İSMİ HAYAT OLAN BİRİNİ ÇATIR ÇATIR SİKMEK İSTİYORUM


00,56 zaman hiçbir şey ifade etmiyor.  Önce sakallarımı sonrada uzatmaya çalıştığım saçlarımı makasla kırptım. Aynaya baktıkça tiksiniyorum kendimden. Yaşıyorum her şeye inat, tadı tuzu olmayan yemek gibi hayat. ölmemek için besleniyorum. Herhangi birinin ''seni seviyorum'' demesine o kadar çok ihtiyacım var ki ve bir omuza ihtiyacım var fazlasıyla. Aslında sandığınız kadar üzgün değilim. 
Köpek gibi yalvarmak istiyorum ''gitme'' diye ama iç sesim;  ''lan mal zaten yalnızsın, neyin tribini kime atıyorsun'' diye söylenip duruyor. Her şeye rağmen gülüyorum ya gözlerim dolu dolu oluyor ve ben yine gülüyorum ya Allahım seni çok seviyorum ya Depresyona giriyorum çıkınca dönerim... (Sakallar Felan ölürsem hakkını helal et, Toparlıyamıyorum kendimi parça parçayım)

Namuslu Olacağım Derken Orospu Oldum Çıktım


Unutmuşum en son ne zaman Blogger’a girdim ve ne yazdım? Aman neyse ne,  Geri dönüp okumaya hiç niyetim de yok. Yemeği henüz bitirmiş dinlenirken, kafamın üzerinde bir ışık belirdi. Sonra söndü. Sevap borçlarımdan dolayı fikirlerim ve hayallerimi Tanrı kesti. İlham alamıyorum. İyice Ahlaktan, Dinden uzaklaştım. Hiç bu konulara girmeyeceğim. Şeytanla okey’e Dördüncü arar durumdayım. İlişki durumum da bok gibi.

En yakın gay arkadaşım askere gitti. Onu çok özlüyorum.  Kıçımda ki sivilcelere çare bulamıyorum. Bir gay arkadaşım Salatalık kabuğu koy dedi yaptım, diğeri Yoğurtla yapılan bir harç önerdi götüm bildiğin cacık oldu. Zaten Gaylar arasındaki diyaloğun yüzde sekseni kulaktan duyma yanlış bilgiler;

-Ahmet’in siki xl mış,
-Biliyor musun Ahmet’in siki iksir gibi miş,
-Ahmet’in sikinden ilaç yapıyorlarmış,
-Ahmet’in sikini götüne sürünce sivilcelerin geçiyormuş. He aq oldu…

Bizim burada bir hamam var. Gayler oraya gidiyormuş, arkadaşım içeri bir girmiş Altı kişi bir oğlanı sikiyor. Ulan fanteziye bak,  daha ben hayatımda İki kişilik gruplara giremedim millet altı kişinin hakkından geliyor. Ama nasıl? O kadar yarrak nereye gitti? Nasıl aldın yo yo nome consete solisyone koy göte Bence gayler çok abartıyor. Bizde şu hamamı merak edip bir bakalım dedik. Heyecan arıyoruz kendimize. Ama hani hoş biri çıkarsa da hamamda yapmasam da eve götürürüm. Nasılsa yerim var aq. Akşamüzeri saat Beş gibi çıktık yola. Öyle tenha,  öyle varoş, kuytu bir yerde ki;  Hamamda siken olmazsa O yolda siken biri çıkar emin olun. Yolda yürürken sürekli sağımdaki solumdaki ara sokaklara bakıyorum her an biri sikini uzatıp ağzımın ortasına vuracakmış gibi geliyor. Benim içime bir kuruntu düştü. Kendimi kötü hissetmeye başladım. Dedim ki; ‘dönsek mi’’? Hiç de sevmem böyle sonradan mıy mıy yapmayı. Ama çok huzursuz oldum. Bir yandan da içerisini merak ediyorum. Zaten yanımdaki arkadaş bana gazı veriyor. Sonra O cayacak gibi oluyor, ben gazı veriyorum. Vere vere o gazla sonunda hamamı bulduk.
 Pasajın içinde zemin katta bir yer. İçeri girdik, adamın birisi eşyaları koymak için anahtar verdi. Ben direk içeride ana holde oturan adamları şöyle bir süzdüm. Fena değiller hani. 2. Sınıf varoş bir hamam göre tipler iyi sayılacak cinsten. Üzerlerimizi değiştirip içeri doğru yürümeye başladık. İlk kapıdan sonra içeride küçük bir alana geldik. Burada kimse yok, aha dedim herhalde bom boş. Az daha yürüdük bir kapıdan daha geçtikten sonra hobaaaaaa partiye hoş geldin. İçerisi oluk oluk adam kaynıyor. Ona bakıyorum, buna bakıyorum, sağa bakıyorum, sola bakıyorum, göbek taşına bakıyorum her yer erkek. Göbek taşına oturduk. Başladı akbabalar etrafımızda dönmeye. Lakin şöyle alıcı gözüyle bakıyorum da;  bıyıklı, göbekli, iğrenç amcalar lan bunlar. Hele birisi götünde ki kıllar kadayıf olmuş, Allah’ın buruşuk muşambası bana bakıp bıyıklarını burkar. Hemen kankam kendine kese attırdı.   Yirmi dakika baş başa sohbet, kakara kikiri derken toz olduk oradan. Ama az daha 6 değil 9 kişi bizi sikecekti. Sonra gazetelere manşet olurduk Zeytinyağlı sabunlarda düşüş yaşandı sabun piyasası bir gecede battı diye. Çünkü bu adamlar biz olmasak paso kalıp sabun asılıp asılıp dururlardı… Bir hamam sefası böylece sona erdi…
Bunun dışında sakarlığım tavan yaptı. Evde elimi nereye sürsem kırıyorum. Tabağı ben kırsam sakar, doktor arkadaş kırsa nazar, Müdür arkadaş kırsa Bunu buraya kim koydu? Fedon kırsa telenta kunata kunata kunata tolesssssssssssss… En son tuvaletin çeşmesini kırdım.  O değil ev arkadaşlarım üzerine oturdum sandılar. Valla yapmadım etraf yarrak doluyken deli miyim kış günü buz gibi çeşmelere oturayım.  

Ayrıca Kampüsün kapısında duran güvenlikçi ortalıkta yok. Sanırım diğer kapıların birine verdiler adamı ya da Götüne tekmeyi vurmuşlardır bilemiyorum. Onun yasını tutamayacağım içimde.  Netten sürekli birileri ile tanışıyorum. Konuşuyorum lakin o kadar bezmişim ki İki çift kelamdan sonra hemen bırakıyorum, bazen de;
   - slm
   -slm, çok affedersin. Kedim ishal olmuş evin her yerine attırıyor. Hemen çıkmam lazım özür by…

 Böyle işte. Murat diye Kırk yaşında, kıllı, esmer ve yakışıklı bir adam ile tanıştım.
amaç seks;
- düzenli görüşebileceğim arkadaş arayışı.
-Tamam, bana uyar.
-Yer yok sende
-var canım.
-Ok cam açalım o zaman
-ok  msn ne ?

siktimdikinekoşturbenimkine ile görüntülü arama başlatılıyor......
Aramayı bitir (alt+q)
   
-Tekrar merhaba,
-Mrb çok hoşssun,
- sende öyle, mimiklerin hareketlerin tam benim aradığım gibi.
-Ok  görüşelim o zaman
-yer ……..
-tel: 0854545054956246  
-ok 30-35 dk. ya oradayım.  

Adam geldi bir şeyler içtik falan derken hemen yakınlaştık. Voltaj yüksek hacı çekiyor anla işte. Sonra soyundu, aman Allah’ım muhteşem bir fizik. Kıllar falan harika. Aleti hiç sormayın. Yazın xl yedim xl yedim diye ortalıkta dört dönüyordum ya, O xlarge değil large miş.  Özür diliyor yanlışımı düzeltiyorum Ablalar Abiler.  Ondan önce yediklerim de Medium muş zaten. Bu adam gittikten sonra hayatımda ilk defa biri beni sikti diyebilirim. Sonrasında adam İki saat hiç durmadan makine gibi çalıştı. Lakin sevişmiyormuş geri zekâlı. Ben adamı görünce camda sormayı falan unuttum aq. Neyse sevişme olmayınca bende her şey bitiyor. Ben bu adamı bir daha aramadım. Gerzek çok ısrar etti, bende çok Abaza’ydım.  Kimse ile Üç hafta takılmadım. Masturbasyonda sadece  Beş kez yaptım yapmadım.  Dedim ‘’gel ‘’ zaten düzenli seks partneri arıyordum. Bulamadım diye başkada bakmak istemiyorum.  Hemen sımsıkı sarıldım gene bunun sikine. Adam inanılmaz tecrübeli beni yerden yere vurdu. Tavana koydu, aldı masaya koydu, sanki odadaki eşyaların yerini değiştiriyor. Alıyor beni o köşeye koyuyor, beğenmiyor diğer köşeye koyuyor, yok olmadı deyip ortaya yere yatırıyor. O değil evde götümün değmediği eşya kalmadı aq… Bu adam ile gündelikçi gibi temizliklere gitsek benim göt çok eskir ama paranın amını yolunu sikeriz…

Dördüncü buluşmadan sonra bir daha görüşmemek için hep işim var deyip başımdan saldım. Artık aramıyor.  Adam iyi, hoş,  tam âşık olacağım bir tip. Hatta sohbeti de çok keyifli. Lakin ne sevişiyor, ne dalgayı elliyor, nede pasif oluyor.  Bildiğin sikip sikip gidiyor. Hakkını yemeyeyim o yaşta o performans yok arkadaş, gerçekten yok. . Her neyse iyice orospuluğun dibine vurdum.  Aşk aşk diye ölen benim hayatım, bu aralar delik-penis ilişkisinden ibaret. En son aradığım partneri buldum. Ankara’da son yılım gidene kadar yalnızca onunla görüşeceğim. Benim çok beğendiğim biriydi.  Hem de ap  +sevişme duygusallık olamaz aramızda. Aşka inancı yok. Lakin haftada Bir onunla görüşüyorum. Şimdi vicdan olarak da kendimi çok rahat hissediyorum. Kesin karar aldım gidene kadar arayış yapmıyorum. Çünkü okul bittikten sonra nereye yerleşeceğim ve ne yapacağım? Bunlar belli olmadan bir ilişkiye başlayamam.

Bu gün çift kişilik yatağım gene kırıldı.  Bu son adamla ap olan ile bu gün yatağın bacağını kırdık. Ona dedim ki ‘’bana yatak borcun var’’ oda tamam yenisini alırım affedersin dedi. Hâlbuki yatağı ondan önceki adam kırmıştı. O nada söyledim ‘’bana yatak borcun var’’ diye oda alırım demişti.  Halbuki yatağı ben ve diğer ev arkadaşım üzerinde tepişirken kırmıştık. Anlayacağınız yakında İki tane çift kişilik yatak sahibi olup ‘’siktikbal’’ diye shop center açabilirim. Sakıp Sabancı’da çorap satarak başlamıştı zaten…

ŞANS TOPU


Kampüste, sınavımdan çıktıktan sonra akşama program yaptık. lezbiyen arkadaşlarla görüşmek için evin yolunu tuttum. Sezen dinleyerek aheste aheste yürüyordum. Girişteki güvenlik adamla çok sık kesişiyoruz. Şöyle uzun boylu, esmer, atletik giydiği o siyah pantolon iri baldır ve kalçasını ortaya çıkarıyor, onu her gördüğümde iştahım kabarıyordu. Birde gözlerini kısıp bakması yok mu?  Bugün yanında arkadaşı vardı. Onunla lak lak ediyor, bir yandan gözünün ucu ile beni kesiyordu. Benimde baktığımı fark etti olsa gerek, gözlerimin içine içine on saniye baktıktan sonra tebessüm etti. Kafamı çevirdim. Hıh der gibi bende bir eda, bir naz, bir götü kalkıklık elimde mendilim olsa Üsküdar’a gider iken misali…  Adamın bakışlarını daha önce önemsemedim ama bu oyunlar beni ona karşı aşırı düşünmeye sevk etti.
Duşumu alıp evde oyalandıktan sonra akşam 18.00 gibi çıktım. Bizim lezbiyen dünya tatlısı Üç öğretmen arkadaşla bir mekâna gittik. Daha sonra Ev arkadaşlarımda geldi. Eski dostlardan İki gay daha çağırdık, biraları söyledik, hep beraber hoş, güzel bir sohbete koyulduk. Uzun zamandır böyle bir şeyde yapmıyordum. Sınav üstü bana iyi moral oldu…

Bu arada Kapıdaki güvenliği tavlamayı düşünüyorum, deneyeceğim bakalım neler olacak. Bunun dışında gelen eski dostlardan birisi benim ilk ilişki yaşadığım, ilk aşkım, bana çok acı çektiren adama denk gelmiş konuşmuşlar. Beni sormuş beyefendi; ‘’İcimdeki gay neler yapıyor? Ona karşı çok mahcup oldum. Çok haksızlık ettim. Benim için Ankara ya geldi, onu burada tek başına bıraktım. Nasıl ulaşabilirim acaba’’? Arkadaşımda; ‘’O çok iyi, sevgilisi var. Çok mutlu o yüzden facebook v.s kullanmıyor. Hattını da değiştirmiş ulaşılamıyor kendisine ve sana karşı içinde bir kırıntı, öfke de yok zaten.  Unuttu seni demiş’’. Ohhhhhhhhhh nasıl rahatladım anlatamam. Ben 5 yıldır bunları o şeytan suratlı şeyden duymayı beklemiştim. Değerimi sonunda anladı godoş herif. Benim onun için yaptıklarımı nasılsa bir başka salak yapmaz. Herkes bu kadar gözü kara değil. Arkadaşımla da çok uzun zamandır görüşmüyordum. Onu çok takdir ettim. ‘’Ağzına sağlık iyi ki böyle dedin’’ diye söyledim. Nasıl mutlu oldum anlatamam…

O değil uzun vade yaşadığım adamlar tek tek arıyor, hepsi pişman, hepsi bir şans istiyor. Siz benim gecelerimi gündüzlerimi alt üst edin, benim gözyaşlarım süzülürken siz gününüzü gün edin, sonra bir şans deyin. Bu kadar basit mi bu?  Ben ilişkimiz bitmesin diye mücadele ederken, kendimi parçalarken yüzüme bakmadınız. Siz gayet iyi bir şekilde sadece’’ bir şans veriri misin’’? Şans topu muyum lan ben?  Orospu çocukları…

LAR

Sınavlar, Sınavlar, Sınavlar... Başkada bir bok yok... Ha birde aylık Beşyüz TL iş buldum. Ama anamdan emdiğim süt burnumdan geliyor. Buz gibi bir alanda  çalışıyorum. Kardan adam olsa sikerim böyle yeri deyip istifa eder o derece soğuk. Buzhane leyn...

AYNI PERDE


Bu gece Gabile den biriyle tanıştım, Ankara’dan bir öğretmen, az laflayıp hemen msn’e geçtik. O kadar kafa bir adam ki,  sohbet esnasında yaşanan gülme krizleri, aynı zevkler ve tercihler…  , ne olduysa geleceğe dair planlardan bahsettikten sonra, gerçek adıma kadar söyleyip markete sigara alamaya gittim. Geri döndüğümde kankam işten gelmişti. Sevgilisine cam açacaktı. Benimde kameram güzel gösterdiği için odama daldı. Bende tam o sırada Ankaralıya cam açacaktım beni birde en paspal halimle görsün istedim. '' iki dk cam açayım kamerayı sana vereceğim'' dedim ,  Kankam msn’de ki fotoyu görünce ‘’aa ben bu adamı tanıyorum, çok ukala ama çok hoş’’ dedi. Bende cam açmadan onun bu söylediğini Ankaralıya söyledim. Hatta ev arkadaşımın da kankası bu adamla reelde buluşmuş.  Ankaralıda bana ‘’sen yalancısın’’ dedi. Bir dünya zırvaladı. Neymiş söylediğim her şey yalanmış. ‘’sen ne saçmalıyorsun ya’’  ‘’neyse kalsın bol şans’’ dedi ve sildi.

Şuan bu yazıyı da öyle nefret ve sinirle yazıyorum ki, aslında öfkem ona değil kendime. Defalarca darbe yememe rağmen güzel şeyler olabilir diye o kadar ümit bağladım ki. İnanılmaz hayal kırıklığına uğradım. Birde o ‘’yalan söyledin’’ demesi anama bacıma sövmüş gibi geldi. Öyle ki tek kelime bile yalan konuşmadım. Hayatımızı birbirimize tüm çıplaklığı ile anlatmıştık. Kırıldım, hem de çok, kuyruğuna basılmış köpekler gibiyim canım çok yanıyor. Hayatta böyle orospu çocukları varken ben daha çok kırılırım. Kaç kere dedim’’ akıllandım bir daha asla kanmayacağım, hemen ümitlenmeyeceğim ama ne oldu gene salak gibi hemen mutluluğun hayaline sımsıkı sarıldım ve yine aynı perde. Acayip üzgünüm, sanki 40 yıllık sevgilimden ayrıldım. Kendime çok kızıyorum hem de çok.

 Aslında Onu elde etmesini çok iyi bilirim, orospuluğun dibine vurur, yalan konuşur sikişimi yapar evime dönerdim. Ama ben bu değilim, tüm çıplaklığım ile karşındaydım, en masum, en savunmasız halimle durdum, beni çok kötü yakaladın coni, senin hayatını sikeyim ben amcık suratlı, çocuk katili piç, sana ne kadar sövsem azdır… Ağlıyorum götoş herif ama göz yaşlarım sana değil kendime akıyor...


SAKLI AŞK


Acının boğazımda düğümlendiği her an yitip gitmekte ömür. Sere serpe çarşaflar üzerinde tükenmekte aşk. Temizlikten uzakta, en batak kuytularda anlık zevklere esir düşmüş aşk, kurumuş göz pınarlarında, duyguların köreldiği muhitlerde, varoş kelimeler arasında aşk. Yasak sevdalarda oluk oluk kanayan yaralarda aşk. Bir koğuşun duvarında ve bir gardiyanın elindeki zarfta saklı, Dalgalanmış denize bakan gözlerde, üşümüş ellerde, bir ağacın kuru, çatlak kabuğunda,   çiftçinin ekininde, ananın yavrusunda, çobanın türküsünde saklı aşk. Göç yollarında tükenmiş bir ömürde, bayram sabahında çocukların mendillerinde saklı aşk. Dervişin diline düşmüş, hakkın sevdasına adanmış aşk. Dikenleri güle döndüren, gülleri bülbüle düşüren aşk;   benimde yüreğimi çöz, esaretinin bedeli ödemekle bitmiyor…


ADI HAYATMIŞ



Hepimizin hayat ile iniş çıkışları oluyor. Hatta bazen inişlerden çıkışlara fırsat kalmıyor. Ama hayat öyle bir içine alıyor, öyle bir sarıyor ki, hani sevdikleriniz ile ayrılıp, köşe bir yerde tek başınıza bol köpüklü bir kahve içersiniz ya işte o kahveyi aslında siz hayata ısmarlamışsınızdır. İlk buluşmanız hayat ile ilk tanışmanızdır… O kahvenin 40 yıllık hatırına hayat da sizi sımsıkı sarar sinesine çeker siker de siker…

Yâda Bazen toplu taşıma araçlarına binmek için paranız çıkmazda evin yolunu elleriniz cebinizde melankolik bir halde yürüyerek geçmeye çalışırsınız ya, işte o yol hayat ile ilk randevunuzdur. O hiç bitmeyecek gibi olan yol, aslında hayat ile sonunu kestirmediğin, bir gün diye başlayan tozpembe hayallerin yoludur…

Kimisinin bir yakının vefatının cenazesinde ilk kez karşısına çıkar. Bizi yasa boğan çok sevdiğimiz kişi tahtalı köyü boylamışken hayat oradadır. Tam karşınızda durur, herkes size başsağlığı dilerken O, herkesin bir gün öleceğini, güçlü olman gerektiğini söyler. Büyük ve derin bir acı içindeyken ona sımsıkı sarılırsın gözyaşlarına boğulur ve isyan etmeye başlarsın.  Hayat ile tanışmamız hepimizin farklı şekillerde olmuştur.

Bundan sonra siz ve hayat  başbaşasınızdır. Kocaman bir şehide kafanızdaki birçok soruya takılarak yönünüzü bulmanız gerekmektedir. Aslında defalarca karşınıza çıkan lakin yakından hiç tanımadığınız hayat ile yüzleşmek yerine Bu aşamada yapacağınız şey içinizdeki gay'ı dinleyip, koku alma duyusu olarak kullandığınız, bazen ’de stres atmak için karıştırmaya yarayan burnunuzu devreye sokarak en yakınınızdaki daşşak kokusunu alıp bulduğunuz 2 top bir sike sımsıkı sarılmak olacak. . Oysa tutunmak gerekliydi hayata hemde sımsıkı bir şekilde…O iyi bir dost iyi bir arkadaştı bize, sevgisizlere, görebilen gözlere…

İyi anılar zamanda kötü anılar ise yürekte derin izler bırakır. İşte o derin izleri yaşarken hayat ile karşılaşırız. Bazen randevumuza geç kalırız ama hayat hep orada, siz daha gelmeden beklemeye koyulmuştur…


BEN KÖŞE LAMBASI DEĞİL, SEVGİ İSTİYORUM...


Merhamet, bir kere içinize işledi mi çıkmıyor.  İhtiyacınız olan şey sevgi ve aşk ise bütün dünya nimetleri boş gelir size..  İyi insan yüreği ile düşünür  ona aptal denir. kötü insan aklı ile düşünür ona zeki denir, her ikisini kullananlara ise biz aptallar ve zekiler dahi diyoruz.   
Bedenin nasıl suya ve oksijene ihtiyacı varsa bazı insanlarında kalplerinin sevgiye öyle ihtiyacı vardır. Antalyalı ile bayrama Üç gün kala görüştük. Adam hafta sonu yanıma geldi. Beraber güzel bir gece geçirdik. Ertesi gün gez dolaş yapacak bir şey bulamayınca alışveriş merkezlerine gidelim diye tutturdu. Her girdiğimiz mağazadan kendine bir şey aldı. Aynı şekilde benimde bir şeyler almamı istedi. Lakin benim için parasını çarçur etmesini istemiyordum.  Bir mağazada köşe lambası beğendim. Fiyatı ikiyüz küsürdü. Tutturdu alalım diye, içimden geçirdim ‘’alsın aq sana ne’’, sonra adamın gözlerinin içine baktım, yüreğini gördüm. Beni mutlu etmek için çırpınıyordu. Hemen kolundan tutup çektim ‘’yürü gidelim, benim odama bu çok büyük’’ deyip zar zor da olsa caydırdım. Beni mutlu etmek isteyen insanları kullanamam. Onların bu çabası zaten beni çok mutlu ediyor, ben köşe lambası değil sevgi istiyorum. İşte diyeceğim o ki; eğer ruhunuza fahişelik işlemediyse ve merhametliyseniz sizden bir bok olmaz.

Antalyalı ile bir dünya bayram tatili planı yaptık. Sözde bayramı beraber geçirecektik ama yanımdan gittikten sonra bir daha ne aradı ne sordu. Ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Belki Antalya Ankara yolu arasınada TEMA’ nın ağaç dikim seferberliğine katıldı. Sonrada ayağına takılan taş yüzünden yuvarlanıp uçuruma düştü. AKUT kurtarma ekiplerinin tüm çabalarına rağmen parçalanmış cesedine ulaşılamadı.  En masum düşüncem şuan için böyle. Onun yüzünden Bütün bayramı evde bekleyerek geçirdim. Ardından kendime ya biri yoksa dedim, ya tüm hayatın boyunca yaşarsan ve kimse beklemiyor olursa, bunun gibi piçler yüzünden her bayramı ya böyle bekleyerek geçirirsem.  Anlayacağınız ‘’deveye diken insana siken’’…O değil de ölmeden abajuru alaydı iyiydi…
Sırf o abajura para verip benim için masraf yaptı diye belki bu salak, sonradan görme götoş herif bayram tatili için yanıma gelirdi… Yarrak var gibi gene acıdım, gözlerinin içinde yüreğini görmüş müyüm neyim,  yürek değildi o, ebenin amıydı…. Oturdum götümün üstüne, bütün bayram kocası askere gidince doğurmuş karılar gibi mörül mörül gözlerim yollarda bekledim…
Şimdilerde arayışta değilim, hiçbir şeyde istemiyorum. Yalnızlığımla mutluyum. Odamın karanlığı güneş gibi bana, içsel hesaplaşmalarla boğuşuyorum. 

TAŞŞAKLARI GÜL KOKAN YARİM


Çok mesafeler kat ettim ama olmadı. İstanbullu ile Üç harika gün geçirdikten sonra Ankara’ya dönüş için bilet aldım. Kendisinin arkadaşları ile toplantısı olduğu için akşam On otobüsüne beni uğurlayamadı. Problemde değildi, Anlayışla karşıladım. Lakin beni Ankara’ya döndükten iki gün sonra ‘’vardın mı? İyiminsin?’’ diye aradı… Sanki Tibet’e gidiyorum aq. Aradan İki gün geçmiş adam beni arıyor. Bende ‘’yok canım otobüs Nepal da rötar yaptı. 2 gün sonra ancak inecek’’ dedim. ‘’Ne’’ dedi, ‘’bi siktir git ya’’ deyip yüzüne kapadım telefonu… 

  Arkasından tekrar aramalar, mesajlar v.s vs. bitirdim. Sonrası koca bir boşluk. Uzun süredir hiçbir şey ile uğraşmak istemiyorum. Her gün mutlaka Üç posta asılıyorum. Boşaldıktan sonra kendimi yatağa atıp etraftaki peçetelere bakıyorum. Arkadaşlarım duymasın diye sessizce devam eden porno filmi az önce beni içine almışken şimdi bana çok uzak geliyor, kafamı tavana dikiyorum. Duş almakta olan komşumun banyoda çaldığı ıslık ve fayanslara vuran şapır şupur su sesi geliyor kulağıma. Ve uzun zamandır boy abdesti almadığımı fark ediyorum.Hiçbir şey düşünmediğim anda ne kadar berbat bir halde olduğumu anlıyorum. Bu Ankara’daki 5. Yılım ve birçok ilişki yaşadım. Tek gecelik birlikteliklerin bana bıraktığı; sabah kalktığımda boynumda taşıdığım iz ve birbirimize attığımız doğmayacak olan piçler. Elime geçen hiçbir şey yok.  Hayır her sikiştiğimden  yirmi tl  alsaydım şimdi Ataköy'de bir yata, Tarabya'da bir kata sahip olurdum...  Duygusal bir bir birliktelik umuduyla her gördüğüm erkeğe sarılacağıma Kerhanede çalışıyor olsaydım devletin dış borçlarını kapatır, Otuz iki çocuk evlatlık alıp bir aşiret kurabilirdim. Aşka olan inancımı tamamen kaybetmiş durumdayım. Onun kılı, bunun yumağı, bunun adonisi bunun baldırı, bunun siki, bunun sümüğü  derken bende Serdar Ortaç gibi gecelerin adamı oldum. 

Her zaman hayatımda biri olsun, benimle ilgilensin, sahip çıksın, arasın, sorsun, Gerekirse sabah O işe giderken arabası ile beni okuluma bıraksın. Akşamüzeri iş çıkışlarında havanın yağmurlu olduğu günlerde beni şemsiyesi ile okulun önünde beklesin, evimize gittiğimizde ben ıslanmayayım diye şemsiyenin büyük kısmını bana yığdığı için omuzları hafif nemlenmiş paltosunu çıkarıp dudaklarına öpücük kondurayım, ona yemek hazırlayayım, beraber gülelim, beraber ağlayalım, beraber manavdan alışveriş yapalım istedim. Ben ona seni çok seviyorum dediğimde gözlerindeki ışıltı bana cevabı olsun istedim. Hastalandığında ona çorba hazırlayıp, sabahlara kadar uyumadan başında bekleyeceğim biri olsun istedim. Hani birazda kabul ediyorum ev erkeği ruhu taşıyorum…  Sevgilim hayatta karşı güçsüz düştüğünde ona sımsıkı sarılıp ‘’ben ölene kadar yanındayım seninleyim korkma’’ demeyi çok istiyordum. Ama olmadı olmuyor artık daha da zorlaştı. Çünkü devamlı biriyle sikişip, daha iyisi çıkar mı? Düşüncesi benliğimi sardı ve çok sıradan bir hal haline geldi.  Ahlak dışı olarak görmüyorum önüme gelene götümü siktirmeyi. Eskiden sadece ’’ ben duygusal bir birliktelik istiyorum uyar mı?’’ derdim. ‘’Evet’’ dediği anda fotosunu bile görmeden, görünüş bile sormadan sohbete günlerce devam edebilirdim. Şimdi ilk sorduğum soru;  slm, görünüş, arayış ne oldu.  Acısını kalbimde taşıdığım, Sezen Aksu’nun her şarkısında aklıma getirdiğim, tek ilişkim ilk aşkım oldu. Ve o meymenetsiz sikik herifin hayatımın sonuna kadar anılarını ruhumda taşımak istemiyorum. 

Yeniden âşık olmak istiyorum. Yeniden birini kaybedince ölecekmişim hissine kapılmak istiyorum ve ben yeniden onun gözlerini gözümün önüne getirdiğimde yüzüme yerleşecek aptal gülümsemeyi yaşamak istiyorum. Yaşama bağlanıp dik durmak istiyorum. Yoksa bu gidişle Guinnes rekorlar Kitabında  Türkiye'ye ait 78. rekor domalma olacak...

Adam Sikip Attı İşte Bu Kadar Basit


Ayrıldıktan sonra çok kısmetlerim vardı onları değerlendireceğim. Bunlardan biri Antalyalı Şirket sahibi Fettah, Ankara’ya geldi çok zengin bok gibi parası var. Yani para bok. Benim memelerimi sömürdü durdu. Adam da meme fetishi var.  Çok zengin olduğu içinde aklı ile değil de parası ile etkilemeye çalıştı durdu. Sana bunu alalım, sana şunu alalım, sürekli böyle. Ben İtalya’ya yerleşeceğim benimle yaşarmısın vs neyse Antalya’ya döndü. Ben mesajlarına cevap vermedim.

Şimdi günde bir kez arar yok Yunanistan’a tatile gidelim, yok buraya gidelim. Sürekli böyle bende dedim ki ‘’biraz zaman ver’’.  Hiç uğraşamam böyle adamlarla diye düşünürken lan ben ne diyorum o Şehir’den bu Şehir’e gitmek için para bulamıyorum adam bana gel yurtdışını gezelim diyor. Şöyle bir silkelendim ‘ senin gözlerin sürmelimi, çok bakımlısın be Fettah, valla senden çok hoşlanıyorum. Tatile nereye gideceğiz? Canım ya biraz uzaklaşalım, kafa dinleyelim ikimiz. Sana yeni çamaşırlarımı göstereceğim'' diyerekten yapıştım adama. Zamkla duvara fotoğraf yapıştırırsın ya sökmek için yırtman gerekir. Valla kimse beni sökemez öyle geçirdim tırnaklarımı. Sıvayı, duvarı sökerim yerinden… Yolacağım aq.  İliğini sömüreceğim. Bunca yıl bedavaya verdimde ne oldu?  Yolacağım anasını avradını sikeyim ya… Yeter lann bu ne aq????  Aşk istiyorum, evlenmek istiyorum diye diye 79 kiloya düştüm. Götüme giyecek donum yok. Kamu hizmeti mi veriyoruz lan burada. Babasının hayratına kimse 1 bardak su vermezken, ben kuruttum burada kendimi 48 yaşındaki adamlarla aaaaaaaaaaaaa azım köpürdü sinirden valla.Sigara içiçemmmölkdsafkiğkgsdaj...oorops çoçukları
şggdjkadgoagd

Veterinerden ses seda yok lakin veterinerin en yakın arkadaşı ile benim Kankam telefonda konuşmuş. Adam buna ‘’eee arkadaşın çok şey kaybetti.  Geleceği için veterinerin çok yardımı olacaktı’’ böyle bir havalanmalar, bir kasılmalar sanki ben değersiz, boş, geri zekâlı biriymişim de bir yere gelmek için onun yardımına ihtiyacım varmış gibi konuşmuş. Bu sözleri Kankamdan duyunca ayrıldığıma çok sevindim. Her neyse ya koy götüne gitsin. Adam sikti sikti bıraktı işte bu kadar basit uzatmanın anlamı yok…   
Okul hakkında süper iki gelişme oldu uzun uzun yazamayacağım şimdi es geç bunu… Antalyalı şöyle köşede dura dursun;  İstanbul’dan bir sevgili adayım var onun yanına gidiyorum.  İstanbullu  çok duygusal On yıllık İlişkisi Bitmiş, belki bizim bir şansımız olur.  Adam sürekli arayıp soruyor her şey çok güzel gidiyor. Bu sefer olacak sanırım ama daha ilk görüşmemiz olacak yarın yola çıkacağım...