17 Mart 2012 Cumartesi

İNSANLIĞIN SUSTUĞU AN...Naif,Temkinli,Melankolik

Sevgilimden ayrıldım, Ankara’ya geldim, hiç görüşmesem de ''o bu şehirde nefes alıyor ve osuruyor'' diyerekten bende bu şehirde kalmayı tercih ettim. Bu şehir, ahhh bu şehir, sana ilk izlenimlerimi anlatayım.Bir Başkent Karman çorman, Cumhuriyetimizin sahip olduğu değerleri bir kenara al, gerisini çöpe at zaten  gerisini bilmene gerek yok, sıradan her şehirde olan krolar, tepeler, yöresel yemekler, cadde, sokak başkada bir bok yok.


Bu şehirde tanıdığım ilk gay Emre Blue oldu, ayrıldığım moruk ile ortak arkadaşımdı. O bana çok destek oldu acılarımı paylaşarak atlatmamı sağladı. Kendime olan güvensizliğimi yok edip özgüven sahibi bir insan haline getirdi. Lavman yapmanın inceliklerinden, gay âlemine kadar her şeyi öğretti, Zor zamanlarda annem, babam, kardeşim oldu benim. Daha uzun anlatmak isterdim ama bu yazıyı okuyup götü kalksın istemiyorum…


Sevgilimden ayrıldıktan sonra biriyle beraber olmak istemiyordum çünkü bekâret bana namus gibi geliyordu, biri onu benden almıştı hem de değmeyecek biri. Kendimi dul 3 çocuk annesi bir kadın gibi hissediyordum. Ama bu şekilde yaşamak çok zordu, kafamın içinde ‘’beni neden aldattı, salak yerine koydu, diğerlerinde ne vardı ’da ben ona yetmedim, bu kadar basit, pislik aşağılık biriyle nasıl olabildim'’ soruları beynimi sikiyor, sürekli kafamı kurcalıyor, uykularım kaçıyordu. İlk yıl okula başladım bu sorunlarla uğraşıp dururken bir ev tuttum. Cebimdeki paranın hepsini oraya verdim. gay olarak bir öğrenci yurdu içerisinde rahat yaşayamayacağımı biliyordum. Hele ki bu bunalımda sürekli ağlarken, gecenin geç saatlerinde kendimi hıçkırıklar içinde dışarı atarken bu çok zor hatta olanaksızdı. Zaten birkaç yurda başvurmuştum. Gece çalışıp gündüz okumayı düşündüğüm için yurt müdürleri uyku saatlerimin diğer öğrencilerle uymayacağını ve bunun soruna sebep olacağını düşünerek beni geri çevirmişlerdi, sözde cemaatçi yavşaklar sürüsü, hepsi benim suratıma bakıp tüm o yalandan, masum ve acır gibi bakışlarının altındaki ‘’benim sikimde değil kardeşim başının çaresine bak’’ mesajı belli oluyordu. Neyse evimi tutmuştum anahtarımı alıp evime girdim o gece başımı soktuğum için çok şanslıydım, bu arada 2 gün ev aradım. Otogarda yatıyordum. Ama sonunda güzel bir ev tutmuştum, ilk gece evime girdim fakat hem elektrik, hem su kesikti ve yatacak bir yer yoktu. Paramda olmadığı için 1 hafta ceketimi serip tahtaların üstünde yattım. Bu dramatik durum acımı kat kat arttırıyor, kendi kendime bunlara o sebep oldu düşüncesini kafamın içinden atamıyordum. 3 ay içerisinde ufaktan ufağa her şeyimi halletmiştim 1 halı 1 çekyat tabak çanak bardak v.s bu süre zarfında bu kadar yokluk içinde aşk acısı çekmek beni daha kötü hale getirmişti.


Ama böle bir ortamda bu kadar ıstırapta olup, yokluk içindeyken tek başıma olmak, ona olan nefretimi kat kat artırmıştı. En kötüsü de 31 çekmek için tek bildiğim malzeme bu moruğun hayaliydi. Neyse kafamdaki bu gelgitlerden kurtulmak için karar almıştım biriyle yatacaktım. Zaten 5 ayda kendime 2. El bir masa üstü ayarlamıştım. Aynı zamanda işte bulmuş gece çalışıyor gündüz okuyordum. Arkadaşım Gabile diye siteyi öğretti. Oradan hemen kendime birini buldum. Tercihi, tipi önemli değildi. Aklımdaki şu soruyu çözmem gerekiyordu ‘’ en azından başkaları ile yatan bir pislik benim sevgilim olamazdı’’, kendimi böyle bir pisliğe kullandırmak gücüme gidiyordu, başkaları ile yatarak onun gibi olacaktım. Böylece bu; acımı dindirecekti. Planım buydu. Neyse adam geldi bıyıklı, yaşlı, kısa boylu, sıska, biriydi, eve aldım az konuştuk. Adamın tek derdi sikip gitmekti. Zaten benim istediğimde buydu. Oldukça iğrenç, basit, sıradan olmalıydı. Fazla konuşmadan üzerime atladı. Çünkü ben utangaç utangaç, yeni yetme karı gibi duruyordum. Baktı benden icraat çıkmayacak hemen o üzerime atladı. Sonra biraz öpüşme ve devamında spermlerini içime bırakıp gitmişti. Kapıdan çıktı, arkasına bile bakmadı. Kapıyı örttüm, birkaç adım ilerledim kendimde bir değişiklik varmı diye düşünürken hıçkıra hıçkıra ağlayarak yere düştüm. Evet, kendimde bir değişiklik vardı; ben de sıradan basit ilişkiler yaşayan pislik bir insandım. ‘’bana bunu nasıl yaptın, senin yüzünden bir başkası ile oldum, al işte bu bedene bir başkası sahip oldu’’ diye hıçkıra hıçkıra böyle 30 dakika, yerde susuz kalmış, kenara atılmış balık gibi kıvrandım durdum. 


Geceleri işten dönünce alkole abanıyordum ayık olmak canımı yakıyordu. Bir süre böyle geçti. Biri gidiyor biri geliyordu tanımadığım, hiç konuşmadığım, buram buram ter kokan insanlar evime girip çıkıyordu. Herkes ’de ona benzeyen bir şeyler arıyordum. Kaşı, gözü, vücut kılları, elleri herkeste onu hayal ediyordum, artık ilişki yaşadığım insanlarla içiyor, sarhoş oluyor ve öyle birlikte oluyordum. Hayatın bu kadar Orospu olabileceğini, bu kadar gaddar ve acımasız olabileceğini hiç düşünmemiştim, öğleki bir gün ilk rakı masasında çok sarhoş olmuştum. Ayağa kalktığımda yere düşüp sızmıştım. Uyandığımda fark ettim ki karşımdaki benim bu çaresiz halime sahip olmak istemiş ve başarmıştı da. Daha sonra  Körle tanıştım uzun süre onunla, sadece onunla devam ettim. Bir şekilde 1 yıl içerisinde bu bunalımlı sürecimi atlattım. Ama benden ve hayatımdan çok şey kaybetmiştim. 


Bana bu kadar berbat günler yaşatan bir insanı asla affetmeyi düşünmedim ve bu konu burada kapandı. Körden sonra Kaan ile tanıştım. Harika bir insandı âşık değildim ama çok iyi anlaşıyorduk. Onu çok seviyordum. Bu arada kendime arkadaşlar edindim. Emre Blue beni Silenceface As ile tanıştırdı, ilk gördüğümde bu çocuk bana çok havalı, gıcık biri olarak gelmişti. Sonra onu yakından tanıdığımda, içinde hiç havası olmayan patlak bir lastik gibi geldi. Üstelik oda benim gibi olgunlardan hoşlanıyordu ortak yanımızda çoktu. Böylece aileye bir kişiyi daha dâhil ettim. Bu arada ev arkadaşım da aynı fakülteden bir gay arkadaşımdı onunla 2, yıl tanıştım acılarımızı her şeyimizi bu 3’ lü ile paylaşır olduk. Artık Sex And City deki kızlar gibiydik. Hayatın tüm acımasızlığına rağmen beraber olduğumuz için tanrıya sonsuz şükranlarımı iletiyorum Amen.


Bundan sonra hayatıma birkaç arkadaş daha dâhil ettim. ama yedek oyuncular olarak hayatımda yerlerini almış olan bu kişilerin haricinde bu 3 asil Emre Blue, Silence as ,Oğuz can ,her maçta aynı sahayı paylaşıp mücadele ettiğim takım arkadaşlarım oldu… Sana bundan sonra olanları her gün akşam yazacağım. Biliyorum çok olay çok maceramı ve çok karakteri atladım ama geç başladığım bu yazılarıma hayatımın bundan sonrasını dahil ederek seninle paylaşacağım.

1 yorum:

Melodram dedi ki...

Oha diyorum artık, modern çağın mecnunu mu desem bilemedim şimdi, nasıl sevmişsin öyle...

Resmen adamın yaptığı pislikler yüzünden kendinden intikam almışsın.:(

En azından yazının sonu güzel bitti, insanın gerçek bir dostu olduğu sürece başka hiç bir şeye gereksinim duymuyor.