23 Mart 2012 Cuma

NEREDE OLDUĞUNU ÖNEMSEMİYORSAN KAYBOLMUŞ SAYILMAZSIN

NEREDE OLDUĞUNU ÖNEMSEMİYORSAN KAYBOLMUŞ SAYILMAZSIN

İstanbul'da yaşadığım süre zarfında bu koca şehirde hep nasıl kirlenmeden temiz kalırım diye düşündüm durdum. O kadar çok çaba sarf ettim ki sonunda payıma düşen kader bana içinden 
tertemiz çıktığım şehirde bir aşk yaşattı beni uzaklaraAnkara ya sürükledi. Yıllarca dev apartman gölgelerinin altında piç kurularının, orospu çocuklarının nağmeleri eşliğinde namusunla yaşa, sonunda gel Ankara’ya önüne gelene götünü siktir. Acın dinsin diye yüzüne bakmayacağın adamlara domal dur.
Nerede ilahi adalet.Canımızı yakanlar, sevdiklerimiz, uğruna ölmek istediğim insanlar hepsi birer birer siktiler, hem de en sert şekilde hayat gibi en sert biçimde hiç acımadan durmadan siktiler.

Bugün elime çocukluktan kalma misketlerim geçti, içinde gökkuşağının her rengini barındıran tertemiz duran camgözler geçti. Çocukluğum en temiz haliyle gözlerimin önünde canlandı, duramadım, dayanamadım, çok ağladım hem de çok. Birer birer avuçlarımdan düşürdüm misketlerimi. Avuçlarıma sığmayan bilyeler şimdi ellerimin içinde leblebi gibi kalıyordu. O zaman yalnızca toprak bulaşmış ellerimin kokusu geldi aklıma. Çoçukken ağladığım şeyler; abilerin gelip misketlerimi almasıydı, arkadaşlarım mahalle bakkalından istediklerini alırken benim, alamamamdı, kokulu Arı maya silgimin, arabalı kalemtıraşımın olmayışıydı, düşündüm o kadar sevgisizliğin içinde benim üzüldüğüm şeyler bunlardı, zaten alışmıştım şefkatsizliğe. Şimdiyse Büyüdüm misketlerim küçüldü, hayallerim gibi onlarda küçüldü, yaptıklarımdan utandığımda insanların önünde olduğum gibi onlarda küçüldü ve ben hala küçük bir çoçuk gibi bulamadığım o sevgiyi şevkati farklı biçimde arar oldum. 

Elveda çocukluğum, elveda demeye hiç fırsatım olmadı sana. Büyürken avuçlarımdan düşen misketleri hiç fark etmedim. Bir yol gibi hayat, büyüdükçe uzaklaşıyorsun çocukluğundan, hatıralardan ,yaşamdan, aldığın nefes bile kısalıyor sanki., oysa ben sadece dolaşmak için çıkmıştım evimden , karşıma çıkan yeni yollara girip yürüdükçe çocukluğumdan hayallerimden sevdiklerimden o kadar uzaklaşmışım ki, geri dönmek imkansız gibi bekçiler vardı sokaklarda. Zamandı adı, Dündü adı, hiçbir an bırakmadılar hep geç kaldın dediler. Geç kalmışım büyümüşüm. Sevgi istemeye, Şefkat istemeye geç kalmışım. Ben bunlara sahip olmadan, benden bunları isteyecek bir kadınla evlenmemi bekleyen aileme sormak isterdim nasıl olacak bu diye.

Korkardım ölümden hep. Büyümeden, yaşamadan ölmekten korkardım, şimdiyse bırak gelsin ölüm üzerime, soğukluğu sarsın bedenimi, birde imam soksun kıçımıza dikenli dalların pamuğunu. Hiç öldüğünde yüzü gülen insan gördün mü?, Payıma düşen kader sana diyeyim bu ağlayan yürek gecenin bir yarısı bir gün susacak o zaman bende güleceğim, öldüğünde gülen insanlar gibi.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Bir bayanim belki ilgini cekmem ama sen benim ilgimi cektin . Seni tanimak cok isterim cunku ben hayatimda bu kadar gulmedim ya da aglamadim . O kadar guzel yazmissin ki ... Seni gercekten canli dinlemek tanimak cok isterim tabi sende istersen .... :)

İçimdekigay dedi ki...

Teşekkür ederim. Neden olmasın...

ERKUT dedi ki...

yaşadıklarını ifade ediş tarzın etkileyici. akıcı ve sıkılmadan okunacak bir tarzın var.

İçimdekigay dedi ki...

Teşekkür ederim Erkut hotmail yada gmail adresimden bana ulaşabilirsin. Hotmail adresimi daha sık kullanıyorum gmaillere biraz geç dönüyorum bilginize...