28 Kasım 2012 Çarşamba

ŞANS TOPU


Kampüste, sınavımdan çıktıktan sonra akşama program yaptık. lezbiyen arkadaşlarla görüşmek için evin yolunu tuttum. Sezen dinleyerek aheste aheste yürüyordum. Girişteki güvenlik adamla çok sık kesişiyoruz. Şöyle uzun boylu, esmer, atletik giydiği o siyah pantolon iri baldır ve kalçasını ortaya çıkarıyor, onu her gördüğümde iştahım kabarıyordu. Birde gözlerini kısıp bakması yok mu?  Bugün yanında arkadaşı vardı. Onunla lak lak ediyor, bir yandan gözünün ucu ile beni kesiyordu. Benimde baktığımı fark etti olsa gerek, gözlerimin içine içine on saniye baktıktan sonra tebessüm etti. Kafamı çevirdim. Hıh der gibi bende bir eda, bir naz, bir götü kalkıklık elimde mendilim olsa Üsküdar’a gider iken misali…  Adamın bakışlarını daha önce önemsemedim ama bu oyunlar beni ona karşı aşırı düşünmeye sevk etti.
Duşumu alıp evde oyalandıktan sonra akşam 18.00 gibi çıktım. Bizim lezbiyen dünya tatlısı Üç öğretmen arkadaşla bir mekâna gittik. Daha sonra Ev arkadaşlarımda geldi. Eski dostlardan İki gay daha çağırdık, biraları söyledik, hep beraber hoş, güzel bir sohbete koyulduk. Uzun zamandır böyle bir şeyde yapmıyordum. Sınav üstü bana iyi moral oldu…

Bu arada Kapıdaki güvenliği tavlamayı düşünüyorum, deneyeceğim bakalım neler olacak. Bunun dışında gelen eski dostlardan birisi benim ilk ilişki yaşadığım, ilk aşkım, bana çok acı çektiren adama denk gelmiş konuşmuşlar. Beni sormuş beyefendi; ‘’İcimdeki gay neler yapıyor? Ona karşı çok mahcup oldum. Çok haksızlık ettim. Benim için Ankara ya geldi, onu burada tek başına bıraktım. Nasıl ulaşabilirim acaba’’? Arkadaşımda; ‘’O çok iyi, sevgilisi var. Çok mutlu o yüzden facebook v.s kullanmıyor. Hattını da değiştirmiş ulaşılamıyor kendisine ve sana karşı içinde bir kırıntı, öfke de yok zaten.  Unuttu seni demiş’’. Ohhhhhhhhhh nasıl rahatladım anlatamam. Ben 5 yıldır bunları o şeytan suratlı şeyden duymayı beklemiştim. Değerimi sonunda anladı godoş herif. Benim onun için yaptıklarımı nasılsa bir başka salak yapmaz. Herkes bu kadar gözü kara değil. Arkadaşımla da çok uzun zamandır görüşmüyordum. Onu çok takdir ettim. ‘’Ağzına sağlık iyi ki böyle dedin’’ diye söyledim. Nasıl mutlu oldum anlatamam…

O değil uzun vade yaşadığım adamlar tek tek arıyor, hepsi pişman, hepsi bir şans istiyor. Siz benim gecelerimi gündüzlerimi alt üst edin, benim gözyaşlarım süzülürken siz gününüzü gün edin, sonra bir şans deyin. Bu kadar basit mi bu?  Ben ilişkimiz bitmesin diye mücadele ederken, kendimi parçalarken yüzüme bakmadınız. Siz gayet iyi bir şekilde sadece’’ bir şans veriri misin’’? Şans topu muyum lan ben?  Orospu çocukları…

25 Kasım 2012 Pazar

LAR

Sınavlar, Sınavlar, Sınavlar... Başkada bir bok yok... Ha birde aylık Beşyüz TL iş buldum. Ama anamdan emdiğim süt burnumdan geliyor. Buz gibi bir alanda  çalışıyorum. Kardan adam olsa sikerim böyle yeri deyip istifa eder o derece soğuk. Buzhane leyn...

13 Kasım 2012 Salı

AYNI PERDE


Bu gece Gabile den biriyle tanıştım, Ankara’dan bir öğretmen, az laflayıp hemen msn’e geçtik. O kadar kafa bir adam ki,  sohbet esnasında yaşanan gülme krizleri, aynı zevkler ve tercihler…  , ne olduysa geleceğe dair planlardan bahsettikten sonra, gerçek adıma kadar söyleyip markete sigara alamaya gittim. Geri döndüğümde kankam işten gelmişti. Sevgilisine cam açacaktı. Benimde kameram güzel gösterdiği için odama daldı. Bende tam o sırada Ankaralıya cam açacaktım beni birde en paspal halimle görsün istedim. '' iki dk cam açayım kamerayı sana vereceğim'' dedim ,  Kankam msn’de ki fotoyu görünce ‘’aa ben bu adamı tanıyorum, çok ukala ama çok hoş’’ dedi. Bende cam açmadan onun bu söylediğini Ankaralıya söyledim. Hatta ev arkadaşımın da kankası bu adamla reelde buluşmuş.  Ankaralıda bana ‘’sen yalancısın’’ dedi. Bir dünya zırvaladı. Neymiş söylediğim her şey yalanmış. ‘’sen ne saçmalıyorsun ya’’  ‘’neyse kalsın bol şans’’ dedi ve sildi.

Şuan bu yazıyı da öyle nefret ve sinirle yazıyorum ki, aslında öfkem ona değil kendime. Defalarca darbe yememe rağmen güzel şeyler olabilir diye o kadar ümit bağladım ki. İnanılmaz hayal kırıklığına uğradım. Birde o ‘’yalan söyledin’’ demesi anama bacıma sövmüş gibi geldi. Öyle ki tek kelime bile yalan konuşmadım. Hayatımızı birbirimize tüm çıplaklığı ile anlatmıştık. Kırıldım, hem de çok, kuyruğuna basılmış köpekler gibiyim canım çok yanıyor. Hayatta böyle orospu çocukları varken ben daha çok kırılırım. Kaç kere dedim’’ akıllandım bir daha asla kanmayacağım, hemen ümitlenmeyeceğim ama ne oldu gene salak gibi hemen mutluluğun hayaline sımsıkı sarıldım ve yine aynı perde. Acayip üzgünüm, sanki 40 yıllık sevgilimden ayrıldım. Kendime çok kızıyorum hem de çok.

 Aslında Onu elde etmesini çok iyi bilirim, orospuluğun dibine vurur, yalan konuşur sikişimi yapar evime dönerdim. Ama ben bu değilim, tüm çıplaklığım ile karşındaydım, en masum, en savunmasız halimle durdum, beni çok kötü yakaladın coni, senin hayatını sikeyim ben amcık suratlı, çocuk katili piç, sana ne kadar sövsem azdır… Ağlıyorum götoş herif ama göz yaşlarım sana değil kendime akıyor...


5 Kasım 2012 Pazartesi

SAKLI AŞK


Acının boğazımda düğümlendiği her an yitip gitmekte ömür. Sere serpe çarşaflar üzerinde tükenmekte aşk. Temizlikten uzakta, en batak kuytularda anlık zevklere esir düşmüş aşk, kurumuş göz pınarlarında, duyguların köreldiği muhitlerde, varoş kelimeler arasında aşk. Yasak sevdalarda oluk oluk kanayan yaralarda aşk. Bir koğuşun duvarında ve bir gardiyanın elindeki zarfta saklı, Dalgalanmış denize bakan gözlerde, üşümüş ellerde, bir ağacın kuru, çatlak kabuğunda,   çiftçinin ekininde, ananın yavrusunda, çobanın türküsünde saklı aşk. Göç yollarında tükenmiş bir ömürde, bayram sabahında çocukların mendillerinde saklı aşk. Dervişin diline düşmüş, hakkın sevdasına adanmış aşk. Dikenleri güle döndüren, gülleri bülbüle düşüren aşk;   benimde yüreğimi çöz, esaretinin bedeli ödemekle bitmiyor…


3 Kasım 2012 Cumartesi

ADI HAYATMIŞ



Hepimizin hayat ile iniş çıkışları oluyor. Hatta bazen inişlerden çıkışlara fırsat kalmıyor. Ama hayat öyle bir içine alıyor, öyle bir sarıyor ki, hani sevdikleriniz ile ayrılıp, köşe bir yerde tek başınıza bol köpüklü bir kahve içersiniz ya işte o kahveyi aslında siz hayata ısmarlamışsınızdır. İlk buluşmanız hayat ile ilk tanışmanızdır… O kahvenin 40 yıllık hatırına hayat da sizi sımsıkı sarar sinesine çeker siker de siker…

Yâda Bazen toplu taşıma araçlarına binmek için paranız çıkmazda evin yolunu elleriniz cebinizde melankolik bir halde yürüyerek geçmeye çalışırsınız ya, işte o yol hayat ile ilk randevunuzdur. O hiç bitmeyecek gibi olan yol, aslında hayat ile sonunu kestirmediğin, bir gün diye başlayan tozpembe hayallerin yoludur…

Kimisinin bir yakının vefatının cenazesinde ilk kez karşısına çıkar. Bizi yasa boğan çok sevdiğimiz kişi tahtalı köyü boylamışken hayat oradadır. Tam karşınızda durur, herkes size başsağlığı dilerken O, herkesin bir gün öleceğini, güçlü olman gerektiğini söyler. Büyük ve derin bir acı içindeyken ona sımsıkı sarılırsın gözyaşlarına boğulur ve isyan etmeye başlarsın.  Hayat ile tanışmamız hepimizin farklı şekillerde olmuştur.

Bundan sonra siz ve hayat  başbaşasınızdır. Kocaman bir şehide kafanızdaki birçok soruya takılarak yönünüzü bulmanız gerekmektedir. Aslında defalarca karşınıza çıkan lakin yakından hiç tanımadığınız hayat ile yüzleşmek yerine Bu aşamada yapacağınız şey içinizdeki gay'ı dinleyip, koku alma duyusu olarak kullandığınız, bazen ’de stres atmak için karıştırmaya yarayan burnunuzu devreye sokarak en yakınınızdaki daşşak kokusunu alıp bulduğunuz 2 top bir sike sımsıkı sarılmak olacak. . Oysa tutunmak gerekliydi hayata hemde sımsıkı bir şekilde…O iyi bir dost iyi bir arkadaştı bize, sevgisizlere, görebilen gözlere…

İyi anılar zamanda kötü anılar ise yürekte derin izler bırakır. İşte o derin izleri yaşarken hayat ile karşılaşırız. Bazen randevumuza geç kalırız ama hayat hep orada, siz daha gelmeden beklemeye koyulmuştur…


30 Ekim 2012 Salı

BEN KÖŞE LAMBASI DEĞİL, SEVGİ İSTİYORUM...


Merhamet, bir kere içinize işledi mi çıkmıyor.  İhtiyacınız olan şey sevgi ve aşk ise bütün dünya nimetleri boş gelir size..  İyi insan yüreği ile düşünür  ona aptal denir. kötü insan aklı ile düşünür ona zeki denir, her ikisini kullananlara ise biz aptallar ve zekiler dahi diyoruz.   
Bedenin nasıl suya ve oksijene ihtiyacı varsa bazı insanlarında kalplerinin sevgiye öyle ihtiyacı vardır. Antalyalı ile bayrama Üç gün kala görüştük. Adam hafta sonu yanıma geldi. Beraber güzel bir gece geçirdik. Ertesi gün gez dolaş yapacak bir şey bulamayınca alışveriş merkezlerine gidelim diye tutturdu. Her girdiğimiz mağazadan kendine bir şey aldı. Aynı şekilde benimde bir şeyler almamı istedi. Lakin benim için parasını çarçur etmesini istemiyordum.  Bir mağazada köşe lambası beğendim. Fiyatı ikiyüz küsürdü. Tutturdu alalım diye, içimden geçirdim ‘’alsın aq sana ne’’, sonra adamın gözlerinin içine baktım, yüreğini gördüm. Beni mutlu etmek için çırpınıyordu. Hemen kolundan tutup çektim ‘’yürü gidelim, benim odama bu çok büyük’’ deyip zar zor da olsa caydırdım. Beni mutlu etmek isteyen insanları kullanamam. Onların bu çabası zaten beni çok mutlu ediyor, ben köşe lambası değil sevgi istiyorum. İşte diyeceğim o ki; eğer ruhunuza fahişelik işlemediyse ve merhametliyseniz sizden bir bok olmaz.

Antalyalı ile bir dünya bayram tatili planı yaptık. Sözde bayramı beraber geçirecektik ama yanımdan gittikten sonra bir daha ne aradı ne sordu. Ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Belki Antalya Ankara yolu arasınada TEMA’ nın ağaç dikim seferberliğine katıldı. Sonrada ayağına takılan taş yüzünden yuvarlanıp uçuruma düştü. AKUT kurtarma ekiplerinin tüm çabalarına rağmen parçalanmış cesedine ulaşılamadı.  En masum düşüncem şuan için böyle. Onun yüzünden Bütün bayramı evde bekleyerek geçirdim. Ardından kendime ya biri yoksa dedim, ya tüm hayatın boyunca yaşarsan ve kimse beklemiyor olursa, bunun gibi piçler yüzünden her bayramı ya böyle bekleyerek geçirirsem.  Anlayacağınız ‘’deveye diken insana siken’’…O değil de ölmeden abajuru alaydı iyiydi…
Sırf o abajura para verip benim için masraf yaptı diye belki bu salak, sonradan görme götoş herif bayram tatili için yanıma gelirdi… Yarrak var gibi gene acıdım, gözlerinin içinde yüreğini görmüş müyüm neyim,  yürek değildi o, ebenin amıydı…. Oturdum götümün üstüne, bütün bayram kocası askere gidince doğurmuş karılar gibi mörül mörül gözlerim yollarda bekledim…
Şimdilerde arayışta değilim, hiçbir şeyde istemiyorum. Yalnızlığımla mutluyum. Odamın karanlığı güneş gibi bana, içsel hesaplaşmalarla boğuşuyorum. 

19 Ekim 2012 Cuma

TAŞŞAKLARI GÜL KOKAN YARİM


Çok mesafeler kat ettim ama olmadı. İstanbullu ile Üç harika gün geçirdikten sonra Ankara’ya dönüş için bilet aldım. Kendisinin arkadaşları ile toplantısı olduğu için akşam On otobüsüne beni uğurlayamadı. Problemde değildi, Anlayışla karşıladım. Lakin beni Ankara’ya döndükten iki gün sonra ‘’vardın mı? İyiminsin?’’ diye aradı… Sanki Tibet’e gidiyorum aq. Aradan İki gün geçmiş adam beni arıyor. Bende ‘’yok canım otobüs Nepal da rötar yaptı. 2 gün sonra ancak inecek’’ dedim. ‘’Ne’’ dedi, ‘’bi siktir git ya’’ deyip yüzüne kapadım telefonu… 

  Arkasından tekrar aramalar, mesajlar v.s vs. bitirdim. Sonrası koca bir boşluk. Uzun süredir hiçbir şey ile uğraşmak istemiyorum. Her gün mutlaka Üç posta asılıyorum. Boşaldıktan sonra kendimi yatağa atıp etraftaki peçetelere bakıyorum. Arkadaşlarım duymasın diye sessizce devam eden porno filmi az önce beni içine almışken şimdi bana çok uzak geliyor, kafamı tavana dikiyorum. Duş almakta olan komşumun banyoda çaldığı ıslık ve fayanslara vuran şapır şupur su sesi geliyor kulağıma. Ve uzun zamandır boy abdesti almadığımı fark ediyorum.Hiçbir şey düşünmediğim anda ne kadar berbat bir halde olduğumu anlıyorum. Bu Ankara’daki 5. Yılım ve birçok ilişki yaşadım. Tek gecelik birlikteliklerin bana bıraktığı; sabah kalktığımda boynumda taşıdığım iz ve birbirimize attığımız doğmayacak olan piçler. Elime geçen hiçbir şey yok.  Hayır her sikiştiğimden  yirmi tl  alsaydım şimdi Ataköy'de bir yata, Tarabya'da bir kata sahip olurdum...  Duygusal bir bir birliktelik umuduyla her gördüğüm erkeğe sarılacağıma Kerhanede çalışıyor olsaydım devletin dış borçlarını kapatır, Otuz iki çocuk evlatlık alıp bir aşiret kurabilirdim. Aşka olan inancımı tamamen kaybetmiş durumdayım. Onun kılı, bunun yumağı, bunun adonisi bunun baldırı, bunun siki, bunun sümüğü  derken bende Serdar Ortaç gibi gecelerin adamı oldum. 

Her zaman hayatımda biri olsun, benimle ilgilensin, sahip çıksın, arasın, sorsun, Gerekirse sabah O işe giderken arabası ile beni okuluma bıraksın. Akşamüzeri iş çıkışlarında havanın yağmurlu olduğu günlerde beni şemsiyesi ile okulun önünde beklesin, evimize gittiğimizde ben ıslanmayayım diye şemsiyenin büyük kısmını bana yığdığı için omuzları hafif nemlenmiş paltosunu çıkarıp dudaklarına öpücük kondurayım, ona yemek hazırlayayım, beraber gülelim, beraber ağlayalım, beraber manavdan alışveriş yapalım istedim. Ben ona seni çok seviyorum dediğimde gözlerindeki ışıltı bana cevabı olsun istedim. Hastalandığında ona çorba hazırlayıp, sabahlara kadar uyumadan başında bekleyeceğim biri olsun istedim. Hani birazda kabul ediyorum ev erkeği ruhu taşıyorum…  Sevgilim hayatta karşı güçsüz düştüğünde ona sımsıkı sarılıp ‘’ben ölene kadar yanındayım seninleyim korkma’’ demeyi çok istiyordum. Ama olmadı olmuyor artık daha da zorlaştı. Çünkü devamlı biriyle sikişip, daha iyisi çıkar mı? Düşüncesi benliğimi sardı ve çok sıradan bir hal haline geldi.  Ahlak dışı olarak görmüyorum önüme gelene götümü siktirmeyi. Eskiden sadece ’’ ben duygusal bir birliktelik istiyorum uyar mı?’’ derdim. ‘’Evet’’ dediği anda fotosunu bile görmeden, görünüş bile sormadan sohbete günlerce devam edebilirdim. Şimdi ilk sorduğum soru;  slm, görünüş, arayış ne oldu.  Acısını kalbimde taşıdığım, Sezen Aksu’nun her şarkısında aklıma getirdiğim, tek ilişkim ilk aşkım oldu. Ve o meymenetsiz sikik herifin hayatımın sonuna kadar anılarını ruhumda taşımak istemiyorum. 

Yeniden âşık olmak istiyorum. Yeniden birini kaybedince ölecekmişim hissine kapılmak istiyorum ve ben yeniden onun gözlerini gözümün önüne getirdiğimde yüzüme yerleşecek aptal gülümsemeyi yaşamak istiyorum. Yaşama bağlanıp dik durmak istiyorum. Yoksa bu gidişle Guinnes rekorlar Kitabında  Türkiye'ye ait 78. rekor domalma olacak...

26 Eylül 2012 Çarşamba

Adam Sikip Attı İşte Bu Kadar Basit


Ayrıldıktan sonra çok kısmetlerim vardı onları değerlendireceğim. Bunlardan biri Antalyalı Şirket sahibi Fettah, Ankara’ya geldi çok zengin bok gibi parası var. Yani para bok. Benim memelerimi sömürdü durdu. Adam da meme fetishi var.  Çok zengin olduğu içinde aklı ile değil de parası ile etkilemeye çalıştı durdu. Sana bunu alalım, sana şunu alalım, sürekli böyle. Ben İtalya’ya yerleşeceğim benimle yaşarmısın vs neyse Antalya’ya döndü. Ben mesajlarına cevap vermedim.

Şimdi günde bir kez arar yok Yunanistan’a tatile gidelim, yok buraya gidelim. Sürekli böyle bende dedim ki ‘’biraz zaman ver’’.  Hiç uğraşamam böyle adamlarla diye düşünürken lan ben ne diyorum o Şehir’den bu Şehir’e gitmek için para bulamıyorum adam bana gel yurtdışını gezelim diyor. Şöyle bir silkelendim ‘ senin gözlerin sürmelimi, çok bakımlısın be Fettah, valla senden çok hoşlanıyorum. Tatile nereye gideceğiz? Canım ya biraz uzaklaşalım, kafa dinleyelim ikimiz. Sana yeni çamaşırlarımı göstereceğim'' diyerekten yapıştım adama. Zamkla duvara fotoğraf yapıştırırsın ya sökmek için yırtman gerekir. Valla kimse beni sökemez öyle geçirdim tırnaklarımı. Sıvayı, duvarı sökerim yerinden… Yolacağım aq.  İliğini sömüreceğim. Bunca yıl bedavaya verdimde ne oldu?  Yolacağım anasını avradını sikeyim ya… Yeter lann bu ne aq????  Aşk istiyorum, evlenmek istiyorum diye diye 79 kiloya düştüm. Götüme giyecek donum yok. Kamu hizmeti mi veriyoruz lan burada. Babasının hayratına kimse 1 bardak su vermezken, ben kuruttum burada kendimi 48 yaşındaki adamlarla aaaaaaaaaaaaa azım köpürdü sinirden valla.Sigara içiçemmmölkdsafkiğkgsdaj...oorops çoçukları
şggdjkadgoagd

Veterinerden ses seda yok lakin veterinerin en yakın arkadaşı ile benim Kankam telefonda konuşmuş. Adam buna ‘’eee arkadaşın çok şey kaybetti.  Geleceği için veterinerin çok yardımı olacaktı’’ böyle bir havalanmalar, bir kasılmalar sanki ben değersiz, boş, geri zekâlı biriymişim de bir yere gelmek için onun yardımına ihtiyacım varmış gibi konuşmuş. Bu sözleri Kankamdan duyunca ayrıldığıma çok sevindim. Her neyse ya koy götüne gitsin. Adam sikti sikti bıraktı işte bu kadar basit uzatmanın anlamı yok…   
Okul hakkında süper iki gelişme oldu uzun uzun yazamayacağım şimdi es geç bunu… Antalyalı şöyle köşede dura dursun;  İstanbul’dan bir sevgili adayım var onun yanına gidiyorum.  İstanbullu  çok duygusal On yıllık İlişkisi Bitmiş, belki bizim bir şansımız olur.  Adam sürekli arayıp soruyor her şey çok güzel gidiyor. Bu sefer olacak sanırım ama daha ilk görüşmemiz olacak yarın yola çıkacağım...

6 Eylül 2012 Perşembe

Berdan Mardini'den Bamya Show



Ani bir iş için Urfa’ya gitmem gerekiyor. Bende nakliyeci bir arkadaşımın yanında oturuyor çay içiyordum. ‘’Urfa otobüsüne boşuna para verme seni bizim Urfa’ya giden arkadaş bıraksın’’ dedi. Bende ‘’ya Muço ne işim var kamyonda’’ falan derken Urfa’ya giden adam bir geldi aman Allah’ım adam Berdan Mardin’inin 10 kat daha hoş hali,Yüzü aynı Berdan Mardini kaslı ve kılı biri.  Sanki az önce mırın kırın yapan ben değilmişim gibi Muço’ya dönüp;  ‘’ya otobüse de kim para verecek aslında doğru söylüyorsun, abi ile gideriz lak lak yaparız, yolda canımda sıkılmaz dedim.   
Sabah dokuz ’da çıktık yola. Onunla sohbet makara derken epey zaman geçti.  Urfa’ya Bir saat kala adamı baştan çıkardım. Yolda sürekli bir muhabbet açıp adamı azdırmaya çalıştım durdum. Ağzını aradım, Onaltı gündür eve gitmiyormuş. Hah dedim bu her şekilde yola gelir. Konu vücut kıllarına nasıl geldiyse geldi, bu tişörtünü bir kaldırdı. Allah’ım sem sert bir karın ve simsiyah kıllardan oluşuyor. Dayanamadım oooooooooooooooo bunlar ne ya acayip uzunmuş diyerek elimi karnına attım. Baktım gülüyor, tişörtünü'de indirmiyor, yani rahatsız olmadı. Okşamaya devam ettim. Göğüs tarafınıda okşuyordum. Sonra hiç durmadım ne güzel ya deyip karnına indim. Bir süre sürekli okşadım durdum. Sonra bir baktım adamın üzerindeki pantolona aleti başını dayamış neredeyse pantolonu yırtılacak. Hemen elimi aletine attım, okşamaya başladım. Bir baktım O heybetli adamın küçücük bir siki var. Berdan Mardini birden gitti yerine Kuşum Aydın geldi.Evet adamın aleti küçüktü.  Ben biraz alet üzerinde çalışmalarıma devam edeyim derken, tam fermuarı açmaya niyetlendim bu hemen elimi karnına koydu.  Sonra ben gene atladım alete. Bu sefer tuttu kenara koydu. İçimden ayyyyy  uğraşamayacağım dedim. Zaten bamya kadar bir şey diyerekten elimi çektim. ‘’Affedersin’’ deyip kenara çekildim . Tahminimce adam çok dolu olduğu ve heyecandan boşalacağı için elimi çekti. Çünkü yolda sürekli namazını kılıyordu. Cenabet gezmekte istemiyordu sanırım.
Başkada bir şey konuşmadık. Urfa’ya geldim. ‘’Sağol’’ dedim indim o kadar . Ama bir daha böyle bir şey yapmayacağım sanırım, zaten arkadaşım muço hetero. Ulan adam bir yumurtlasa al başına iş neyse onun korkusu ile gezdim birkaç gün. Dönüşümü otobüsle yaptım. O adamdan da haber almadım hiç. Ankara ya döndüm…

24 Ağustos 2012 Cuma

Yoğurtlu Patlıcan ''Süreyya''



Kuşadası’ndan İstanbul’a geri döndüm. Kalbim kırık içim buruk bir şekilde… On gün daha ailemin yanında kaldım ama duvarlar üzerime geliyordu. Kendimi zor tutuyordum veterinere yazmamak için. Hayır çok emek verdim bu ilişki için… Adam sanki 35 yaşında manken gibide ‘’ayrılalım’’ dedim, ‘’tamam’’ dedi ya…. Bir aynaya bak yaşın kaç olmuş birde benim gibisini yarrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrak bulursun. Aklıma geldikçe köpürüyorum ya piç kurusu… Dur bir sigara yakacağım. Bir de Sezen Aksu açayım moda girdim zaten…

Bende İzmir’e geçtim. Bir arkadaşımın evinde kaldım. Bavullarım vardı planıma göre İzmir’den Ankara’ya geçecektim. Elimdeki bavullarla da İzmir otogarından hataya gitmek istemedim bende hemen aracı olan birini buldum netten. Kendimi otogardan aldırdım. Taksiye birde para veremem aq kusura bakmayın… Sonra yedik, içtik, gezdik beni eve bıraktı sağ olsun zaten ona amacımın seks olmadığını tanışıp arkadaş olabileceğimizi söylediğim de oda bunu kabul etmişti. Sonra arkadaşımın yanına geldim. Beraber dertleştik lafladık v.s. O benim bu hayatta sahip olduğum en harika insanlardan biri; Süreyya, kıvır kıvır saçları, siyah ten rengi ile sambacılara taş çıkartan fiziğe sahip bir hatun. Benim tek zenci arkadaşım. Bir gün duş alıyordu. Hiç benden çekinmez banyo kapısı açık. Şöyle geçerken gözüm ilişti her yerini köpüklemiş güzelcene. Onu bu halde görünce tutamadım kendimi ‘’kız aynı yoğurtlu patlıcan gibi olmuşun’’ deyiverdim.  Süreyya ile birlikte çeşmeye gittim. O günün akşamı arkadaşım annesine gitti ev bana kaldı. Bende hemen birini buldum adam olgun çok hoş fiziği ve tipi vardı. Onunla güzel bir gece geçirdim. Saat İki gibi gece beni Konak’a götürdü orda ‘’tek başıma kalmak istediğimi, dolaşmak istediğimi’’ söyledim ve Kayseriliyi düşünerek denize düşen Ayın ışığı ile ağladım o kadar seks yaptım, yalnız kaldığımda en romantik anda ve yıldızların altında patladım. Yani değişen bir şey yok henüz atlatamadım demekki....

Sabah oldu monoton bir gün geçirdim. Başka biri ile buluştum. İlişki için çok ısrar ediyordu ama Ankara’ya döneceğimi söyledim vazgeçtik. Tanıştığımızla kaldık sonra o gece başka biri ile daha buluştum, seks yaptım. Öğretmendi, onunla yiyiştikten sonra arkadaşımın annesi geldi ve basıldık Allah’tan sadece oturuyorduk çay içiyorduk onu bir aile dostum olarak tanıştırdım geçtim yırttık. Sonra atladım otobüse doğru Ankara’ya geldim .

14 Ağustos 2012 Salı

Al Beynimi Senin Olsun, Sok Götüne Beynin Olsun


 İstanbul’a geldim. Ailemle Bir hafta geçirdim.  birbirimizi çok özlemişiz. Bu arada ne oldu ise Kayseri’den dönünce veteriner ile aramda soğukluk başladı. Yanı telefonlaşmalar azaldı. Gerçi o hep böyleydi. Neyse baktım adam sadece köpeği çişe çıkarınca arıyor. 

Sabah kalkıyor ‘’Günaydın’ ’diyorum ‘’günaydın bugün çok işim var’’ diyor.   Başkada bir şey demiyor. Sanki ayrılmak için işi öne sürüyor gibi geldi. Böyle yürümeyecek gibiydi. Bende ayrılmak istediğimi söyledim ilk başta çok sinirlendim biraz saydırdım sonra ayrıldık. İşte aramızda geçen o mesajlar;

-İcimdekigay;  ‘’Sikicem işini gücünü, ağzımı bozmayayım sabredeyim diyorum, amacın ne senin? Hayatımda var mısın yok musun? Yarışmasına çevirdin bir varsın bir yoksun. Başından salmak için mi yapıyorsun anlamadım. Bu ilişkiye sanki ben zorluyormuşum seni gibi davranıyorsun. İlişkimiz olduğunu yalnızca haftada 14 kez hissettiriyorsun, onda da köpeğin sidik zamanlarında aklına geliyorum, benle dalga mı geçiyorsun, alay mı ediyorsun, bilemedim ama kaçan kovalanmaz bende ...
 
-İcimdekigay; Aşk test çözmeye benzemez, bir önceki sınavın kötü geçmiş olabilir ama ben o sınavdaki aynı soru değilim, onun yanlışları ve doğruları benimkinden çok farklı. Sen hala o kazanamadığınız sınavda yaptığın hataları önündeki sınavda yapmamaya çalışıyorsun ama hayat aynı soruyu 2 kez sormaz… Ben dışarı çıkıyorum sinirim bozuldu. Arama beni şuan…

-Veteriner:  Doğrusunu istersen bu mesajları aldığımda gerçekten hayal kırıklığına uğradım, çünkü benim tarafımda bu mesajlarının içinde bulunan duygu ve düşüncelerin zerresi yok, yani kötü anlamda yok.
> Herşeyden önce ne olursa olsun kesinlikle işime hakaret etme hakkın yok. Ben senin gördüğün veya görebileceğin en başarılı veya yetenekli birisi olmayabilirim. Ancak şu an bulunduğum noktaya kimsenin zerre yardımı olmadan geldim. Kendi çabalarımla, gücümle, yeteneğimle, özelliklerimle. Halen de kendimi eğitmek ve işimin sürekliliğini sağlamak için çok çalışıyorum. Bu yüzden kimsenin benim işim ve işim için yaptıklarım hakkında tek bir kelime söylemeye hakkı yok. Hele ki senin hiç yok, olamaz da. Sen ilk önce hayatını kur ondan sonra bunları sorgula. İşim benim hayatımın merkezi olmamakla birlikte, ben bu hayatımı yaşabilmek için bu işe muhtacım ve bu işi yapmaktan da çok mutluyum
> Senin yaptığın ve yapmak istediğin herhangi bir işi benim ne zaman küçümsediğimi gördün. Tam tersine hemen her şeyine destek vermeye, yapmak ve gerçekleştirmek istediğin planlara senin bakış açından bakmaya ve ileride karşılaşabileceğin başka alternatifleri göstermeye çalıştım. Başarılı olamayabilirim, ama en azından deniyorum, kendi mesleki yaşam tecrübelerimin doğrultusunda senin hayatında zaman kaybetmemen için önerilerde bile bulundum.
> Hayatımız bir şekilde ve güzel bir şekilde kesişti, bunu adım adım yaşamaya çalışıyorum ben ve her bir adımda kendi içimde daha bir yaklaşıyorum sana, ama şu gönderdiğin sms mesajları beni 10 adım geriye götürdü.
> Şu anki halinden daha doğal ne olabilir acaba? Söyler misin? Sanırım cevabın daha önce bana defalarca söylediğin gibi "senin sevgini hissdemiyorum, beni yeterince aramıyorsun, v.s. v.s.". Acaba uzaktayken ne kadar olacak, bundan daha fazlası ne olacak söyler misin?
> Köpeğimi  gezdiriken arıyorum, çünkü gün içinde neredeyse çevremde insanların olmadığı tek an o zamanlar oluyor, kaldı ki bazen arayayım diye köpeğin tuvalet bahanesi ile çıkıyorum. Hem ne olmuş o zamanlar aramışsam. Senin gibi hastalıklı bir şekilde mi bakmam lazım telefon etme zamanlarına.
> Boş olan ben değilim sensin, o kadar önemsiyorsan herhangi bir yere gitmez harcayabileceğin her zamanı benimle Kayseri'de geçirirdin.
> Farkında mısın, uzakta olduğun ve her boş kaldığın zamanlarda böyle histeri krizlerine tutuluyorsun. Sence doğal ve sağlıklı bir durum mu?
> Hayatıma giren kişiler, çıktıklarında çıkıp giderler, onlara karşı bir bağlılığım kalmaz. Evet onların bende yarattığı üzüntü ve sarsıntılar olabilir, ama bunları hayatıma girmiş bir kişiye aktarmam, en azından ona olan sevgime ve ilişkime yansıtmam. Sen hayatımdaysan sen varsın başkası da yoktur benim için. Ayrıca Aşk senin dediğin beklediğin gibi de vıcık vıcık bir durum değildir. Değerlidir. Zaman ister, emek ister. Kişiler boş kaldığında anlık histeri krizleri ile yaşanacak şeyler değildir.
> Ne yapayım yani, gereksiz kıskançlıklar mı istiyorsun benden? Kusura bakma hiç yapamam. Eğer kendini benimle güvende hissetmiyorsan bunu söyle. Ben sana baştan güvenmeyi seçtim. Bu bile senin için önemli olması gerekmez mi? Senden kaçan yok ki kovalanayım. Ama gitmek istiyorsan ve bahane yaratmaya çalışıyorsan bunu da açık söyle lütfen, GİTMEK İSTEYENE KAL DEMEM ve arkasından bende koşmam.
> Gönderdiğin mesajdan çok KIRILDIM çok. Ve beni sana karşı içimde bulunduğum yerlerden daha gerilere attın. Düşünmediğim, yapmadığım şeylerle suçlanmak beni çok üzer ve kırar ve sende tam bunu yapıyorsun.
> Umarım gezmen bitince ararsın da konuşuruz.

Bu mesajları okuduktan sonra ‘’lan ben neden bu adam kızdım. gayet mantıklı yazmış problem neydi acaba diye’’söylendim.. Adam öyle bir laf salatası yapmış hani neye kızdığımı da unuttum aq. Sonra şöyle bir silkelendim kendime geldim. Bunlarla benim gözümü boyayamaz. Aramak için sormak için iş bahane olamaz. Sevgimi ben fazlası ile gösterdim her fırsatta âşık olmasam da öyleymiş gibi bunu yansıttım ki daha da birbirimize bağlanabilelim diye. Adamda tık yok olsa da olur olmasa da modunda götürdü işte ilişkiyi. Beyinsiz adam nasıl sinir etti beni anlatamam al beynimi senin olsun, sok götüne de beynin olsun...
 Her neyse hakkını yemem adam süper biri, yani eğer birbirimize vurulmuş olsak tam ilişki yaşanabilecek bir adam benim takıldığım insanlar içerisindeki en doğru insan bunu saklayamam umarım mutlu olur denedik olmadı işte…

Bende acısını tutmamak için hemen Kuşadası’ndan birini buldum. Doğru onun yanına gittim. Hem tatil hem kafamı boşaltırım acısını yasını tutmam diyerek onunla buluştum. Ap 37 yaş avukat beraber Kuşadası’ndaki gay plajına gittik. Böyle sarp kayalık bir tepe aştık. Sonra biraz daha yürüdükten sonra ne göreyim ben ölmüşümde cennete düşmüşüm. Etraf çıplak her türden gay ile dolu genç ,olgun, zayıf, kaslı, esmer, beyaz ,kıllı, kılsız aman Tanrım migros’un sebze meyve hali gibi seç beğen al. Açık büfe aq…bir yandan da içimden diyorum ki ‘’ara ulan şerefsiz adam az sonra beni tamamen kaybedeceksin’’. Ama tık yok.ara ara mesaj gelmiş midir diye bakıyorum son yazışmalarımızdan başka bir bok yok. Neyse topla kendini bırak o üzülsün mücadele etmiyorsa kendi bilir dedim. Emeğime yazıklar olsun diye diye aşağı indim. Herkes çıplak benim avukatta soyundu ‘’hadi sende soyun’’ dedi ben kaldım bu kadar adamın arasında nasıl soyunacağım ve nasıl yiyişecez. Sonra bir etrafıma baktım millet mercimeği fırına vermiş peçeteyle götünü daşşağını siliyor. Kayalıklar içerisinde birileri yiyişiyor. Oooooo aq  veterinerde aklıma gelip gelip duruyor bir an önce yapmassak ben cayıp gidicem diyerekten yapıştım bunun dudaklarına sevişerek soyunmaya başladım. Sonra ben buna o bana derken işimizi bitirdik. Ama adam altımda öyle bir çığlık atıyorduk ki millet bizim etrafımıza toplandı benim aleti gören yanaşıyor. Yaşlı göbekli bir amca başımıza dikildi eli şeyinde bizi izliyor. Hayır, konsantrasyonum bozuluyor alışık değilim de. Dedim ‘’amca az öteye gitsen de bende işime devam etsem ha’’. Allah’ın buruşuk muşambası kalktı gitti. Sonra tam çıkıyorduk hoş bir adam gördüm avukata sen devam et ben kolyemi unuttum ya diyerek aşağı gönderdim. Bu giderken yanından geçtiğim adamın kalçasından makas aldım adamda peşimden geldi kayalıkların arasında birbirimize oral yaparak boşalttık. Sonra ben oradan çıktım. Avukatla merkeze geldik bir şeyler yedik daha sonra vedalaştık. Karmaşık duygular içerisindeyim. Rahatlamam gerekti ama şuan daha çok elim telefona gidiyor. Acaba arar mı? Mesaj atar mı? böyle zamanlarda gelen opereratör mesajlarını görünce yaşanan hayal kırıklı paha biçilemez.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Peri Sikleri, Gözü olan poşet, Yeraltı Şehirleri


Veteriner ile her şey çok güzel gidiyor. Beraberken hiçbir sorun yok ama ben kendi yaşam alanıma dönene kadar (doğal ortamımda vahşi ve acımasız oluyorum) aramıza mesafeler girince bizde seyrek bir şekilde telefonlaşıyoruz. Ve Ben ondan uzaklaşıyorum. Zaten aşık değilim böyle olunca da iyice mesafe giriyor aramıza. Devamlı orada olamam da. Keşke yanında bulunduğum zaman gösterdiği özveriyi döndüğüm de gösterse.

Neyse Kayseri’ye geldim, her şey çok güzel gidiyor. Evi temizliyorum, hayvanlara bakıyorum,  yemek hazırlıyorum o ise sabah işine gidiyor akşam geliyor.  Böyle Bir hafta geçti…. Bunun Kayseri’de başka gay çift arkadaşları vardı. Onlarla bir hafta sonu kamp yapmaya gittik. Çok güzel vakit geçirdim. Derin Kuyu Yeraltı Şehrini gezdim. Herkese tavsiye ederim Ürgüp, Göreme, Avanos çok güzel yerler. Her yerde dev asa peri sikleri var. Güneş batana kadar gezdik. Sonra Ihlara Vadisine geldik. Kamp yapacağımız yere karar verelim dedik ama vadinin büyüklüğüne bakılırsa ‘’burada gecelemeyelim yarın gezeriz artık. Biz en iyisi krater gölünde kamp yapalım’’ dedik. Yolda bir krater gölünü ziyaret etmiştik. Tenha ve çok harika bir yerdi. Hepimiz oraya doğru yola çıktık vardığımızda hemen kamp ateşi için bir şeyler toplamaya koyulduk. Gruplara ayrıldık ama bir bok bulamadık. Sazlıklardan başka bir şey yok. Zaten hava karanlıktı fazlada uzaklaşamıyorduk. Bizde mangalı yaktık, etleri üzerine attık, yemeğimizi yedik. Bu arada ben sazlıkları kırarken parmağıma kıymık girdi. Karanlıkta çıkaramadım. Gece 1 gibi çadırlara girdik. Yanımızda birde benim veterinerin köpeği vardı. Sağ olsun Nöbetçi olarak sabaha kadar uyumadan durdu. Beni de uyutmadı. Ota bok’a havlıyor, bende ayı geldi, kurt geldi diye uyuyamıyorum. Doğal olarak veterineri de kaldırıp duruyorum.  Çadırın içinde çok rüzgâr vardı ve sürekli çadır üzerimize üzerimize vuruyordu… Ben gururumdan araca girelim diyemiyorum ama köpek durmadı oda benim gibi alışık değil tabi… 

 Veteriner’’ Köpeği arabaya bırakalım dedi. Bende’’ evet evet arabaya girelim orda daha rahat yatarız’’ dedim oda baktı ben çadırda uyuyamayacağım bir şey demeden çadırı toparladık bagaja deptik. Hemen araca girdik. Diğerleri mışıl mışıl uyuyordu valla. Neyse gece tenha dediğimiz yere paso araçlar girip girip çıktı. Dağların içinde bir yer… Yolu güzel ama her halde civar yerlerdeki en uygun sikişme yeri olsa gerek paso birileri araçla geliyordu. Bende iyice panik oldum bizim köpekte havlayıp durdu. Sonra gece bir ara uzakta parlayan İki göz gördüm bize bakıyordu. Bizim köpekte o yöne havlayıp duruyordu. Hemen kaldırdım veterineri ‘’kalk git bak dedim bir şey bizi izliyor’’. Adam gayet sakin bir şekilde içinden derin bir offf çekerek çıktı gitti poşete 2 tekme vurdu geldi.  Araç içerisinde de uyuyamadım. Her araba gelişinde kalk kalk birileri geliyor diyorum. Bu şekilde sabahı ettik ama uykusuzluktan geberiyorum. Sabah olduğunda parmağımın çok şiştiğini gördük.İçindeki kıymığı çıkarmak için uraştık minki bir şey içinden çıktı. Sonra arkasından cımbız ile bir asıldık içinden sopa çıktı. şaşırdık kaldık nasıl böyle bir şey ile durdum sabaha kadar anlamadım neyse uyandıktan 30 dk sonra yola çıktık. Biz guruptan ayrıldık doğru evin yolunu tuttuk.

Bir daha da asla doğada geçen korku filmlerini, gençlerin peşi peşine ölümüne neden olan doğaüstü şeyleri içinde barındıran filmleri izlemeyeceğim. Peri Sikleri, Gözü olan poşet, Yeraltı Şehirleri... birisi Saadettin Teksoya haber versin...

Daha sonra kamp ve gezi ile Cumartesi, Pazarımızı dolu dolu geçirdik ve Pazar gecesi Kayseri’ye döndük.. Yaklaşık Bir hafta daha kaldım. Sonra ailemin yanına geçmek için yola çıktım.