17 Mart 2012 Cumartesi

PARDON BU NE KADAR?

Gecenin karanlığı fahişe bedenime bir is gibi çökmüşken, ruhumun yeni sahibini hayal ederek sabahı piç ettim. Gün ağarmak üzere ve sabaha kadar seviştiğim sigara, tadını dudaklarımda bırakmıştı.Herkes soğuk yatağından sıcak bir tenin yumuşaklığına veda ederek evinden çıkarken ben, o sıcaklığına özlem duyduğum teni bulabilmek için otogarın yolunu tutmuştum. Mavinin ve güneşin en güzel durduğu dışarıdan cennet içeriden can pazarı olan bir kentin günahkar delikanlısı kediler diyarı Ankara'ya ayak basmıştı. Uzun paltosu, atkısı ve kır saçları ile 40 da bir delikanlıydı. Onunla kablolardan oluşan bir dünyada 1 hafta konuştuktan sonra sevebilme umudu içimi bürümüştü. Arzuluyordum, istiyorum, aslında birbirimizin fahişesi olmak için yanıp tutuşuyorduk.
Evimize geldik beraber kahvaltı yaptıktan sonra odamıza çekildik. Karşılıklı birbirimize ilişkimizin ücretinden bahsettik yani sıradan ilişkilerden, uzun vadeli ilişkilerden, aşktan, eski aşklardan, benim ne kadar iyi ne kadar harika bir insan olduğumu dile getirdi. Bir fahişe benimle pazarlık yapıyordu. Sanırım ücret az geldi olsa gerek ki kafasının karışık olduğunu, daha sonra tekrar geleceğini ona gitmesi için izin vermem gerektiğini söyledi. Bende hoşgörü abidesi olarak anlayışla karşılayıp pek bir şey sormadan onu tekrar otogara bıraktım, eve geri dönüp uyudum şimdi ise sana yazıyorum ve birazdan otogarın yolunu tutup, Ankara da başka bir fahişenin yanına gidip yine aşktan uzun uzun konuşup, belki orospuluğun dibine vurup, içimdeki hayalleri arzuları yıkan insanlardan intikam alırcasına ona bol keseden ücret ödeyip sabaha kadar düzmeyi düşünüyorum. aslında fahişe olan ben değilim bu dünya. BENSE BİR FAHİŞENİN İÇİNDE AŞK VE SEVGİ ARAMAYA DEVAM EDİYORUM.NE YAZIK BANA SEVGİ İLE BAKMASINI DÜŞÜNDÜĞÜM GÖZLERDE YALNIZCA, BAŞKALARI İÇİN AKAN DAMLALARIN TUZU KALMIŞTI.

Hiç yorum yok: