salak, sonradan görme götoş herif bayram tatili için yanıma gelirdi… Yarrak var gibi gene acıdım, gözlerinin içinde yüreğini görmüş müyüm neyim,  yürek değildi o, ebenin amıydı…. Oturdum götümün üstüne, bütün bayram kocası askere gidince doğurmuş karılar gibi mörül mörül gözlerim yollarda bekledim…
Şimdilerde arayışta değilim, hiçbir şeyde istemiyorum. Yalnızlığımla mutluyum. Odamın karanlığı güneş gibi bana, içsel hesaplaşmalarla boğuşuyorum. 

19 Ekim 2012 Cuma

TAŞŞAKLARI GÜL KOKAN YARİM


Çok mesafeler kat ettim ama olmadı. İstanbullu ile Üç harika gün geçirdikten sonra Ankara’ya dönüş için bilet aldım. Kendisinin arkadaşları ile toplantısı olduğu için akşam On otobüsüne beni uğurlayamadı. Problemde değildi, Anlayışla karşıladım. Lakin beni Ankara’ya döndükten iki gün sonra ‘’vardın mı? İyiminsin?’’ diye aradı… Sanki Tibet’e gidiyorum aq. Aradan İki gün geçmiş adam beni arıyor. Bende ‘’yok canım otobüs Nepal da rötar yaptı. 2 gün sonra ancak inecek’’ dedim. ‘’Ne’’ dedi, ‘’bi siktir git ya’’ deyip yüzüne kapadım telefonu… 

  Arkasından tekrar aramalar, mesajlar v.s vs. bitirdim. Sonrası koca bir boşluk. Uzun süredir hiçbir şey ile uğraşmak istemiyorum. Her gün mutlaka Üç posta asılıyorum. Boşaldıktan sonra kendimi yatağa atıp etraftaki peçetelere bakıyorum. Arkadaşlarım duymasın diye sessizce devam eden porno filmi az önce beni içine almışken şimdi bana çok uzak geliyor, kafamı tavana dikiyorum. Duş almakta olan komşumun banyoda çaldığı ıslık ve fayanslara vuran şapır şupur su sesi geliyor kulağıma. Ve uzun zamandır boy abdesti almadığımı fark ediyorum.Hiçbir şey düşünmediğim anda ne kadar berbat bir halde olduğumu anlıyorum. Bu Ankara’daki 5. Yılım ve birçok ilişki yaşadım. Tek gecelik birlikteliklerin bana bıraktığı; sabah kalktığımda boynumda taşıdığım iz ve birbirimize attığımız doğmayacak olan piçler. Elime geçen hiçbir şey yok.  Hayır her sikiştiğimden  yirmi tl  alsaydım şimdi Ataköy'de bir yata, Tarabya'da bir kata sahip olurdum...  Duygusal bir bir birliktelik umuduyla her gördüğüm erkeğe sarılacağıma Kerhanede çalışıyor olsaydım devletin dış borçlarını kapatır, Otuz iki çocuk evlatlık alıp bir aşiret kurabilirdim. Aşka olan inancımı tamamen kaybetmiş durumdayım. Onun kılı, bunun yumağı, bunun adonisi bunun baldırı, bunun siki, bunun sümüğü  derken bende Serdar Ortaç gibi gecelerin adamı oldum. 

Her zaman hayatımda biri olsun, benimle ilgilensin, sahip çıksın, arasın, sorsun, Gerekirse sabah O işe giderken arabası ile beni okuluma bıraksın. Akşamüzeri iş çıkışlarında havanın yağmurlu olduğu günlerde beni şemsiyesi ile okulun önünde beklesin, evimize gittiğimizde ben ıslanmayayım diye şemsiyenin büyük kısmını bana yığdığı için omuzları hafif nemlenmiş paltosunu çıkarıp dudaklarına öpücük kondurayım, ona yemek hazırlayayım, beraber gülelim, beraber ağlayalım, beraber manavdan alışveriş yapalım istedim. Ben ona seni çok seviyorum dediğimde gözlerindeki ışıltı bana cevabı olsun istedim. Hastalandığında ona çorba hazırlayıp, sabahlara kadar uyumadan başında bekleyeceğim biri olsun istedim. Hani birazda kabul ediyorum ev erkeği ruhu taşıyorum…  Sevgilim hayatta karşı güçsüz düştüğünde ona sımsıkı sarılıp ‘’ben ölene kadar yanındayım seninleyim korkma’’ demeyi çok istiyordum. Ama olmadı olmuyor artık daha da zorlaştı. Çünkü devamlı biriyle sikişip, daha iyisi çıkar mı? Düşüncesi benliğimi sardı ve çok sıradan bir hal haline geldi.  Ahlak dışı olarak görmüyorum önüme gelene götümü siktirmeyi. Eskiden sadece ’’ ben duygusal bir birliktelik istiyorum uyar mı?’’ derdim. ‘’Evet’’ dediği anda fotosunu bile görmeden, görünüş bile sormadan sohbete günlerce devam edebilirdim. Şimdi ilk sorduğum soru;  slm, görünüş, arayış ne oldu.  Acısını kalbimde taşıdığım, Sezen Aksu’nun her şarkısında aklıma getirdiğim, tek ilişkim ilk aşkım oldu. Ve o meymenetsiz sikik herifin hayatımın sonuna kadar anılarını ruhumda taşımak istemiyorum. 

Yeniden âşık olmak istiyorum. Yeniden birini kaybedince ölecekmişim hissine kapılmak istiyorum ve ben yeniden onun gözlerini gözümün önüne getirdiğimde yüzüme yerleşecek aptal gülümsemeyi yaşamak istiyorum. Yaşama bağlanıp dik durmak istiyorum. Yoksa bu gidişle Guinnes rekorlar Kitabında  Türkiye'ye ait 78. rekor domalma olacak...

26 Eylül 2012 Çarşamba

Adam Sikip Attı İşte Bu Kadar Basit


Ayrıldıktan sonra çok kısmetlerim vardı onları değerlendireceğim. Bunlardan biri Antalyalı Şirket sahibi Fettah, Ankara’ya geldi çok zengin bok gibi parası var. Yani para bok. Benim memelerimi sömürdü durdu. Adam da meme fetishi var.  Çok zengin olduğu içinde aklı ile değil de parası ile etkilemeye çalıştı durdu. Sana bunu alalım, sana şunu alalım, sürekli böyle. Ben İtalya’ya yerleşeceğim benimle yaşarmısın vs neyse Antalya’ya döndü. Ben mesajlarına cevap vermedim.

Şimdi günde bir kez arar yok Yunanistan’a tatile gidelim, yok buraya gidelim. Sürekli böyle bende dedim ki ‘’biraz zaman ver’’.  Hiç uğraşamam böyle adamlarla diye düşünürken lan ben ne diyorum o Şehir’den bu Şehir’e gitmek için para bulamıyorum adam bana gel yurtdışını gezelim diyor. Şöyle bir silkelendim ‘ senin gözlerin sürmelimi, çok bakımlısın be Fettah, valla senden çok hoşlanıyorum. Tatile nereye gideceğiz? Canım ya biraz uzaklaşalım, kafa dinleyelim ikimiz. Sana yeni çamaşırlarımı göstereceğim'' diyerekten yapıştım adama. Zamkla duvara fotoğraf yapıştırırsın ya sökmek için yırtman gerekir. Valla kimse beni sökemez öyle geçirdim tırnaklarımı. Sıvayı, duvarı sökerim yerinden… Yolacağım aq.  İliğini sömüreceğim. Bunca yıl bedavaya verdimde ne oldu?  Yolacağım anasını avradını sikeyim ya… Yeter lann bu ne aq????  Aşk istiyorum, evlenmek istiyorum diye diye 79 kiloya düştüm. Götüme giyecek donum yok. Kamu hizmeti mi veriyoruz lan burada. Babasının hayratına kimse 1 bardak su vermezken, ben kuruttum burada kendimi 48 yaşındaki adamlarla aaaaaaaaaaaaa azım köpürdü sinirden valla.Sigara içiçemmmölkdsafkiğkgsdaj...oorops çoçukları
şggdjkadgoagd

Veterinerden ses seda yok lakin veterinerin en yakın arkadaşı ile benim Kankam telefonda konuşmuş. Adam buna ‘’eee arkadaşın çok şey kaybetti.  Geleceği için veterinerin çok yardımı olacaktı’’ böyle bir havalanmalar, bir kasılmalar sanki ben değersiz, boş, geri zekâlı biriymişim de bir yere gelmek için onun yardımına ihtiyacım varmış gibi konuşmuş. Bu sözleri Kankamdan duyunca ayrıldığıma çok sevindim. Her neyse ya koy götüne gitsin. Adam sikti sikti bıraktı işte bu kadar basit uzatmanın anlamı yok…   
Okul hakkında süper iki gelişme oldu uzun uzun yazamayacağım şimdi es geç bunu… Antalyalı şöyle köşede dura dursun;  İstanbul’dan bir sevgili adayım var onun yanına gidiyorum.  İstanbullu  çok duygusal On yıllık İlişkisi Bitmiş, belki bizim bir şansımız olur.  Adam sürekli arayıp soruyor her şey çok güzel gidiyor. Bu sefer olacak sanırım ama daha ilk görüşmemiz olacak yarın yola çıkacağım...

6 Eylül 2012 Perşembe

Berdan Mardini'den Bamya Show



Ani bir iş için Urfa’ya gitmem gerekiyor. Bende nakliyeci bir arkadaşımın yanında oturuyor çay içiyordum. ‘’Urfa otobüsüne boşuna para verme seni bizim Urfa’ya giden arkadaş bıraksın’’ dedi. Bende ‘’ya Muço ne işim var kamyonda’’ falan derken Urfa’ya giden adam bir geldi aman Allah’ım adam Berdan Mardin’inin 10 kat daha hoş hali,Yüzü aynı Berdan Mardini kaslı ve kılı biri.  Sanki az önce mırın kırın yapan ben değilmişim gibi Muço’ya dönüp;  ‘’ya otobüse de kim para verecek aslında doğru söylüyorsun, abi ile gideriz lak lak yaparız, yolda canımda sıkılmaz dedim.   
Sabah dokuz ’da çıktık yola. Onunla sohbet makara derken epey zaman geçti.  Urfa’ya Bir saat kala adamı baştan çıkardım. Yolda sürekli bir muhabbet açıp adamı azdırmaya çalıştım durdum. Ağzını aradım, Onaltı gündür eve gitmiyormuş. Hah dedim bu her şekilde yola gelir. Konu vücut kıllarına nasıl geldiyse geldi, bu tişörtünü bir kaldırdı. Allah’ım sem sert bir karın ve simsiyah kıllardan oluşuyor. Dayanamadım oooooooooooooooo bunlar ne ya acayip uzunmuş diyerek elimi karnına attım. Baktım gülüyor, tişörtünü'de indirmiyor, yani rahatsız olmadı. Okşamaya devam ettim. Göğüs tarafınıda okşuyordum. Sonra hiç durmadım ne güzel ya deyip karnına indim. Bir süre sürekli okşadım durdum. Sonra bir baktım adamın üzerindeki pantolona aleti başını dayamış neredeyse pantolonu yırtılacak. Hemen elimi aletine attım, okşamaya başladım. Bir baktım O heybetli adamın küçücük bir siki var. Berdan Mardini birden gitti yerine Kuşum Aydın geldi.Evet adamın aleti küçüktü.  Ben biraz alet üzerinde çalışmalarıma devam edeyim derken, tam fermuarı açmaya niyetlendim bu hemen elimi karnına koydu.  Sonra ben gene atladım alete. Bu sefer tuttu kenara koydu. İçimden ayyyyy  uğraşamayacağım dedim. Zaten bamya kadar bir şey diyerekten elimi çektim. ‘’Affedersin’’ deyip kenara çekildim . Tahminimce adam çok dolu olduğu ve heyecandan boşalacağı için elimi çekti. Çünkü yolda sürekli namazını kılıyordu. Cenabet gezmekte istemiyordu sanırım.
Başkada bir şey konuşmadık. Urfa’ya geldim. ‘’Sağol’’ dedim indim o kadar . Ama bir daha böyle bir şey yapmayacağım sanırım, zaten arkadaşım muço hetero. Ulan adam bir yumurtlasa al başına iş neyse onun korkusu ile gezdim birkaç gün. Dönüşümü otobüsle yaptım. O adamdan da haber almadım hiç. Ankara ya döndüm…