Geri Dönüş Zamanı

Kadıköy de  güneşli geçen bir günün akşamında yaşadığının farkında olmayan insanların eskimiş adımları arasında tahta iskemble de oturup bir küçük devirip sikik hayatımın daha ne kadar sikik duruma sokabilirim diye düşünüp içiyorum. Okul çok iyi gidiyor. Lakin İstanbul da görüştüğüm hiç gay arkdaşım yok bu şehir benim libidomu gömdü. Köpek gibi sikişen ben romantik duygusal güven arayan ne istediğini bilmeyen ama en azından arayışta olup aramayan ruh haline büründüm, kısacası allak bullak bir haldeyim. Nerede olduğumu biliyorum lakin nerede durduğumun farkında değilim. yeşil ışık yandığında ''geçiyor muyduk lan'' kafası bu...

Devreleri yakmak üzere Tarabya Altı sahilde derin düşüncelerde kaybolmuş kendimi dalgalara bırakıp bir aşağı bir yukarı  yürüyorum. Kadıköy de içtiğim rakı dan eser yok.  Balık tutmak için zoka atan adamların arasından hoş biri gözüme ilişti.  Depar atarak yanından uzaklaştım. kafam zaten allak bullak gereksiz yere birde o adamın üzerine hayal kurup 2 saat kafa sikemem.manyak gibiyim kendimle sürekli içimden konuşuyorum. bir ara denize atlamayı düşündüm. geberip gitsem ya diyorum. sonra büyük bir geminin selamına kulak veriyorum. koca denizde bir avuç abaza bir oraya bir buraya benim gibi sürükleniyorlar. sex yapmak için köpek gibi sikişip içmek için karaya ulaşmaya çalışıyorlar. işte bunlar hep seks sloganı ile yürüdüm geçtim. manzara beni alıp götürüyor. aklıma ayrıldığım Benim veteriner geldi. sık sık yazışıyoruz arkadaşça. açıkcası onun değerini daha iyi anladım. adam çok mantıklı  olgun kültürlü. yılbaşına bir kaç gün kaldı ve öğrenci yurdunda 5 tane öküzle beraber ne bok yicem ben diye düşünüyordum. Veteriner durduk yere yılbaşın da bana gelsen dedi.bende kabul ettim. şimdi Onunla birlikteyim. yeniden başladık.o günden bugüne çok güzel gidiyor. Şubat tatilimi onunla geçiriyorum. sevgililer gününde onunlayım darısı herkesin başına şimdi siktirin gidin...

Hayalbozan

Ptt den yaziyorum. Iki aydir bilgisayarim ve sahsi butun esyalarimdan yoksunum. Istanbula yerlestim. Mastir yapiyorum. Bu sehre gelmeden once tanistigim bir adamin evinde kaldim yaklasik olarak 3 hafta ve bana sefalet icindeyken cok yardimci oldu. Kisitli zamanda cok detayli anlatamiyorum ama bu siktigim sehrinde ask mesk hikaye aq. Ogrenci yurdunda 6 tane hanzoyla kaliyorum. Yok 5 tane kendimi nie saydim neyse. 2 ayda basima gelmeyen kalmadi. En kisa zamanda bir eve cikmam lazim...

Kuşadası Gay Beach Tatildeyim...

Eşyalarımı taşıdım. İstanbul'a yerleştim ama 3 gün durduğum gibi Kuşadası'na geldim. Uzun zamandır burada arkadaşımın ailesinin yazlığında kalıyorum ve ne lanet bir yerse bir kişiyle bile sikişmedim. Şu meşhur adanın kayalık gay mekanına gittim. Şimdi somon balıkları çiftleşmek için akan nehrin ters yönüne doğru yüzer ya, çocukluğumdan beri belgeseller bunu çok büyük bir olay gibi gösteriyorlar ya bende BBC den bir arkadaşla yakında o çalıların arasından Gaylerin sikişmek için verdiklerine azmi görüntülüyeceğim. Bu ne ya  2 tane dağ aşıp o kayalıklara gelene kadar sarf ettiğiniz etaplar, kaybolmalar, ayaklarınıza batan dikenler, fena bir sıcak ve bu yolda giderken bu ne ya diyeceğiniz tipte insanlar, ben on numara bir adamla karşılaştım. 40 yaşında, kaslı, kıllı ama kılları  kısaltmış, esmer, kır saçlı çok hoş bir adam buldum yani. O kadar yolu sarf ettik, birbirimize uzaktan çiftleşme dansı yapıp yakınlaştık, sonunda azına aldı sakso çekti boşaldım. Sonra ben sakso çektim boşaldı. Toplasanız 5 dk lık bir olay. Dahası olmuyor neden mi? Abi o nasıl bir ter??? Nasıl bir koku? Herkes böyle, oraya çıkana kadar amcık gibi yanıyorsunuz,terliyorsunuz e doğal olarak millet birbirine sarılmaktan bile kaçıyor. Yani anlayacağınız o kadar ızdırabı 5 dk lık bir sakso için çekmek somon balıkları belgeselini gölgede bırakır...Etraf genç lubunya gayler le dolu. Lakin gençlerde benim ilgimi çekmiyor. Herhalde bütün tatilimi tek sakso ile noktalıyorum. 2 gün sonra  İstanbul'a döndüğümde sıfırdan bir hayata başlamak istiyorum. Zaten sıfırlaya sıfırlaya bir hayata başalayamadım. Böyle giderse ölmicemde aq... Okulum bitti, Yeni dostluklar, arkadaşlıklar önceleri yaptığım hataları bu şehirde tekrarlamak da istemiyorum...

‘’Çalsın çalsın sazlar bu gece, Alaturka başlasın, Vurun İstanbul’un tellerine’’…

İnanıyorum Ben varsam Aşk var. Ben varsam Umut var. Ama durmuyor sabredemiyor kalbim çaresiz kalıyorum çaresiz bekliyorum gelmesini O adamın. Yalnızlığımı Bazen bir şarkı tetikliyor bazen de el ele gördüğüm çiftler. Görüyorum ya iyice deliriyorum. Hem adama hem kadına tekme tokat dalasım geliyor, azını burnunu tipini siktiklerim durmak bilmiyor üzerime üzerime, yılış yılış, sarmaş dolaş geliyorlar.
Ben yalnızlıktan isyana bağlamışken doğa bile sanki bana inatcasına sevişiyor. Kediler, köpekler, eşekler, sikişen sikişene sivrisinekler bile ürüyor ya bu nasıl bir yalnızlık arkadaş… Duvarda duran sivrisinek gelip bana sokacak diye seviniyorum bazen. Gözlerini üzerime dikmiş Tam şahlanıp bana uçacakken diğer sivri bunun tepesine bir biniyor offf ver küsküyü enişte verr. Gözümün önünde azına, burnuna sokuyor. Tam yandım diyor yandığı yerden çekiyor bana mısın demeden gene sokuyor. Bana nispet yaparcasına yiyşiyorlar. Birde işleri bitince sanki ‘’sana sokacağımı mı sandın? İnandın mı la yarrağım’’ der gibi, üzerime doğru uçarken birden gökyüzünün sikik maviliğine karışıyorlar. Her şey ne kadarda toz toprak…
Temmuz 1;
 Diplomayı aldım, öğrenci vasfını yitirdim. En azından öğrenciyim diyordum ya artık o da yok.  Hem yalnız, hem işsiz, hem de Vasıfsız biriyim, kabus gibi... Ailemin yanına dönmeyi düşünmüyorum bile. Kariyer yapmam lazım diyerekten İstanbul’da büyük bir üniversitenin yüksek lisans sınavlarını kazandım. Eylül Ekim gibi Mastır yapacağım. Boşluğa düşmeden, ben ne yapacağım ya demeden bunu hallettim çok şükür. Ama gerçekçi olmak gerekirse hayattan kaçıyor gibiyim, yalnız başaramamaktan korkuyorum. Zaten hayatta her şeyi hallediyorum da şu yalnızlığımı sikeyim bir kişi bile çıkmıyor karşıma, Çıkanları da ben siktim attım, Sanki Duygusal ilişki yaşayacağımız adam bolluğu var da gelenlerinde hayatımdan def ettim. hele ki son 3 ayda aşk, duygusallık, flört edeceğim kimse olmadı. Sürekli pastavillaaa hoppp buluş sikiş anca ona yarıyorlar.
Temmuz 15;
Tuhaf giden bir şeyler var. Kör Lakaplı eski ama çok eski, ilk ilişkimden hemen sonra tanıştığım, benim o bunalımlı,  az sikilmiş teyze modundan çıkana kadar yalnız bırakmayan, sonrada sadece telefonla ara sıra arayıp dostça konuştuğum alkolik adam 3 aydır aramıyor… İçime bir Kurt düştü. En son aradığında alkol den dolayı hastaydı. Benim yerime kimseyi koyamadığını, unutamadığını, çok sevdiğini söyleyip durdu.. Ala ala bende sarhoş gene bilinci kapalı diyerekten pek siklemedim. Bunları diyen adam bir daha aramadı bana da yeni dank etti aq. Akşam üzeri 21:00 gibi bir merhaba demek için ben aradım.
-Alo
-(tok, gür bir ses, titrek ve yitik duyguların esiriymiş gibi….amannn yaşlı bir amca işte olayı dramatizme etmeye gerek yok.)
-Efendim
-(emin olamadım o yüzden) Ömer….abi
-S.a
-???? A.S Ömer abiyi aramıştım ben.
-Abim Haberiniz yok sanırım….. Ömer abi birkaç aydır rahatsızdı başımız sağ olsun vefat etti…   
Yazarken bile o ana gidiyorum tüylerim şuan diken diken, gözlerimde yaş, ben ne yaptım ya?  Nasıl onu yalnız bıraktım… Bana karşı o kadar iyi davrandık ki o berbat günlerimde omzuna başımı yaslayıp ağladığım tek kişiydi. Hatta hayatım boyunca kötü günümde başımı yasladığım tek adama sırtımı çevirdim ben nasıl bir orospu çocuğuyum ha… Tarifi yok bu acının da, tırnağınız çekiliyor sanki sanki uyuşturmadan dişlerinizi söküyorlar. Birisi gelip kalbinizin oraya gıcırdayan bir yatak atıyor ve günlerce üzerinde dönüp dönüp duruyor işte. ne bileyim ya hayat çok boktan, hem de çok boktan dediğin anlar bunlar…

3 Ağustos;
Evi topladım. Birkaç güne her şeyin başladığı bu şehre, acılarıma sevdiklerime veda ederek gideceğim. İçim Çok buruk beni ne bekliyor bilmiyorum ama Sezen’in dediği gibi ‘’çalsın çalsın sazlar bu gece, alaturka başlasın, vurun İstanbul’un tellerine’’…


Kaderde Varsa Düzülmek Neye Yarar Üzülmek

Şok ŞOKşoK şoK, Bir Sohbet sitesinde 40 yaş,esmer, kıllı bir adamla tanıştım. Cam açmadık. Telefonları birbirimize verdik. Gece 1 de geldi. Asansörden bir çıktı  TESADÜFÜN bu kadarı olmaz, adam beni görünce ŞoKşOk Şok ŞoK. BENDE aynı şekilde. bir süre mala bağladım. Bununla muhabbetini yaptık. ''Sen ha, hiç aklımdan geçmezdi,'' aynı şekilde bende onun çıkacağını asla düşünmedim. ikizde aptala dönük. Çünkü gelen adam bizim ''Yumurtacı'',  Adam resmen benim ayağıma geldi. Demek ki kaderde varsa düzülmek neye yarar üzülmek...vücut kılları, göğüs kasları baldırları her şey mükemmeldi, Esmer güzeli, aleti ufaktı ama performansı mükemmeldi. Am salağın teki çıktı. Sevişmişyor ama her pozisyona girdi benimle. Yemin ederim Allah'tan başka bir şey isteseymişim kabul olacakmış demek ki. Detayları anlatacağım ama İstanbul'a gidiyorum Acelem var....

Bir Bardak Çayın Bir Sikim Hatırı Yok!


Pazar alışverişi için Arkadaşım ile evden çıktığımız sıradan bir gündü. Hava içimi titretecek kadar soğuktu. Pazar yeri oldukça kalabalık her tipten insanı içinde barındırıyordu. Geçen insanların yüzüne bakıyorum da arada birkaç tanesi paranın amını yolunu sikmiş ama pazardan vazgeçememiş köy peynirinin, ekmeğinin yerini iyi bilen insanlardı. Sebze meyve ağırlıklı alışverişimizi yaptıktan sonra sırf hoş birileri var mı diye birkaç kez daha dolanıp pazardan çıkıyorduk ki yumurtacının önünde durduk.  

Şuana kadar gayet sıradan bir gün, bir Pazar alışverişi oldu. Takı adamın o varoş görüntüsü altında gözlerinin içindeki ben hayatın ta kendisiyim ama ne çektik be ifadesi beni çarpana kadar. Kısık bakan gözleri konuşuyor adam susuyordu. Ben gözlerimi kaçırmaya çalışsam da bir şey onun gözlerine kilitliyor, Her defasında dönüp dönüp tekrar bakmama sebep oluyordu. Ve ben bu ıstıraba bir son verip koyuverdim kendimi daldım gözlerine. Bu sırada arkadaşımın ‘’ içimdeki gay,  alooo hangisinden alalım?’’ demesi ile kendime geldim. Soruyu algılayıp cevap vermem 3 saniye ‘’fark etmez’ ’. Normal şartlarda jetonu geç düşüp ‘’ onu alma bunu al, banane banane’’ derken İdrak kabiliyetinde son noktayı koymuştum.

Arkadaşımsa bir kırıtmalar, bir cıvıtmalar, bir yavşamalar anlatamam. Baktım adam elden gidiyor hemen olaya el attım.  Esprilerine girip bende az yavşayınca tekrar bu bana döndü. Alışveriş bitip paramızı verince adam ‘’çay içermişiniz dedi’’. Ben o kadar mala bağladım ki cevap veremedim. Veremediğim gibi arkadaşıma bakıp istemiyor edasında bilmem ki modun da davranınca oda haliyle ‘’hayır teşekkürler gidelim biz’’ dedi. İçimden senin ben amına koyayım cilvelenmeyede gelmiyor arkadaş diye söylendim. Giderken bile gözlerimi alamadım dönüp dönüp bakıyordum tabi oda bakıyordu. Belki de ne bakıyor lan bu götoş diyordu.
Aradan tam 1 hafta geçti ve ben yine yumurta almak için evden çıktım.  Yine ona gidiyordum giderkende toz pembe hayaller kuruyorum. Hani admaın ilki olcam, beraber yaşarız, o akşamları kahveye gider eve geldiğinde yemek yeriz oturur kitap okur, maço ama kültürlü maço style yani nasıl olcaksa artık işte öyle hayal dünyam içinde saçmalıyorum bende.

Neyse geldim bu bana ‘’Merhaba hoş geldin nasılsın abicim?’’ dedi.  Abicim kelimesinin altını çiziyorum… ‘’İyiyim teşekkürler siz nasılsınız? geçen hafta aldığımız yumurtalar çok güzeldi aynısından alabilir miyim?’’ dedim.  Maksat adam beni hatırlıyor mu anlamak. ‘’Vereyim abicim dedi ‘’sonra çay içer misin? diye sordu.   Sorarken gözlerini kısıp duruyor ya hipnoz oluyorum yemin ederim. Bende valla Para olsa adamdan bütün yumurtaları hatta kümesi de alırım o derece etkiliyor. Çayımız geldi birer sigara yaktık sohbete koyulduk. Ottan boktan şeyleri konuştuktan sonra bu başladı hayatını anlatmaya. 3 kez evlenmiş, şimdi 5 aylık çocuğu varmış, çok karı sikmiş, geçen günde masaj salonuna gitmiş. Karıya ‘’seni sikerim ama’’ demiş, karı ‘’yavaş gel olmaz’’ demiş.  Buda ‘’amına dil atayım o zaman’’ demiş.  Sohbetimizi gör işte o kadar sıkı fıkı olduk yani. 

Ben bu adam hakkında ne hayaller kuruyordum o ise bana neleri anlatıyor. İçim paramparça boynum önümde mp3 çalarımdan Sezen Aksu açıp evin yolunu tuttum. Artık yumurtaları ondan almayacağım, bana önce ümit sonra yol verdi.  Birde salak gibi üzülüyorum ya bir türlü vazgeçemedim şu huyumdan… 

İSMİ HAYAT OLAN BİRİNİ ÇATIR ÇATIR SİKMEK İSTİYORUM


00,56 zaman hiçbir şey ifade etmiyor.  Önce sakallarımı sonrada uzatmaya çalıştığım saçlarımı makasla kırptım. Aynaya baktıkça tiksiniyorum kendimden. Yaşıyorum her şeye inat, tadı tuzu olmayan yemek gibi hayat. ölmemek için besleniyorum. Herhangi birinin ''seni seviyorum'' demesine o kadar çok ihtiyacım var ki ve bir omuza ihtiyacım var fazlasıyla. Aslında sandığınız kadar üzgün değilim. 
Köpek gibi yalvarmak istiyorum ''gitme'' diye ama iç sesim;  ''lan mal zaten yalnızsın, neyin tribini kime atıyorsun'' diye söylenip duruyor. Her şeye rağmen gülüyorum ya gözlerim dolu dolu oluyor ve ben yine gülüyorum ya Allahım seni çok seviyorum ya Depresyona giriyorum çıkınca dönerim... (Sakallar Felan ölürsem hakkını helal et, Toparlıyamıyorum kendimi parça parçayım)

Namuslu Olacağım Derken Orospu Oldum Çıktım


Unutmuşum en son ne zaman Blogger’a girdim ve ne yazdım? Aman neyse ne,  Geri dönüp okumaya hiç niyetim de yok. Yemeği henüz bitirmiş dinlenirken, kafamın üzerinde bir ışık belirdi. Sonra söndü. Sevap borçlarımdan dolayı fikirlerim ve hayallerimi Tanrı kesti. İlham alamıyorum. İyice Ahlaktan, Dinden uzaklaştım. Hiç bu konulara girmeyeceğim. Şeytanla okey’e Dördüncü arar durumdayım. İlişki durumum da bok gibi.

En yakın gay arkadaşım askere gitti. Onu çok özlüyorum.  Kıçımda ki sivilcelere çare bulamıyorum. Bir gay arkadaşım Salatalık kabuğu koy dedi yaptım, diğeri Yoğurtla yapılan bir harç önerdi götüm bildiğin cacık oldu. Zaten Gaylar arasındaki diyaloğun yüzde sekseni kulaktan duyma yanlış bilgiler;

-Ahmet’in siki xl mış,
-Biliyor musun Ahmet’in siki iksir gibi miş,
-Ahmet’in sikinden ilaç yapıyorlarmış,
-Ahmet’in sikini götüne sürünce sivilcelerin geçiyormuş. He aq oldu…

Bizim burada bir hamam var. Gayler oraya gidiyormuş, arkadaşım içeri bir girmiş Altı kişi bir oğlanı sikiyor. Ulan fanteziye bak,  daha ben hayatımda İki kişilik gruplara giremedim millet altı kişinin hakkından geliyor. Ama nasıl? O kadar yarrak nereye gitti? Nasıl aldın yo yo nome consete solisyone koy göte Bence gayler çok abartıyor. Bizde şu hamamı merak edip bir bakalım dedik. Heyecan arıyoruz kendimize. Ama hani hoş biri çıkarsa da hamamda yapmasam da eve götürürüm. Nasılsa yerim var aq. Akşamüzeri saat Beş gibi çıktık yola. Öyle tenha,  öyle varoş, kuytu bir yerde ki;  Hamamda siken olmazsa O yolda siken biri çıkar emin olun. Yolda yürürken sürekli sağımdaki solumdaki ara sokaklara bakıyorum her an biri sikini uzatıp ağzımın ortasına vuracakmış gibi geliyor. Benim içime bir kuruntu düştü. Kendimi kötü hissetmeye başladım. Dedim ki; ‘dönsek mi’’? Hiç de sevmem böyle sonradan mıy mıy yapmayı. Ama çok huzursuz oldum. Bir yandan da içerisini merak ediyorum. Zaten yanımdaki arkadaş bana gazı veriyor. Sonra O cayacak gibi oluyor, ben gazı veriyorum. Vere vere o gazla sonunda hamamı bulduk.
 Pasajın içinde zemin katta bir yer. İçeri girdik, adamın birisi eşyaları koymak için anahtar verdi. Ben direk içeride ana holde oturan adamları şöyle bir süzdüm. Fena değiller hani. 2. Sınıf varoş bir hamam göre tipler iyi sayılacak cinsten. Üzerlerimizi değiştirip içeri doğru yürümeye başladık. İlk kapıdan sonra içeride küçük bir alana geldik. Burada kimse yok, aha dedim herhalde bom boş. Az daha yürüdük bir kapıdan daha geçtikten sonra hobaaaaaa partiye hoş geldin. İçerisi oluk oluk adam kaynıyor. Ona bakıyorum, buna bakıyorum, sağa bakıyorum, sola bakıyorum, göbek taşına bakıyorum her yer erkek. Göbek taşına oturduk. Başladı akbabalar etrafımızda dönmeye. Lakin şöyle alıcı gözüyle bakıyorum da;  bıyıklı, göbekli, iğrenç amcalar lan bunlar. Hele birisi götünde ki kıllar kadayıf olmuş, Allah’ın buruşuk muşambası bana bakıp bıyıklarını burkar. Hemen kankam kendine kese attırdı.   Yirmi dakika baş başa sohbet, kakara kikiri derken toz olduk oradan. Ama az daha 6 değil 9 kişi bizi sikecekti. Sonra gazetelere manşet olurduk Zeytinyağlı sabunlarda düşüş yaşandı sabun piyasası bir gecede battı diye. Çünkü bu adamlar biz olmasak paso kalıp sabun asılıp asılıp dururlardı… Bir hamam sefası böylece sona erdi…
Bunun dışında sakarlığım tavan yaptı. Evde elimi nereye sürsem kırıyorum. Tabağı ben kırsam sakar, doktor arkadaş kırsa nazar, Müdür arkadaş kırsa Bunu buraya kim koydu? Fedon kırsa telenta kunata kunata kunata tolesssssssssssss… En son tuvaletin çeşmesini kırdım.  O değil ev arkadaşlarım üzerine oturdum sandılar. Valla yapmadım etraf yarrak doluyken deli miyim kış günü buz gibi çeşmelere oturayım.  

Ayrıca Kampüsün kapısında duran güvenlikçi ortalıkta yok. Sanırım diğer kapıların birine verdiler adamı ya da Götüne tekmeyi vurmuşlardır bilemiyorum. Onun yasını tutamayacağım içimde.  Netten sürekli birileri ile tanışıyorum. Konuşuyorum lakin o kadar bezmişim ki İki çift kelamdan sonra hemen bırakıyorum, bazen de;
   - slm
   -slm, çok affedersin. Kedim ishal olmuş evin her yerine attırıyor. Hemen çıkmam lazım özür by…

 Böyle işte. Murat diye Kırk yaşında, kıllı, esmer ve yakışıklı bir adam ile tanıştım.
amaç seks;
- düzenli görüşebileceğim arkadaş arayışı.
-Tamam, bana uyar.
-Yer yok sende
-var canım.
-Ok cam açalım o zaman
-ok  msn ne ?

siktimdikinekoşturbenimkine ile görüntülü arama başlatılıyor......
Aramayı bitir (alt+q)
   
-Tekrar merhaba,
-Mrb çok hoşssun,
- sende öyle, mimiklerin hareketlerin tam benim aradığım gibi.
-Ok  görüşelim o zaman
-yer ……..
-tel: 0854545054956246  
-ok 30-35 dk. ya oradayım.  

Adam geldi bir şeyler içtik falan derken hemen yakınlaştık. Voltaj yüksek hacı çekiyor anla işte. Sonra soyundu, aman Allah’ım muhteşem bir fizik. Kıllar falan harika. Aleti hiç sormayın. Yazın xl yedim xl yedim diye ortalıkta dört dönüyordum ya, O xlarge değil large miş.  Özür diliyor yanlışımı düzeltiyorum Ablalar Abiler.  Ondan önce yediklerim de Medium muş zaten. Bu adam gittikten sonra hayatımda ilk defa biri beni sikti diyebilirim. Sonrasında adam İki saat hiç durmadan makine gibi çalıştı. Lakin sevişmiyormuş geri zekâlı. Ben adamı görünce camda sormayı falan unuttum aq. Neyse sevişme olmayınca bende her şey bitiyor. Ben bu adamı bir daha aramadım. Gerzek çok ısrar etti, bende çok Abaza’ydım.  Kimse ile Üç hafta takılmadım. Masturbasyonda sadece  Beş kez yaptım yapmadım.  Dedim ‘’gel ‘’ zaten düzenli seks partneri arıyordum. Bulamadım diye başkada bakmak istemiyorum.  Hemen sımsıkı sarıldım gene bunun sikine. Adam inanılmaz tecrübeli beni yerden yere vurdu. Tavana koydu, aldı masaya koydu, sanki odadaki eşyaların yerini değiştiriyor. Alıyor beni o köşeye koyuyor, beğenmiyor diğer köşeye koyuyor, yok olmadı deyip ortaya yere yatırıyor. O değil evde götümün değmediği eşya kalmadı aq… Bu adam ile gündelikçi gibi temizliklere gitsek benim göt çok eskir ama paranın amını yolunu sikeriz…

Dördüncü buluşmadan sonra bir daha görüşmemek için hep işim var deyip başımdan saldım. Artık aramıyor.  Adam iyi, hoş,  tam âşık olacağım bir tip. Hatta sohbeti de çok keyifli. Lakin ne sevişiyor, ne dalgayı elliyor, nede pasif oluyor.  Bildiğin sikip sikip gidiyor. Hakkını yemeyeyim o yaşta o performans yok arkadaş, gerçekten yok. . Her neyse iyice orospuluğun dibine vurdum.  Aşk aşk diye ölen benim hayatım, bu aralar delik-penis ilişkisinden ibaret. En son aradığım partneri buldum. Ankara’da son yılım gidene kadar yalnızca onunla görüşeceğim. Benim çok beğendiğim biriydi.  Hem de ap  +sevişme duygusallık olamaz aramızda. Aşka inancı yok. Lakin haftada Bir onunla görüşüyorum. Şimdi vicdan olarak da kendimi çok rahat hissediyorum. Kesin karar aldım gidene kadar arayış yapmıyorum. Çünkü okul bittikten sonra nereye yerleşeceğim ve ne yapacağım? Bunlar belli olmadan bir ilişkiye başlayamam.

Bu gün çift kişilik yatağım gene kırıldı.  Bu son adamla ap olan ile bu gün yatağın bacağını kırdık. Ona dedim ki ‘’bana yatak borcun var’’ oda tamam yenisini alırım affedersin dedi. Hâlbuki yatağı ondan önceki adam kırmıştı. O nada söyledim ‘’bana yatak borcun var’’ diye oda alırım demişti.  Halbuki yatağı ben ve diğer ev arkadaşım üzerinde tepişirken kırmıştık. Anlayacağınız yakında İki tane çift kişilik yatak sahibi olup ‘’siktikbal’’ diye shop center açabilirim. Sakıp Sabancı’da çorap satarak başlamıştı zaten…

ŞANS TOPU


Kampüste, sınavımdan çıktıktan sonra akşama program yaptık. lezbiyen arkadaşlarla görüşmek için evin yolunu tuttum. Sezen dinleyerek aheste aheste yürüyordum. Girişteki güvenlik adamla çok sık kesişiyoruz. Şöyle uzun boylu, esmer, atletik giydiği o siyah pantolon iri baldır ve kalçasını ortaya çıkarıyor, onu her gördüğümde iştahım kabarıyordu. Birde gözlerini kısıp bakması yok mu?  Bugün yanında arkadaşı vardı. Onunla lak lak ediyor, bir yandan gözünün ucu ile beni kesiyordu. Benimde baktığımı fark etti olsa gerek, gözlerimin içine içine on saniye baktıktan sonra tebessüm etti. Kafamı çevirdim. Hıh der gibi bende bir eda, bir naz, bir götü kalkıklık elimde mendilim olsa Üsküdar’a gider iken misali…  Adamın bakışlarını daha önce önemsemedim ama bu oyunlar beni ona karşı aşırı düşünmeye sevk etti.
Duşumu alıp evde oyalandıktan sonra akşam 18.00 gibi çıktım. Bizim lezbiyen dünya tatlısı Üç öğretmen arkadaşla bir mekâna gittik. Daha sonra Ev arkadaşlarımda geldi. Eski dostlardan İki gay daha çağırdık, biraları söyledik, hep beraber hoş, güzel bir sohbete koyulduk. Uzun zamandır böyle bir şeyde yapmıyordum. Sınav üstü bana iyi moral oldu…

Bu arada Kapıdaki güvenliği tavlamayı düşünüyorum, deneyeceğim bakalım neler olacak. Bunun dışında gelen eski dostlardan birisi benim ilk ilişki yaşadığım, ilk aşkım, bana çok acı çektiren adama denk gelmiş konuşmuşlar. Beni sormuş beyefendi; ‘’İcimdeki gay neler yapıyor? Ona karşı çok mahcup oldum. Çok haksızlık ettim. Benim için Ankara ya geldi, onu burada tek başına bıraktım. Nasıl ulaşabilirim acaba’’? Arkadaşımda; ‘’O çok iyi, sevgilisi var. Çok mutlu o yüzden facebook v.s kullanmıyor. Hattını da değiştirmiş ulaşılamıyor kendisine ve sana karşı içinde bir kırıntı, öfke de yok zaten.  Unuttu seni demiş’’. Ohhhhhhhhhh nasıl rahatladım anlatamam. Ben 5 yıldır bunları o şeytan suratlı şeyden duymayı beklemiştim. Değerimi sonunda anladı godoş herif. Benim onun için yaptıklarımı nasılsa bir başka salak yapmaz. Herkes bu kadar gözü kara değil. Arkadaşımla da çok uzun zamandır görüşmüyordum. Onu çok takdir ettim. ‘’Ağzına sağlık iyi ki böyle dedin’’ diye söyledim. Nasıl mutlu oldum anlatamam…

O değil uzun vade yaşadığım adamlar tek tek arıyor, hepsi pişman, hepsi bir şans istiyor. Siz benim gecelerimi gündüzlerimi alt üst edin, benim gözyaşlarım süzülürken siz gününüzü gün edin, sonra bir şans deyin. Bu kadar basit mi bu?  Ben ilişkimiz bitmesin diye mücadele ederken, kendimi parçalarken yüzüme bakmadınız. Siz gayet iyi bir şekilde sadece’’ bir şans veriri misin’’? Şans topu muyum lan ben?  Orospu çocukları…

LAR

Sınavlar, Sınavlar, Sınavlar... Başkada bir bok yok... Ha birde aylık Beşyüz TL iş buldum. Ama anamdan emdiğim süt burnumdan geliyor. Buz gibi bir alanda  çalışıyorum. Kardan adam olsa sikerim böyle yeri deyip istifa eder o derece soğuk. Buzhane leyn...

AYNI PERDE


Bu gece Gabile den biriyle tanıştım, Ankara’dan bir öğretmen, az laflayıp hemen msn’e geçtik. O kadar kafa bir adam ki,  sohbet esnasında yaşanan gülme krizleri, aynı zevkler ve tercihler…  , ne olduysa geleceğe dair planlardan bahsettikten sonra, gerçek adıma kadar söyleyip markete sigara alamaya gittim. Geri döndüğümde kankam işten gelmişti. Sevgilisine cam açacaktı. Benimde kameram güzel gösterdiği için odama daldı. Bende tam o sırada Ankaralıya cam açacaktım beni birde en paspal halimle görsün istedim. '' iki dk cam açayım kamerayı sana vereceğim'' dedim ,  Kankam msn’de ki fotoyu görünce ‘’aa ben bu adamı tanıyorum, çok ukala ama çok hoş’’ dedi. Bende cam açmadan onun bu söylediğini Ankaralıya söyledim. Hatta ev arkadaşımın da kankası bu adamla reelde buluşmuş.  Ankaralıda bana ‘’sen yalancısın’’ dedi. Bir dünya zırvaladı. Neymiş söylediğim her şey yalanmış. ‘’sen ne saçmalıyorsun ya’’  ‘’neyse kalsın bol şans’’ dedi ve sildi.

Şuan bu yazıyı da öyle nefret ve sinirle yazıyorum ki, aslında öfkem ona değil kendime. Defalarca darbe yememe rağmen güzel şeyler olabilir diye o kadar ümit bağladım ki. İnanılmaz hayal kırıklığına uğradım. Birde o ‘’yalan söyledin’’ demesi anama bacıma sövmüş gibi geldi. Öyle ki tek kelime bile yalan konuşmadım. Hayatımızı birbirimize tüm çıplaklığı ile anlatmıştık. Kırıldım, hem de çok, kuyruğuna basılmış köpekler gibiyim canım çok yanıyor. Hayatta böyle orospu çocukları varken ben daha çok kırılırım. Kaç kere dedim’’ akıllandım bir daha asla kanmayacağım, hemen ümitlenmeyeceğim ama ne oldu gene salak gibi hemen mutluluğun hayaline sımsıkı sarıldım ve yine aynı perde. Acayip üzgünüm, sanki 40 yıllık sevgilimden ayrıldım. Kendime çok kızıyorum hem de çok.

 Aslında Onu elde etmesini çok iyi bilirim, orospuluğun dibine vurur, yalan konuşur sikişimi yapar evime dönerdim. Ama ben bu değilim, tüm çıplaklığım ile karşındaydım, en masum, en savunmasız halimle durdum, beni çok kötü yakaladın coni, senin hayatını sikeyim ben amcık suratlı, çocuk katili piç, sana ne kadar sövsem azdır… Ağlıyorum götoş herif ama göz yaşlarım sana değil kendime akıyor...